Ahmet Şenpolat

Röportaj

Röportaj

Avukat Ahmet Kemal Şenpolat ile yapılan bir röportaj

Öncelikle kendinizden bahseder misiniz? Ne iş yapıyorsunuz? Hayvanlarla ilgilenmeye ne zaman başladınız?

Av. Ahmet Kemal Şenpolat İstanbul Barosu Hayvan Hakları Komisyonu Başkanı Hayvan Hakları Türkiye Aktif Güç Birliği Platformu ( HAYTAP ) Hukuk Danışmanıyım. Hayvanlarla değil tüm canlarla doğduğumdan beri ilgilenmeyi bırakın onlarla beraber yaşıyorum. Bu çünkü ilgilenilecek bir hobi değildir , yaşam tarzıdır , merhamettir , vefadır. Sesleri solukları çıkmayan ağaçların da , doğanın da , gözü çıkarılmış bir eşeğin ve üzerine benzin dökülmüş bir köpeğin de hakkının savunulmasıdır.

Şu fotoğrafları gördükten sonra itin kedinin eşeğin n avukatı olmak gururdur , sessiz kalarak şeytanın avukatı olmaktansa !

Türkiye’de sokakta yaşayan hayvanlarla ilgili tabloyu anlatmanızı istesem nasıl anlatırsınız?

Kesinlikle korkunç. Herkes gözlerini kapatmış , olayın sadece pet boyutu -pembe haber boyutu ile ilgileniyor. Daha sonra o canların başına ne geliyor , onlara ne oluyor kısmı ile hikayeleri dinlemek , okumak , görmek bile istemiyorlar. Herkes narkozda kalıp yaşamayı çıplak gerçeklerle karşılaşmaya yeğ tutuyor.

Bir avuç gönüllüye de HAYVANSEVER damgası yapıştırıp nasıl olsa birileri bu işle ilgileniyor , birileri bu hayvanları koruyor diyor. Başına kötü bir olay geldiğinde de derneklere şikayette bulunup elini ayağını daha sonradan çekiyor.hiç düşünmüyor ki o derneklerin parası pulu var mı ? onların gücü nereye kadar ?…bir kaç gün üzülüp kaldığı narkotik -uyuşturulmuş yaşamına devam ediyor..sokaktaki canlar ise kendi kaderleri ile tabii ki baş başa kalıyor..ya belediye ( ideolijisi hiç fark etmez) zehirliyor ya halk tekmeliyor ya da vatandaş tahliye davası açmak için mahkemelerde koşturuyor..onlar da kanatlanıp uçamayacağına göre en masum ve suçsuz tavırlarıyla dertlerini anlatmaya çalışıyorlar , gözleriyle , kuyrukları ile..bakmasını değil görmesini bilenlere tabii ki..

Zaten kim hayvanlara kötülük yapmışsa ister belediyeci olsun ister vatandaş , dikkat edin sonraki hayatında hep bir felaket ve uğursuzlukla karşılaşmıştır.

Türkiye’de hayvan hakları yasası neler söylüyor? Ne kadarı hayata geçmiş durumda?

Dikkatinizi çekerim bu yasanın adı hayvan hakları yasası değil..hayvanları koruma yasası.daha doğrusu sakın koru-ma yasası.! Düzenlenen metin belki çok güzel ama yaptırımlar , denetim ve uygulama olmayınca hiçbir etkisi yok..

Düşünün bir hayvana tecavüz edeceksiniz , üzerine benzin döküp sadist duygularınızı tatmin edeceksiniz , ya da belediye olarak topluca zehirleyip can çekiştireceksiniz , soykırım yapacaksınız , sonra da cezanız yakalanırsanız belki 250 YTL olacak.böyle yaptırım olur mu ? idari para cezası ile bu eylem kabahat olarak değerlendirilebilir mi ? bu fiil suç değildir denilebilir mi ? öyle ki failler kafasını kopartıp ağaca astıkları her köpek , gözünü çıkardıkları sesi soluğu çıkmayan her eşek için bu parayı devletin kasasına ödeyecekler..devlet de size bu parayla kaldırım taşınızı değiştirecek..böylesine traji komik bir durum bu.

Ya da sahipli hayvan ile sahipsiz hayvana verilen cezalar arasında ayırım yapacak..evdeki kedi can çekişince başka ceza , sokaktaki kedi zehirlenince daha farklı ceza..yasa hayvanlara “mal” olarak bakmaya devam ettiği ve bu hayvanlara “can” olarak bakmak istemediği sürece bu hayvanlar biz insanlardan daha çoooook eziyet , merhametsizlik , vefasızlık ve şaklabanlık görürler !

İşte Edirne..tarih 21.yy..ülke ise her zaman şikayet ettiğimiz Çin değil..!

http://www.bgd.org.tr/yao/edirne/index.html

Gelişmiş ülkelerle Türkiye’yi kıyaslayabilir misiniz?

Alın Kanada.onlar da fokları katlediyorlar.alın İspanya boğalara neler yapıyorlar..alın Almanya Hollanda bizden kaçırdıkları sokak kedisi köpeklerin kürkünü markalayıp bizlere satıyorlar, deney yapıyorlar.. .alın Çin..kedi köpek kürkü üretiminde vahşetin ulaştığı insanlığın tükendiği son nokta.ve Japonya..balinalara yunuslara yapılan işkence dayanılır gibi değil..tabi batının uygarlığı daha incelmiş..bizdeki ise kaba.o gizli saklı el altından yapıyor..bizdeki göstererek..daha ilkel.sokak ortasında.böbürlenerek..

Yine de onlardaki yasalar ve düzenlemeler hatta eğitim sistemi bizdekinden çok çok daha iyi..halk doğasına sahip çıkıyor..bunu kabul etmek lazım.bizdeki hayvanat bahçeleri ile barınaklar arasındaki farkı bile anlayamazsınız..hepsi ölüm ve işkence kampı.itlafın resmi olarak yapıldığı yerler..yüzyıllık meşeleri , göknarları kesin bakalım , batıda toplum nasıl ayaklanır.burada hayvana tecavüz edin..ormanları katledin günübirlik üzüntüler görürsünüz..sonra sayfa çevrilir şıkıdım haberlerle ömür tüketirsiniz.

Bu yasa ya değişecek , ya değişecek.bu görüntülerin vicdan hesaplaşması ile yaşayamayız. Yaptırımı olacak ki ne idari memur ne vatandaş bu kadar kolay hayvanlar üzerinden ne ticaret , ne politika ne de katliam yapabilsin.

Ülkede Yaşanan toplu hayvan katliamlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

.eskiden atalarımız örneğin İstanbulda mızrakları saplayıp yaralı olarak çuvala doldurdukları kedileri köpekleri adalara atmışlar.hayvanları açlık ve susuzlukla birbirlerine parçalatmışlar.onların iniltileri ta Bostancı- Kartal sahilinden duyulmuş..kimileri de yüzerek bu sahillere ulaşmaya kurtulmaya çalışmışlar.daha sonra belediyeler ve zabıta müdürleri..hangi idealojiden ya da partiden olursa olsun hepsi tüm kedi köpek katliamını vermiş hiçbirisinin siyasi parti programında böyle bir çalışmaya yer verilmemiş ve iktidara geldiklerinde de adeata haşeratla mücadele eder gibi tüfekle vurmuş ya da zehirlemişlerdir..böyle bir nesilden geliyoruz.böyle ana babalardan geliyoruz..ürün de bu.!

Ama bizler inat ettik bu zihniyeti değiştireceğiz..dünyaya rezil oluyoruz .bir insanoğlu düşününki köpeklerin ellerini bağlıyor ve teceavüz ediyor , sesi soluğu çıkmayan eşeğin gözlerini bıçakla oyuyor..ko-medya ise bunları göstermemek ve duyurmamak için elinden geleni yapıp hala insanlara pembe haber veriyor..tüm dünya ayaklanmış 7 Nisan’da yine Ankara’ya geliyor..biz hala itle kediyle uğraşan çılgın hayvan severler önyargısından kurtulamıyoruz..

Elinde çekiç olanın her şeyi çivi olarak görmeye devam ettiği bir zihniyet olabilir mi ?

Sizce insanlar hayvanlara yardım etmek için neler yapabilir?

GELİN CANLAR BİR OLALIM.!

Gelin beraber çözelim.yoksa bu bir grup insanın tekelinde değil.örgütlenip çoğalamazsak, aramıza yeni ve doğru insanlar katamazsak böyle gelmiş böyle gidecek..biz insanları basın ve tv yolu ile eğitmeye çalışıyoruz.

Öteyandan hayvansever kavramının karşıtı da asla insan sevmez değildir..bu önyargıdan kurtulalım..en yakınlarındaki derneklerle vakıflarla işbirliği yapsınlar..internet gruplarına girsinler ..üye olsunlar.Formalite yok , kefil yok , beklemek yok.internet gruplarını ,web sitelerini birkaç ay izlesinler..sonra herkes kendisine yapabileceği bir iş bulabilir..herkesin işi gücü var , herkesin zamanı kısıtlı.ama isteyen , gönül veren durumun vehametini anlayan , narkozdan çıkmak isteyen bize ulaşsın..Üzerine vazife olmayan işlere de bulaşsın !

Projeleriniz neler?

Biz İSTANBUL BAROSU HAYVAN HAKLARI KOMİSYONU ve Hayvan Hakları Türkiye Aktif Güç Birliği Platformu ( HAYTAP ) olarak mevcut koru-ma yasasını değiştirmek için TBMM ye başvuruyoruz . yasanın hayvanların HAKLARINI savunan ve koruyan bir yasa olması için öneri götürüyoruz.bu önerinin kabul edilmesi için medyadan destek bekliyoruz ve bu sayfaları çeviren insanların günübirlik haberlerine konu olmak istemiyoruz..hayvanların haklarını kabul etmezseniz zihniyet devrimini gerçekleştiremezsiniz..yasayı olabildiğince etkili hale getirmek ve Türk halkına yaraşır uygar bir hale getirmek hedefimiz..sadece yasa yetmiyor tabiî ki bu bir zihniyet değişimi..onun için herkesi yardıma çağırıyoruz..özellikle basını..Orada kimse var mı diye haykırdığımızı duymalarını istiyoruz .

7 Nisan’daki yürüyüşle hedefledikleriniz neler?

Yetkililerin ilgisiz, ilgililerin de bilgisiz olduğu bu mücadeleyi sesi soluğu çıkmayanlar adına duyurmak.televizyonlarda , radyolarda arabesk görüntülerin olduğu , mankenlerin cirit attığı , dedikodularla hayat tükettiği bir yaşamda bitkisel hayattan çıkmaları için elimizi uzatıyoruz.birkaç saat zaman ayırın ne kaybedersiniz.! Onların dili ve sesi olun.

O canların sahip oldukları sadece bir nefes , bir soluk hepsi o !

Av. Ahmet Kemal Şenpolat

Tüm Canların Avukatı
İstanbul Barosu Hayvan Hakları Komisyonu Başkanı

Ahmet Şenpolat

More in Ahmet Şenpolat