Ahmet Şenpolat

Yasa Eksiklikleri

Yasa Eksiklikleri

Özellikle aşağıdaki hususlar üzerinde durulmasını hayvan severlerin değil özellikle “hayvanların hakları” açısından önemle rica ediyoruz.

1- TÜRKİYE ‘CEZA HUKUKU SİSTEMİNDE KABAHATLER VE SUÇLAR OLARAK İKİYE AYRILMIŞTIR.

Kabahatlerin yaptırımı hep idari para cezaları olup hayvan hakları ihlali de bir suç olarak görülmeyip maalesef kabahat olarak yasalarda yer bulmuştur. Tıpkı kumar oynamak , müziğin sesini sonuna kadar açmak gibi..Halbuki bir hayvana tecavüz , işkence , üzerine benzin döküp yakma , gözünü tornavida ile oyma ya da toplu oaralk yerel yönetimlerce katliama uğraması nasıl kabahat olarak algılanabilir ? kaldıki sahipli hayvana verilen ceza ile sahipsiz hayvana verilen ceza arasında nasıl fark olabilir ? hayvana can değil ” mal ” olarak nasıl bakılabilir..Ceza hukuku sistemimiz konuyu maalesef böyle ele almıştır.

2- EV VE SÜS HAYVANLARIN KAÇAK OLARAK YURTDIŞINDAN ÇIKIŞI VE YURDA GİRİŞİ KESİNLİKLE EN AZINDAN 10 YIL BOYUNCA YASAKLANMALIDIR.

Bizlerin İstanbul Barosu Hayvan Hakları Komisyonu olarak üzerinde durduğumuz en hassas konu budur. Özellikle eski doğu bloku ülkelerinden kaçak ev ve süs hayvanı girişi son yıllarda korkunç bir şekilde artmıştır. Bu yavru hayvanlar özellikle Türkiye için üretilmekte ve ülkemize son derece kötü şartlar içinde girmekte ve çok uygun fiyatlara petshoplara satılmaktadır. Maliyeti 10-20 dolara gelen bu hayvanlar pet shoplarımıza girdikleri vakit fiyatları en az 500 dolardan başlamaktadır. Bunları getiren insanlar ise bu satış ile neredeyse bir haftalık Istanbul , Antalya , Bodrum tatillerini bedavaya bile getirmektedirler. Daha sonra bu hayvanların üremesi ile caddeler barınaklar birkaç yıl içinde iki üç bin hayvana kucak açmak zorunda kalmaktadırlar.

Musluk akmaya devam etmekte , gönüllü kuruluşlar , belediyeler zaten sınırlı olan maddi olanaklarını bu hayvanların bakımına , yemeğine , ilacına , veterinerine ayıramamaktadırlar. Gümrüklerin kesinlikle denetlenmesi ve en ağır cezai yaptırımların uygulanması gerekmektedir. Aksi takdirde hiçbir sorun çözülemeyecek , belediyeler itlaftan vazgeçmeyeceklerdir. Musluğun ana vanadan kapatılması gerekmektedir. Kaldıki , 5199 sayılı yasa hayvan ticaretine büyük olasılık karşı çıkmakta ancak bunun yaptırımını getirmemektedir . Olayın içinde büyük rant gruplarının ve ciddi pazarların olması bunun fiili ve hukuki altyapısının düzenlenmesini geciktirmekte , işin içinde olmayan bürokratlar durumun hassasiyetini anlamamaktadırlar. Bu ithalat ve ihracat hareketlerinin kontrol altına alınmaması aynı zamanda insan sağlığını da tehdit eder boyuta ( bir bölgede karantina ilan edilmesi , kuduz vakalarının artması , sokak köpeklerinin çoğalması vs ) gelmektedir. Bizim komisyon olarak teklifimiz ekli yasa değişiklik maddesinin geçici 3. maddesinde dikkatinize sunulmuştur. Tekrar ediyoruz en önemli değişikliğe uğraması gereken madde ya da yönetmelikte açıklanması gereken en hassas madde budur.

4- TOPLU HAYVAN İTLAFLARININ ENGELLENMESİ İÇİN 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası NIN İLGİLİ MADDELERİ KALDIRILMALIDIR.

Bu yasanın yürürlüğe girmesiyle 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanununun 18. 34. ve 36. maddeleri yürürlükten kalkması tekliflerimiz arasındadır. Bir yandan hayvanların haklarından bahsedeceksiniz öbür yandan ufak bir şüphe halinde tüm ilçe dahilindeki tüm kedi köpekleri itlaf için zabıta yasasında hüküm koyacaksınız. Belediyeler de zaten bu yasayı kullanmaktadır. Yasa çelişki içindedir. Yönetmelikle itlafın ne olursa olsun yasak olduğu açıkça belirtilmeli cezai yaptırımları vurgulanmalıdır.

5- YAPTIRIMLAR EKONOMİK CEZAYA BAĞLANMIŞTIR.

TCK ‘da suçlar cürümler ve kabahatler olarak düzenlenmiştir. Kabahatlerin cezaları neredeyse yoktur ya da çok düşüktür para cezalarına bağlanmıştır. Hayvanları yakan , tecavüz eden , işkenceye uğratan , zehirleyen kişiye para cezası vermek kamu vicdanını sarsar . Ekonomik suça ekonomik ceza verilir. Toplumsal infial yaratan bir olayda failin para cezası ile kurtulması ” paran kadar hayvana işkence et ” mantığına bizi götürür. Aynı zamanda idari kolluk güçlerine rüşvet mekanizmasının yolunu açar. Tıpkı trafik cezalarının yükselmesi halinde kimsenin polise ceza bedelini ödemediği herkesin rüşvet teklif etmesi yolu açılır. Yönetmelikte özellikle para cezalarının en azından makul seviyede tutulması ve yapılacak yasa değişikliğinde hürriyeti bağlayıcı cezaların dikkate alınması gerekmektedir.

6- BARINAKLAR BAKIMEVİ OLARAK FAALİYET GÖSTERMELİ VE ACİLEN ISLAH EDİLMELİDİR.

Barınak kavramı maalesef kendi ihtiyaçlarının üzerinde hayvan istihdam etmekte belediyelerin en son para harcamak istedikleri işkence merkezleri haline gelmiştir. Birkaç iyi örnek dışında barınakların durumu çok kötüdür. Gönüllü çalışmak isteyen kişiler bu barınaklardan uzaklaştırılmaktadır. İşbirliği yolu kapalıdır. Hayvanların yemeği suyu bile düzenli gelmemektedir. Kontrol ” devlet memuru” zihniyeti ile sağlanmaktadır. Buraların ıslahı için maddi kaynak ile birlikte gönüllülerler ile işbirliği yolu açılmalı ve buralar barınaktan bakımevi rehabilatasyon merkezlerine çevrilmelidir. Gönüllü çalışmak isteyen dernekler vakıflar kişiler rahatça buralara girmeli , denetim yapmalı idari personelle, yasadaki il hayvan kurulu ile işbirliği içinde çalışmalarına izin verilmelidir.

Dikkate alınması gerekli daha çok önemli maddeler vardır ancak bu yukarıda sayılanlar hayvanların canları ön planda olduğu ve barınaklar adeta birer ölüm merkezi ve işkence odalarına dönüştüğünden kısa vadede öncelikle dikkate alınmalıdır.

Av Ahmet Kemal Şenpolat
İstanbul Barosu Hayvan Hakları Komisyonu Başkanı

HAYTAP hukuk danışmanı

Ahmet Şenpolat

More in Ahmet Şenpolat