Ahmet Şenpolat

Yaşamaya Mahkum Olmak

Yaşamaya Mahkum Olmak

Meraklı iseniz görmüşsünüzdür o kara görüntüleri… en azından televizyonlarda gazetelerde tanık olmuşsunuzdur … … o gözünüzü kapatıp , gerçeklerden bir süreliğine uzun kalma ve narkoz içinde yaşama dünyasında kalmaya…

Peki sordunuz mu kendinize bu şeytan sizin peşinizi ne zaman ve nasıl bırakacak ? hele Türkiye ‘de bu kadar sorun varken ?

Size hemen çarpıcı örnekler vererek işe başlayalım konuya dilerseniz :

Bir çift köpekten 6 yılda ortalama kaç köpek ürer eğer kontrol etmezseniz biliyor musunuz ? hadi tahmin edin… 100 mü ? 500 mü ? 2500’e ne dersiniz ? abartıyorum galiba değil mi ? gelin şunu 5000 diyelim… ne kadar büyük bir rakam değil mi..düşünsenize kısırlaştırılmamış iki çift köpekten 5000 tane sokak köpeği üreyebiliyor… yani ortalama küçük bir kasaba boyutu kadar … ..her yer it kedi dolabiliyor..bunun çözümü ise itlaf mı ? toplu zehirleme ya da vurarak kent ortasında katliam mı yapmak ? … siz zaten öldürmeye başladığınız zaman doğa yasası gereği onlar bir batında 4-5 tane yavru yapacaksa kendi türünü korumak için bu sefer bir batında 10-12 tane bile yavru doğurabiliyor… .yani itlaf da etseniz , barınağa da tıksanız , onlara zulüm de yapsanız , yurtdışına da yollasanız , büyükadada atalarımızın yaptığı gibi oralara atıp aç da bırakıp birbirlerine parçalatsanız sorunu çözemiyorsunuz… .kaldıki bu durumlar çzöüm olsaydı biz belki bu eğitime katkısı olsun 7sinden 70 ine herkes bilgilensin gözlerini kapamasın diye yazıyı yazmazdık değil mi ? Bu yavrucaklar, bu masum canlara gözlerimizi kapamaz zorunda kalmaz içimizdeki merhamet duyguları bu kadar yoğun olmazdı..

Bu arada ben size samimi bir itirafta bulunayım mı… ? Yukarıdaki rakamı lütfen 5000den altmışbine çıkarın… ! Unutmuşum 5000de kalmış… 6 yılda 60000 hayvancağız..sokaklarda barınaklarda trafik kazalarında… itlaf ekiplerinin zehirli iğnelerinde… Kısırlaştırma bile bu kadar sayı ile başa çıkamaz… hem maliyeti , hem emeği gereği… altı üstü iki kedi köpeği kısırlaştırmamanın ulaştığı rakamın korkunçluğunu size bir kez daha vurguluyorum… tam altmışbin… !

ÇÖZÜM :

Bu yazıda amacımız asla üzülmek şikayet etmek ağlama duvarı olarak birbirimize dertlerimizi anlatmak değil. Amacımız çözümü de göstermek.

O zaman okumaya devam edelim. Türkiye’ye kaçak yollardan ( yani ithal edilen ) getirilen yavru köpekler, 200 ila 1000 dolara satılsa da, hızla üremesi sonucu bir süre sonra sokak köpeğine dönüşmekte Bu canların maliyeti ise özellikle bunları eski doğu bloku ülkelerinden getiren beş parasız ,pulsuz, “yattığı yerden para kazanan bayanlar” sayesinde büyük bir ticarete dönüşmüş durumda. Bir başka deyişle , bunların maliyeti onlara ortalama 10-20 dolar arasında ama bu köpekler petshoplara girdiğinde en az 200-300 dolardan başlayan fiyatlarla satılmakta. Üstelik bu yavru canlar poşetler içinde,havasız ortamlarda yurda kaçak olarak sokulmakta. Petshoplara geldiğinde ise bu köpekler zaten yavru olmalarının getirmiş olduğu sevimlilikle hemen talep bulmakta…

Satılamayan yavrular zaten sokaklara bırakılıyor… satılanları da benzer akıbet bekliyor terkedilmişliğin acı yüzü nedeniyle….sonra bir bakıyorsunuz İsviçre Alplerinde yaşaması gereken St bernard köpeği Marmaris’te sokak köpeği olmuş..Neden ? sahibi bakamamış..yavru iken zevkini tatmış..canı sıkılmış..tüyü var , pislği var , komşum istemiyor , çocuğum bakamıyor diyip kendini de kandırıp bir barınağın önüne atmış ya da sıcak bir iklim de çöplerden beslensin diye terk etmiş..

Öte yandan Türkiye’de birçok Hayvan barınakları ölüm kampı haline geldi. Bu hayvanları burada tutarak zaten YAŞAMAYA MAHKUM ediyoruz. Bunu hangi merhamet kabul edebilir ? hangi vicdan , gözleri kapalı hayatta yaşayarak günlük yaşamına hiçbir şey olmamış gibi devam edebilir ? birileri nasıl olsa bu işi çözer diye kendini kandırabilir ?

Buyurun buradan yakın … bu köpek sonradan ne yapar ? ne eder ? sakatlanır mı ? ilacını kim verir ? kim bir daha sahiplenir diye düşünmek yok …

Sonra buyurun size 60000 tane cins sokak köpeği..itlafa hazır ..işkenceye hazır… kuduz vs gibi hastalıkların yayılmasına ve insan sağlığına tehdit… ..

Biz İstanbul Barosu Hayvan Hakları Komisyonu olarak ve başta Hayvanları Koruma Derneği ( Haykod ) ‘nin ve tabii ki diğer derneklerin de desteğini alarak 5199 sayılı Hayvanları Koruma Yasasında değişiklik önerisi üzerinde çalışıyoruz ve bu kaçak ithalatın durdurulması için yasa değişikliği vermeyi planlıyoruz. Tabii bu iş o kadar da kolay değil . bu işten , yani bu kanlı ve acımasız kapitalist ticaretten para kazanan , ekmek yiyen (!) bir o kadar da insan var..parasını kazandıktan ve yavru zevkini tadan insanlarımız oldukça da bunun önüne geçmek olası değil.

Öte yandan siz nasıl yurtdışına istediğiniz köpeği götüremiyorsunuz bu ticaretin bu aşamaya gelmesine neden olan gümrüklerde çalışan görevlilerin de birkaç dolar rüşvet uğruna bırakın hayvan katliamını kuduz vs gibi ülke insan sağlığına verdiği zararı da düşünün… yani 10-20 dolar rüşvet için oluşan pazara bakın..devletin vergi kaybı bir yana..kaçak ithalat adeta Nataşalar sayesinde körüklenmiş durumda ve onların üretmesine ve satmalarına izin verdikleri bu canlar sayesinde bu hanfendilerin 1 haftalık istanbul -antalya tatilleri de bedavaya gelmekte… Nasıl olsa Istanbul’da Eminönü , Kadıköy , Surdibi gibi yerler sağolsun zabıtalarca o kadar işleri varken ! bir de itle köpekle mi uğraşacağız bu sıcakta diye denetlenmemekte… ama belki ileride kendi çocuğunu sokakta ısıracak bir köpekten bulaşacak kuduz hastalığı bilinci olmayan devlet memurundan bunu mu düşünmesini bekliyorsunuz ? ya da bir kaymakamın kalkıp da ben görevimi yaptım benim altımdakiler yapmıyor diyerek kendisini kandırmasını mı beklemek gerekiyor ?

Unutmayın herkes için hayatta bir an vardır ..O da kendimizi aldatıp aldatmayacağımıza karar verdiğimiz an . Gözümden ırak olsun mevlam kayırsın ise bu aldatmanın , gözleri kapatmanın en güzel anıdır.

Maalesef bu ticari döngü ciddi bir sektör haline gelmiş durumda..Bütün köpekler Yedikule Hayvan Barınağındaki köpekler kadar şanslı değil. Ölüm kampı haline gelen hayvan barınaklarıyla da sorun çözülemez, sınırlı sayıda büyük emeklerle yapılan kısırlaştırma ile de.

Oysa göz olanı beyin olacağı görür.

Musluk tepeden akıyor ama biz aşağısını temizlemeye çalışıyoruz. Yani bu durumda musluğu kesmemiz gerekirken bizler herkes için önemli olan bu konuyu bile yetkili ilgililere ancak ilgisiz yetkililere anlatmaya çalışırken hala çılgın hayvansever önyargısını yıkmak için uğraşıyoruz. Bilgisiz ilgililer ile ilgili bilgisizler de bu çözüm de yer almayınca sorunların da bir parçası oluyorlar halbuki…

Ah bizi bir dinleseler …

Av. Ahmet Kemal Şenpolat

Tüm Canların Avukatı
İstanbul Barosu Hayvan Hakları Komisyonu Başkanı

Ahmet Şenpolat

More in Ahmet Şenpolat