Yardım Etmek İstiyorum

E-bülten’e Kayıt Olun


Kürke Hayır

Av. Deniz Tavşancıl Kalafatoğlu

 

29. Eylül 2008

KARANLIK ÇAĞIN HASTALIĞI “KUDUZ”

KARANLIK ÇAĞIN HASTALIĞI ” KUDUZ “

 KARANLIK ÇAĞIN HASTALIĞI KUDUZ  

İstanbul’da kuduz vakası, dönem dönem haberlerin üst sıralarına yerleşir.  Ne acıdır ki, günümüzde gelişmiş ülkelerin, hemen hemen hiç birinde görülmeyen bu salgın hastalık, bizde zaman zaman kendini gösterir.  Halbuki gelişmiş ülkeler, bu bulaşıcı hastalığı, tarihe  gömmüşlerdir.

Öncelikle, kuduz nedir?

Hastalığın etkeni, bir virüs olup organizmada öncelikle ve hızla sinir sistemine yerleşir.

 Kuduz virüsü, oldukça dayanıklıdır; 80 derecede 2 dakikada harap olurken,  toprakta 2 -3 ay, salyada 1 gün kalır. Tentürdiyot ve oksijenli su, virüsü birkaç dakikada tahrip eder öldürür. İnsan, memeli hayvan ve kuşlarda, sinir sistemi bozukluğu ile karakterize felçler yapan bulaşıcı bir hastalıktır. Hastalığın bulaşması, genelde hayvanların ısırması sonucu salya ile olur. Bu bulaşıcı hastalıktan korunmak, evimizdeki ve sokaktaki hayvanları, sadece 1,5-YTL bedel karşılığında aşılamakla  mümkündür. 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu uyarınca, sahipli ev hayvanlarının aşılarının yapılması ile sahipleri yükümlüdür.  Yine aynı kanun ve kanunun uygulama yönetmeliği uyarınca; sokak hayvanlarının aşılarının yapılması ile de BELEDİYELER yükümlüdür. 

5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanununun Uygulama Yönetmeliği,  Madde 7/1/a bendinde açıkça;Belediyelerin, sahipsiz veya güçten düşmüş hayvanların toplatılması, kısırlaştırılması, AŞILANMASI, gerekli tıbbî bakımlarının yapılması ve işaretlenmesi, alındığı ortama geri bırakılması, sahiplendirilenlerinin kayıt altına alınmasıyla, yükümlü oldukları belirtilmektedir. Yasa hükmünde de açıkça belirtildiği üzere, sokak hayvanlarının kuduz aşılarının yapılması ile belediyeler yükümlüdür.  Eğer sokakta, bu çağda hala kuduz hayvana rastlamak mümkün ise, bu, belediyelerin ihmalinden kaynaklanmaktadır. Ayrıca, İstanbul’daki bazı ilçe belediyelerinin başlattıkları yeni akım, İstanbul şehri için yeni büyük bir tehlike arz etmektedir. Bazı ilçe belediyeleri, yasa ile düzenlenen görevleri uyarınca, sokak hayvanlarını mahallerinden toplayarak kısırlaştırmalarını ve aşılarını yapmakta, bu aşılanan ve kısırlaştırılıp kayıt altına alınan hayvanları, KANUN UYARINCA tekrar mahallerine bırakmaları gerekirken ormanlara atmaktadırlar. 

Özellikle köpek, tamamen evcilleştirilmiş ve maalesef insanoğluna bağımlı hale gelmiş bir hayvan olduğundan, atıldığı ormandan yine insanların oturduğu mahallere ulaşmaya çalışacak, bu ulaşma yolunda da, trafik kazaları sonucunda ve genelde acı içinde kendi canından olmanın yanı sıra, orman içinde karşılaştığı yabani hayvanlarla teması sonucunda kaptığı kuduzu,  ormana en yakın bulabildiği yerleşim birimine de taşıyacaktır. Bunca açıklamanın özü; 1.5-YTL karşılığında, Belediyelerin yapacağı kuduz aşısı ile bu salgının önüne geçmenin mümkün olduğudur. 

Eğer Belediyeler, çok köpek olduğundan şikayetle, her yere yetişemediklerini söylüyorlarsa; o zaman da dönüp yüzlerce kaçak hayvanın bu ülkeye gelip satılarak 3 gün sonra çeşitli sebeplerle sokağa atıldığında, sokak hayvanı popülasyonunun kontrol altına alınmasında yetersiz kalınmasına yol açan pet shopların denetiminin, İl Tarım Müdürlükleri tarafından ne kadar sağlıklı ve sık aralıklarla yapıldığına bakmak gerekir.

 Hayvan popülasyonunun önüne geçemeyip, hem sayılarını azaltmak kastı ile hem de çoğu zaman kuduz bahanesi ile İTLAF, asla çare olmadığı gibi açıkça yasaya aykırı olmanın yanı sıra insanlık ayıbıdır. Kısacası, kabahat, kuduz olan köpekte asla değildir. Kabahat, onun kuduz olmasına göz yuman ve ondan 1.5-YTL tutarındaki aşıyı esirgeyen yetkili insanlardadır!! Ve bu hazin tablo, 21. Yüzyıl Türkiye’sine de hiç yakışmamaktadır.  

İSTANBUL BAROSU HAYVAN HAKLARI KOMİSYONU                        

 BAŞKAN YARDIMCISI                                                     

Av. DENİZ TAVŞANCIL KALAFATOĞLU