ÖZÜR DİLERİM..ÖZÜR DİLERİM..ÖZÜR DİLERİM .
Gücümüz, sokaktaki kedinin gözüne asit dökülmesine yetiyor
Gücümüz, sokaktaki gariban sokak köpeğini belediyeye zehirlenmesi için şikayete yetiyor.
Gücümüz, sadece görevini yapmak olan eşeğin gözünü oymaya yetiyor.
Çünkü o gücü kullanmadığımız sürece kendimizi aciz , kudretsiz ve bu toplumda ciddiye alınmayan, aşağılık kompleksi içinde olduğumuzu hissediyoruz. Yazının devamı için tıklayın »
Meraklı iseniz görmüşsünüzdür o kara görüntüleri… en azından televizyonlarda gazetelerde tanık olmuşsunuzdur … … o gözünüzü kapatıp , gerçeklerden bir süreliğine uzun kalma ve narkoz içinde yaşama dünyasında kalmaya…
Peki sordunuz mu kendinize bu şeytan sizin peşinizi ne zaman ve nasıl bırakacak ? hele Türkiye ‘de bu kadar sorun varken ?
Size hemen çarpıcı örnekler vererek işe başlayalım konuya dilerseniz :
Bir çift köpekten 6 yılda ortalama kaç köpek ürer eğer kontrol etmezseniz biliyor musunuz ? hadi tahmin edin… 100 mü ? 500 mü ? 2500′e ne dersiniz ? abartıyorum galiba değil mi ? gelin şunu 5000 diyelim… ne kadar büyük bir rakam değil mi..düşünsenize kısırlaştırılmamış iki çift köpekten 5000 tane sokak köpeği üreyebiliyor… yani ortalama küçük bir kasaba boyutu kadar … ..her yer it kedi dolabiliyor..bunun çözümü ise itlaf mı ? toplu zehirleme ya da vurarak kent ortasında katliam mı yapmak ? … siz zaten öldürmeye başladığınız zaman doğa yasası gereği onlar bir batında 4-5 tane yavru yapacaksa kendi türünü korumak için bu sefer bir batında 10-12 tane bile yavru doğurabiliyor… .yani itlaf da etseniz , barınağa da tıksanız , onlara zulüm de yapsanız , yurtdışına da yollasanız , büyükadada atalarımızın yaptığı gibi oralara atıp aç da bırakıp birbirlerine parçalatsanız sorunu çözemiyorsunuz… .kaldıki bu durumlar çzöüm olsaydı biz belki bu eğitime katkısı olsun 7sinden 70 ine herkes bilgilensin gözlerini kapamasın diye yazıyı yazmazdık değil mi ? Bu yavrucaklar, bu masum canlara gözlerimizi kapamaz zorunda kalmaz içimizdeki merhamet duyguları bu kadar yoğun olmazdı.. Yazının devamı için tıklayın »
HAYAT KALİTEMİZ NEDEN BU KADAR DÜŞÜK ?
Konu belki siyasi içerikli gibi gözükebilir ancak kimi zaman olaylara çok farklı açılardan ve çok daha geniş boyutlardan bakıldığı sürece tesbitleri ( doğru hastalığı teşhis) yapabileceğimize ve bununla ilintili olarak doğru ilacı ( Çözümü ) bulmakta hemfikir olacağımızı sanıyorum.
Toplum olarak en büyük psikoljik hastalığımız bence tüm gerçeklere gözümüzü kapamak ve kendimizi kandırmak. Hayata sanırım böyle daha iyi bağlandığımızı düşünüyoruz . Oysa gözlerimizi kapattığımız sürece de hiçbir mücadele içinde bulunmuyor , bir şeyler yapanları da eleştirip ağzımızda sigara elimizde kürdan dişlerimizi karıştırmak daha kolay geliyor sanıyorum.
Bizim ekonomik hayat standartımız düşüktür demek istemiyorum. bu yazının konusu kesinlikle o değil. Ancak HAYAT KALİTEMİZ gerçekten çok çok kötü , uygar dünyanın çok altında. Şunu da hemen söyleyeyim bu tesbit kesinlikle bir karamsar bir bakış açısı da değil. Ancak kimileri bu eleştirileri vatan millet düşmanlığı , yabancı hayranlığı olarak algılıyorlar.. Yazının devamı için tıklayın »
CANLARIMIZA YAPILAN İŞKENCE, TECAVÜZ, ZEHİRLEME PARA CEZASI İLE ADALET DUYGUMUZU NE KADAR TATMİN EDİLEBİLİR ?
Bilindiği üzere haziran 2004 yılında Türkiye canlarımız açısından yeni bir yasaya kavuştu. 5199 sayılı Hayvanları Koruma Yasası. Biraz Avrupa topluluğunun bastırması ve uyum yasaları endişesi biraz da oluşan kamuoyu nedeniyle tüm yasalarımızda olduğu gibi parlementomuzda eller kaldırıldı ve indirildi. Doğru düzgün tartışma ortamı kamuoyu bile yaratılmadı. Sonuçta ne oldu ? Lafları ve kelimeleri teorik olarak seçilmiş çok güzel bir yasa metni ortaya çıktı ancak iş uygulamaya gelince tüm yasalarımızda da olduğu bir boş balondan başka bir şey olmadığı görüldü. Yazının devamı için tıklayın »