Yaklaşık 4 sene önce her zaman ki gibi toplama ekibimiz arabayla barınagın önunde durdu . Arabanın kapısını açtıgım da duman rengi bir kenara sinmiş terrier köpecik gördüm. Gene aynı senaryo. Terkettiler. Zavallıyı aldım durumu iyi degildi kusuyor ishal halsiz kısaca kötüydü durumu ilaç tedavisine başladık kısa sürede iyileşti kendine geldi. Yazının devamı için tıklayın »
Tommy ve Terry iki arkadaş. Tommy, Beyaz renkli olan; 1 yaşında. Terry 6 yaşında. Yabancı uyruklu bir Hanım tarafından alınmış, sonra da bakılamadığı için (!!!) timsah gözyaşlarıyla barınağımıza terk edilmişti yaklaşık 6 ay önce…
Tommy şanslıydı, genç ve oyuncu olduğu için hemen yuva buldu. Tabii yuvalandırmadaki titizligimi de dikkate aldığınızda ne kadar incelediğimi tahmin edebilirsiniz. Tommy’e daha önce bizden köpek sahiplenen bir ailenin akrabası talip oldu. Yuvalandırdığımız önceki köpek çok iyi bakıldığı için biraz da ona güvenerek verdim. Fakat takibi de elden bırakmadım. Yaklaşık bir ay sonra aileyi arayarak “Tommy’i ziyaret etmek istiyorum” dedim. Biraz tereddütlü bir sesle “tamam biz sizi ararız” dediler. Yazının devamı için tıklayın »
Karam 4 yaşlarında Fransız Bulldog cinsi bir köpek. Pet marketlerde yavrusu 2000 dolara satılıyor. Sanırım Karam da bir pet marketten satın alınmış. Bir müddet sonra bıkıldığı ve bakımı zor geldiği için sokağa terk edilmiş. Zavallı hayvancık yolunu bulamamış ve Kartal – Maltepe civarında bir arabanın altında kalmış. Bir hayvansever görüp hemen veterinererinere götürmüş. Veterinereriner muayene sonucunda “felç, uyutulması gerek” demiş. Tabii arkadaş kıyamamış uyutmaya, Yedikule’ye getirdi. Biz hemen sinir besleyici vitaminler, masajlar, kortizonlar, tedaviye başladık. Ama tedavisi uzun sürecek. Gönüllü Jale Anne baharda Çatalca’ya bahçeli evine gideceğini, Karam’ı da izin verirsem orada özel bakıma alabileceğini söyledi. Çok mutlu oldum çünkü zaten barınak çok kalabalık; “götürebilirsin” dedim… Yazının devamı için tıklayın »
Yaklaşık bir ay önce Merter’deki evime giderken, tasma, ilac vb malzemeler almak için bizim komşu veterinereriner kliniğine uğradım. Akşam saatiydi. Her zamanki gibi barınaktan erken çıkıp evime gidememiştim. Bir türlü beceremiyorum eve erken gitmeyi. Ayaklarim hep geri geri gidiyor. Aman şu köpege de bakayım öbürüne de bakayım, kontrol edeyim, sularını devirmişler mi, ıslakta mı yatıyorlar diye uğraş, meşgale, yoğunluk hiç azalmıyor.
Neyse; klinikten içeri girdim, kapının yanındaki kafeste tertemiz, pırıl pırıl bir Beyaz köpecik. “Bunun ne işi var burada” dedim. Çünkü hayvan satışı yapmadıklarını biliyordum. Kuaför arkadaş, “sormayın” dedi. “Sokakta bulduk, çocuklar getirdiler. Berbat olmuştu. Ben de temizledim, fırçaladım, yıkadım. Belki de sahibi gelir arar diye 2 gündür bakıyoruz ama daha fazla bakamayız” dedi. Bu arada haftasonu klinik kapalı, bu köpeciği ne yaparız diye de hayıflanıyordu. Yazının devamı için tıklayın »
Kelebek kızım hayatımıza nasıl girdi…Bir sene önce iki genç kız ve bir erkek, pis, çuvala benzeyen bir torbayla geldiler. “Biz bunu sokakta bulduk, size getirdik, alırsanız alın, yoksa götürüp bir yerlere bırakacağız” dediler…
Şaştım kaldım. “Acaba bu çuvalın içinden nasıl bir sey çıkacak” dedim. Bir de ne göreyim! Kahverengi, küçücük, sırtı yanmış, gözler kataraktlı, iskelet halde bir köpecik. Ayrıca da her tarafı pire dolu… Hemen pirelerini temizledik. Muayenesi sonucunda, başına darbe aldığından boynunun eğri kaldığını, üzerine sıcak bir sıvı, muhtemelen kaynar su veya çay dökülmüş olduğunu ve bu yüzden popo kısmında büyük bir yanık ve yara olduğunu gördük. Yazının devamı için tıklayın »