İlk öncelerde köpek almak için ailemi ikna etmeye çalışıyordum.Taki annem bana Yedikule hayvan barınağını söyleyinceye kadar.İlk önce o kadar gitmek istememiştim açıkçası .Çünkü ben hala evimde bir köpeğim olsun istiyordum.Neyse zamanla barınağın internet sitesine girerek orayı tanımaya başladım ve gerçekten gidilmeye değer dedim içimden. Yazının devamı için tıklayın »
Annem ve ben bir süredir Yedikule Hayvan Barınağı’nın gönüllülerindeniz. Oradaki köpeklerin hepsini ayrı ayrı tanıdık ve her geçen gün daha çok sevdik. Ama barınağa bir hafta önce bırakılmış 6 aylık bir yavruyu o kadar çok sevdik ki en sonunda 21 Mart günü eve onu da alarak döndük. Orta büyüklükte, 10 kg, gözleri ve burnu siyah, kendisi beyaz, kulakları ve vücudunun bazı yerleri ise bej. Kulakları dik-düşük, kuyruğu upuzun. Böyle tarif ediyorum çünkü annesini babasını kimse tanımadığı için cinsini söylemek mümkün değil. Zaten cinsinin hiçbir önemi yok… O kadar tatlı,asil ruhlu, iyi huylu ve zeki ki benim için o dünyanın en güzel çocuğu! Adı Peluş. Onun eve gelmesiyle hayatımız renklendi ve hareketlendi. İlk hafta biraz sessizdi ama evinin artık burası olduğundan emin olduktan sonra açıldı. Bir ayda 1,5 kilo aldı ve boyu uzadı. Genellikle uslu ama birlikte oynarken görmeyin! Çılgın gibi! Arada sırada ufak tefek yaramazlıkları oluyor ama biz ona kızmıyoruz. (Tuvaletini sokağa yapmayı ayıp zannediyor, balkona yapıyor ama olsun yakında onu da öğrenecek.) Bir tek isteği var; onu herkes sevsin! Sadece biz değil; misafirler, kapıcı, sucu herkes…
Barınağın yöneticisi Meral Olcay Hanım’a çok teşekkür ediyorum. Onu bize vermekle Peluş’u da bizi de çok çok mutlu etti.
Işık Naz
20.04.2007
Bu köşeye yazılarınızı göndermek için meralolcay@mynet.com
Takvimlerin Şubat’ın üçünü gösterdiği bir Cumartesi sabahıydı…
Hafta arasından ayarlamıştım kendimi bugünkü ziyarete…
Evimi paylaştığım bir kızım ve onbeşgün öncesinde birkaç çocuk tarafından işyerimin bahçesinden çalınan(!) bir de oğlum vardı ama yinede daha önceleri köpeklerden çok korkan biri olarak, bu kadar çok köpeğin olduğu bir yere gelmeye çekinmiş, arada sırada yaptığım akşam ziyaretlerinde ise barınağın içindeki ve dışındaki canları arabanın içinden seyredip, onlara uzaktan bisküvi dağıtmayı tercih etmiştim hep, ta ki o güne kadar. Yazının devamı için tıklayın »
Sahilyolundan Zeytinburnu istikametine doğru giderken Olivium’a sapmadan evvel sağ tarafta surların yanında “Yedikule Hayvan Barınağı” diye yazan bir tabela görürseniz buraya bir 10 dk. bile olsa uğrayın. Uğrayın çünkü her birimizin yaşamına yansıyacak, ibret alacağınız birçok hikayeyi burada bulabilir ve hayatınıza dair birçok ders çıkarabilirsiniz.
Eşim ile beraber burası ile tanışmam Şubat 2007′de oldu. Bu zamana kadar daha evvel birkaç barınağı ziyaret etme olanağımız olmuştu ama bu kadar çok köpeğin bir arada yaşadığı başka bir barınak görmedik. Burada “hayvan dostları” ile karşılaşmak bizi mutlu etti. Hayvan dostu teriminin açılımı aslında çok derin ama asıl anlamı bence bir hayvanı evinize kabul ederseniz ; yaşamından ölümüne kadar onunla beraber olmanızdır. İyi ve kötü gününde hep beraber…. Hiçbir yılgınlık göstermeden, hiç büyümeyecek bir çocuğa arkadaşlık, annelik, babalık, kardeşlik, dostluk yapmaktır… Hatta evde bakamasanız bile sokakta gördüğünüz tüm hayvanların yaşam haklarına saygı duyup zarar vermemek, kendi karnınız tokken onları aç-susuz bırakmamaktır. Yazının devamı için tıklayın »
Bu kampanyaya sizde katılın. Tek yapmanız gereken ayda bir 5 milyonluk yardım yapmak. İster Trafik kazası geçirmiş köpekler için veterinere, ister malzeme ihtiyacı için sanal markete hiç farketmez.
Yardım etmek için tıklayın
Yedikule Hayvan Barınağına ilk gelişimin ardından yaklaşık iki buçuk sene geçmiş. Barınağın web sitesi yoktu o zamanlar. Burayı internette ve gazetelerde çıkan tek tük yazılardan duymuştum.
Buraya gelmeden önce havyan sever olduğumu düşünüyordum. Sokakta gördüğüm hayvanlara gülümsüyor seviyor belki biraz mama veriyordum, hepsi bu. Beni ne uyardı bilmiyorum. Belkide evimi paylaşmaya karar verdiğim ilk kedim Şero’dur. Şero bana hayvanların insanlardan farklı olmadığını öğretti. Ona sadece mama vermek arasıra sevmek yetmiyordu. Gerçekten sevilmesi gerekiyordu bir bebek gibi. Onun sayesinde barınaklara yardım etmem gerektiği düşüncesi oluştu kafamda ve burayı buldum. İyikide bulmuşum. Yazının devamı için tıklayın »