Yardım Etmek İstiyorum

E-bülten’e Kayıt Olun


www.petimenealsam.com

Kürke Hayır

Köşe Yazarları

 

16. Mayıs 2012

yaşam hakkı sadece biz insanlar için mi var:(

yaşam hakkı sadece biz insanlar için mi var:(Yazımın başlığı bu evet büyük harflerle yazıyorum cevabımı  tabiiki HAYIR olacak.Yaşadığımız evren de ,yaşam hakkı sadece insanların değil ,bitkisi ile hayvanı ile börtü böceği ve ile bir bütün olarak tüm canlıların hakkıdır.Biz şu an güçlü olan canlı türü insan olarak türümüz  dışında ki her tür canlıyı eziyor,yok ediyor ve şiddet uyguluyoruz,empati yapmıyoruz oysa düşünelim kendi kendimize içimizde ki BEN le konuşalım ve ”  Ben dünyaya hayvan olarak gelse idim diye düşünelim,  ”insanlar beni yük taşımak için onlarca ağırlığı sırtıma yükleseler,gıda için beslenmek adına beni kesseler,yerine göre sapıkça cinsel zevkini gidermek için taciz ,tecavüz etseler,insanların hastalıklarına çare bulmak adına bilimsel deney adı altında deney için  kullanılsalar,moda uğruna kürkümü yüzseler ,hayvanat bahçesinde  ,sirklerde ,yunus parkların da gösteri amaçlı kullanıp sırtımdan para kazansalar,sokak köpeği veya kedisi olsa idim ve sokaklar da istenmeyip  hapishane gibi  sevgisiz ,gönüllülerin olmadığı barınaklara kapatılsam  veya bırakın barınakları gözden ırak gönülden uzak yaban hayvan yaşam alanı olan ormanlara atılsam , sayımız çoğalıyor diye kısırlaştırılsam,pitbull olarak  doğsam ve kötü sahibin eline de düşsem ve  dövüş arenasında ,tıpkı gladyatörler gibi sürekli bahis uğruna dövüştürülsem , sadece 1 gün ömrü olan kelebek olarak dünyaya  gelsem yaşam hakkı sadece biz insanlar için mi var:(   Aman yarabbi   ne korkunç  tüğlerim diken diken oldu endişeden derin bir ohh çekip sonra iyiki de değilmişim dedim , ucuz kurtardık misali  :) ama öyle  mi hayvanlar için durum .
Maalesef insan ırkının kendinden daha aciz diğer canlı türlerine yaptığı eziyetlerin örnekleri o kadar çok ki yaşam hakkı sadece biz insanlar için mi var:(
Şimdi diyeceksiniz ki nerden çıktı bu isyan evet isyan ediyorum.2 gün önce yaşadığım olay tetikledi bu yazıyı yazmamı.Sokak da  zavallı bir sokak kedsi  doğum yapmış üstelik yavrular 1 günlük yaşam hakkı sadece biz insanlar için mi var:(  bana telefon açan hayvansever zordayım,lütfen gelin yardımcı olun  mahalleli üstüme geliyor deyince ,hemen gittim mahalleye . Hayvansever arkadaş  anne için bir kutu koymuş içine de  su ve  kuru mama koymuş  ,aman tanrım sanki suç işlemiş kadıncağız ,  ortalık karışmış,ayağa kalkmış  insanlar balkonlardan,pencerelerden kimisi de sokağa fırlamış yanımıza gelerek bağırınıyor İSTEMİYORUZZZZ ,anlayamadım neyi istemiyorsunuz dedim.Biz sokak da kedi köpek istemiyoruz ,neden  5199 sayılı hayvan koruma yasası istiyor da siz istemiyorsunuz , yasaya karşı mı geliyorsunuz dedim.Cevap biz istemiyoruz, çocuklarımız hasta olacak ,etraf pis kokuyor,sinek oluyor barınak var toplayın bunları götürün barınağa .Önce gayet sakin anlattım kedi barınağı yok,sağlıklı kediler barınak da yaşayamaz  yasada kısırlaşacak tekrar mahallesine bırakılacak  diyor dedim,ama nafile hepsi bir den  konuşuyor ,bağrışıyor,ne demek istediklerini anlamıyorum , ama tek anladığım  neredeyse  beni tartaklayacak oldukları ,devlet memuru olmasam  onu da yaparlardı  korkarım .
Benden yardım isteyen hayvanseverin  sürekli yaşadığı bu duruma inanın acıdım,yemek vermeyeceksin,su koymayacaksın,kutu koymayacaksın etraf kirleniyor yaşam hakkı sadece biz insanlar için mi var:( Hemen muhtarı aramışlar ,sevine sevine 1-2 kadın geldi yanıma   muhtarı aradık belediyeye bildirecek komik dedim içimden sanki ben belediyeden gelmiyorum sanki ben barınağın yöneticisi değilim sanki ben yasayı bilmiyorum.Örnek verdim neden başka ilçelerde,illerde  kedi sığınma kulübeleri var üstelik belediye bunu yerleştiriyor parklara vb uygun yerlere siz neden bu kadar tepki veriyorsunuz.Aslında ben cevabı biliyorum BENCİLLİK  ,sokakları,parkları sadece biz insanlar kullanalım, kedi, köpek için mi yapılmış bu parklar diye hesap soruyorlar ,rehabilite edilmiş hayvanların zararsız olduklarını bilseler   zaten  tartışma olmayacak  ve orta yol bulunacak. Anne kediyi ve bebekleri arabaya alarak ayrıldım hayvansever arkadaşa da dedim ki YA SABIR .Allah belki bir gün bu insanların içine sevgi tohumu düşürür (yalnış anlaşılmasın sevgisiz demiyorum kendi hayvanını ,kendi çocuğunu sevmenin dışındaki sevgiyi kast ediyorum)
Ertesi gün imza topluyormuş insanlar ,sokak daki tüm kedileri toplatmak için nasıl bir NEFRET anlamış değilim.Anne kedi ve yavrularını fotoğrafda görüyorsunuz.O bir anne ve istemeyenler de anne yaşam hakkı sadece biz insanlar için mi var:(    istenmeyen kedinin  ismini EGO koydum yaşam hakkı sadece biz insanlar için mi var:( EGO kediye yaş mama ,kuru mama desteği bekliyoruz yaşam hakkı sadece biz insanlar için mi var:(
Ben   bir örnek vermek istiyorum,geçen hafta Mimarlık vakfımız ile Küba ya gittik grup olarak ,tek bir cümle ile şöyle anlatabilirim FAKİR AMA MUTLU İNSANLAR ÜLKESİ .Eğitim mecburi ve ücretsiz ,tıp konusunda çok başarılılar.Binalar dökülüyor ama eğitimin düzeyi çok yüksek yaşam hakkı sadece biz insanlar için mi var:(
Tabiat mükemmel  ve insanlar çok doğal ,mutlu ,neşeli ,rahat özellikle köpek ve kediler için cennet .Serbestçe dolaşıyorlar sokak larda kimse dokunmuyor ve  rahatsız olmuyor, sosis  diye bilinen tür küçük ırk köpekler o kadar çok ki ,otel de ,tatil köyünde ,turistik yerlerde ,plajda,bar da  her yerdeler .Rehberimize sordum barınak yok mu ,kısırlaştırma yapılıyor mu hayır ,hemen hemen herkesin evinde köpek var ve kimse dokunmaz hayvanlara ,eceli ile veya araba çarpar öyle ölürler iç içe yaşarız onlarla  dedi.Birlikte yaşamı kabullenmek  ne güzel yaşam hakkı sadece biz insanlar için mi var:(
İçimden ahhh keşke keşke bizde de böyle olsa, herkesin evinde bir evcil hayvan olsa .Olaya başka açıdan bakarsam yorumum şu olacak bakir,tabiatına henüz dokunulmamış  kısacası modern kent haline gelmemiş yerlerde hayvanların yaşam alanları var ,ama modern kentlerde ,binaları , gökdelenleri  dikerek yaşam alanlarını yok ettik hayvanların , zenginleştik ve hayvanlara tahammül edemez hale geldik.Şehre göç etmeden önce  köyde hayvan besleyen insanlar ,kente gelince hayvan istemiyor yaşam hakkı sadece biz insanlar için mi var:(   diyorum ki ne oldu o zaman başka insandınız ,şimdi başka insan mı oldunuz hayır tabii ki aynı insanlar  ama BENCİLLİK,EGO fırladı.Modernleştikçe özümüzden koptuk, geçmişimizin göçebe kavmi olduğunu hayvanlarla bozkır yaşantısında ki birlikteliğimizi unuttuk .Umudum   Merhamet ,vicdan ,sevgi dolu yüreklere sahip olan insanların sayısının çoğalması.Tavsiyem Nefret ,kin,yok etmek vb kötü duygulardan arının  ve kabullenin “BU DÜNYA HEPİMİZİN ”
yaşam hakkı sadece biz insanlar için mi var:(yaşam hakkı sadece biz insanlar için mi var:(yaşam hakkı sadece biz insanlar için mi var:(yaşam hakkı sadece biz insanlar için mi var:(

 

20. Nisan 2012

iyilik tohumları ekiyoruz yüreklere:)

iyilik tohumları ekiyoruz   yüreklere:)iyilik tohumları ekiyoruz   yüreklere:)iyilik tohumları ekiyoruz   yüreklere:)iyilik tohumları ekiyoruz   yüreklere:)
Enka Okulları 5. sınf  öğrencilerinden;
Sevgili  Meral Hanım ,Şu ana kadar girişimcilik yaptığınız bütün çalışmalar bizleri ve tüm diğer 5. sınıfları çok etkiledi.Bu nedenle çalışmalarınızda size destek olmaya karar verdik.Sokak hayvanlarının ihtiyacı olduğunu fark ettiğimiz gazeteleri sizler için toplayıp getirmek den mutluluk ve gurur duyuyoruz.Getirdiğimiz gazeteleri en iyi şekilde değerlendireceğinize inanıyor ve tekrar tekrar teşekkür ediyoruz.Sevgilerimiz le iyilik tohumları ekiyoruz   yüreklere:)
Alara Kopuz-Deniz Aker-Mina Kocasoy-Sevgi Mine Yılmaz
Aynı okuldan sınıflarını hatırlayamadığımız çocuklar boş zamanlarında kermes  için kitap ayraçları,magnetler yapıyor ve barınaga getiriyorlar sınıf adına yaptık diyorlar ne mutlu, ne mutlu bize sevgi tohumları ektik yeşerdiğini görüyoruz iyilik tohumları ekiyoruz   yüreklere:)
Örnekler o kadar çok ki özel eğitim sınıfları öğretmenleri Burcu hn eşliğinde velileri ile geldiler ,dokunmak her şeyin başı bunu anladılar özel çocuklar servis minübüsünden inemeyen korkan çocuklar bir süre sonra  alıştılar bizim şımarıklar tüm maharetlerini sergilediler ve bizden korkmanıza gerek yok dediler ,ikna ettiler yani çocukları iyilik tohumları ekiyoruz   yüreklere:)
Kanada dan istanbul a gelen turist olarak gelen Juila kaldıgı otele soruyor barınak gezmek istiyorum otel hemen yedikulenin adresini veriyor taksi ile geldi  kaç saat kaldı tahmin edn tam 5 saat oturdu ,köpekleri fırçaladı sevdi tekrar geleceğini söyleyerek mutlu gitti iyilik tohumları ekiyoruz   yüreklere:)
Dokunma haram dır hurafelerinin tam aksine örnekler çok fazla yedikule de .
iyilik tohumları ekiyoruz   yüreklere:)iyilik tohumları ekiyoruz   yüreklere:)iyilik tohumları ekiyoruz   yüreklere:)iyilik tohumları ekiyoruz   yüreklere:)
iyilik tohumları ekiyoruz   yüreklere:)iyilik tohumları ekiyoruz   yüreklere:)

BEN DİYORUM Kİ ;HAYVAN SEVGİSİNİN, DİLİ, DİNİ, IRKI ,SİYASİ GÖRÜŞÜ,CİNSEL TERCİHİ OLMAZ SEVGİ EVRENSELDİR , ASLINDA NORMAL HER İNSANIN DÜNYAYA GELİRKEN İÇİNDE VAR OLAN MERHAMET ,VİCDAN DUYGULARI  BU SEVGİ TOHUMLARININ BÜYÜMESİNE SEBEP OLACAKTIR (ETİK OLAN BU DUYGULARIN SUİSTİMAL EDİLMEMESİDİR)YEDİKULE BİR SEVGİ YUVASIDIR VE KAPILARI YÜREGİNDE HAYVAN SEVGİSİ OLAN TÜM İNSANLARA AÇIKTIR.ZİYARET SAATLERİ İÇİNDE HAFTANIN YEDİ GÜNÜ 10.30-15 .00 ARASI BUYRUN GELİN .HZ.MEVLANA NIN DEDİĞİ GİBİ  GEL GEL KİM OLURSAN OL GENE  DE GEL  .

GÖNÜLLÜMÜZ OLABİLİRSİNİZ , ÇOK YAPACAK İŞ VAR GÖNÜLLÜLER İÇİN (en başda sevgi ihtiyaçları,poşetli ekmek açmak,bebek emzirmek,yemek dağıtmak ,geçici aile olmak,yaşlı köpekleri ,felçlileri yıkamak, kurulamak kör köpekleri doyurmak  beslemek  vb )ÇÜNKİ  SİZLERE İHTİYACI OLAN ÇOK DOSTUMUZ VAR YEDİKULE DE  :)

 

18. Nisan 2012

kedilere yuva arıyorum derken

kedilere yuva arıyorum derkenBirbirinden güzel çakmak çakmak bakan cins saf kan tekir kedi yavruları 5 haftalık kadarlar  yaş mama yiyorlar acil yuva arıyorlar.
Kutu içinde  paket yapılmış halde  bırakılıp kaçılmış benzin istasyonu civarına tesadüf eseri gördük.Ya görmese idik caddeye çıksalardı ezileceklerdi ,ben anlamak da zorlanıyorum derdim eskiden bu tür sorumsuzluk örneği hareketlere ,ama artık zorlanmıyorum çünki  her geçen gün artıyor hayvanla ilgili saçma, anlamsız insanlığa yakışmayan haberler ve diyorum ki ,artık yeter !
Sadece insan olmadıkları için bizden zayıf ,güçsüz oldukları için,onları bir meta ,mal gibi  görüp ( deney ,kürk vb için) her tür eziyet ,şiddet ,taciz ve işkence yapmayı  nasıl kendimizde hak görüyoruz.Onların suçu, hayvan olarak doğmak mı?Oysa , bizler gibi can taşıyor ,hissediyor bu canlılar,   empati yapmanızı bu gözle onlara bakmanızı diliyorum, işte o zaman anlayacaksınız neler çekiyorlar bizlerden.  Neler yapıyoruz bu hayvancıklara neler  ,etini yiyoruz,derisini kullanıyoruz,sokaklarda istenmiyor diye ormanlara atıyoruz,sokak da etraf kirleniyor sinek oluyor diye merhametli insanların koydugu su ve mama kaplarını tekmeleyip çöpe atıp onları aç ve susuz kalmalarına sebebiyet veriyoruz,sanki bir mal gibi parayı bastırıp satın alabiliyoruz ve her istediğimizi(dövmek,aç bırakmak,eziyet etmek belki taciz belki  tıbbiyeye meraklı psikopatın elinde her uzvu  parça parça kesilmek sureti ile yavaş yavaş can vermek,kumar bahis uğruna  dövüşte paramparça olup ölmek.Daha bitmedi insanların hastalıklarında kullanılacak ilaçları önce onlarda deniyoruz,kozmetikde güzel görünelim ,aman bize allerji yapmasın diye  bu hayvancıklara inanılmaz acılar çektirerek deneyler yapıyoruz,az gelişmiş ülkelerde geçen hafta haberini gördüm xxx ülkede dişi şempanzeler fuhuşda kullanılıyormuş o kadar çok o kadar çok ki bu kötü örnekler daha unuttuğum örnekler vardır mutlaka.Ama bu hatırladıklarım bile yeter bir nebzede olsa  empati yapmanıza yardımcı olur.
Konu nereden nereye geldi  :(Sabah   bu kedilere yuva arama ilanı koyayım diye başladım yazmaya,  bir baktım olay yön değiştirdi kedilere yuva arıyorum derken yazarlığım mı tuttu ne, ilham geldi kedilere yuva arıyorum derken şaka şaka haddim değil yazarlık kendi çapımda hissettiklerimi duygularımı yaşadıklarımı yazmaya çalışıyorum.Çalışıyorum dedim küçük bir iş kazası ,tek kol ve 5 parmakla solak vaziyette  tek tek tuşlara basarak ancak  yazabiliyorum,Nasıl mı oldu ?Yedikule nin maskotlarından  şımarık bady ve zilli  oyun oynarken bana çarptılar ve düşürdüler beni yere kedilere yuva arıyorum derken  sağ kolum çatladı bilekden ve bandajda 1 ay kalacak kedilere yuva arıyorum derken o nedenle tek kol a kaldım,biraz yavaş yavaş da olsa  sol eli ustalıkla kullanmayı öğrenemeye başladım.İnsan nelere alışıyor değil mi kedilere yuva arıyorum derken
Şimdi esas konu ya döneyim bu 4 adet sevimli yavru kedilere acil yuva arıyoruz. Sahiplenmek için:

http://www.fatihbelediyesiyedikulehayvanbarinagi.com/hakkimizda/sahiplendirme-sistemimiz/

kedilere yuva arıyorum derken

 

18. Şubat 2012

panter emelle söyleşinin ardından

İstanbul Barosu Hayvan Hakları Komisyonu, 11 Şubat 2012 tarihinde Sayın Emel Yıldız, namı diğer Panter Emel ile söyleşi düzenledi.

Bu söyleşinin gerçekleşmesinde 2 temel gaye yatıyordu;

ilki, hayatını bu yola adamış ve hayvan haklarını Anadolu’nun en ücra köşesinde en cahil kisiye bile duyurmuş Emel Hanım’a  kendi adımıza düşen vefa borcunu ödemek,

İkincisi ise Emel Yıldız’ın üzerine yapışmış yanlış imajı ortadan kaldırarak esasında Emel hanımın gerçek yüzünü; bilgisini ve donanımını gözler önüne sermek.

 

Ben de aylardır evde kızımı büyüttüğüm için  uzun zamandır katıldığım ilk etkinlik olarak, söyleşinin gerçekleştigi Burhan Adli Apaydın Salonunda yerimi aldım, katılımcılar arasında.

 

Katılımcılar, Emel Hanım’dan medet umuyor, nasıl herkes biraraya gelir, hayvanlar için birlikte nasıl hareket edilir diye soruyorlardı ki bir avukat kalktı, söz aldı ve “Hayvan hakları için biraraya gelelim, otobüslerle Ankara’ya gidelim” dedi.

 

Bunun üzerine Emel hanım,  Avukat hanımın sözlerine karşılık bir yazı okumak istediğini belirtti:

“Rivayet olunur ki, kuşların hükümdarı olan Simurg, Bilgi Ağacı’nın dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş.  Kuşlar Simurg’a inanır ve onun kendilerini kurtaracağını düşünürmüş. Kuşlar dünyasında her şey ters gittikçe onlar da Simurg’u bekler dururlarmış. Ne var ki, Simurg ortada görünmedikçe kuşkulanır olmuşlar ve sonunda umudu kesmişler. Derken bir gün uzak bir ülkede bir kuş sürüsü Simurg’un kanadından bir tüy bulmuş. Simurg’un var olduğunu anlayan dünyadaki tüm kuşlar toplanmışlar ve hep birlikte Simurg’un huzuruna gidip yardım istemeye karar vermişler.

 

Ancak Simurg’un yuvası, etekleri bulutların üzerinde olan Kaf Dağı’nın tepesindeymiş.

 

Kuşlar, hep birlikte göğe doğru uçmaya başlamışlar.

 

Önce Bülbül geri dönmüş, güle olan aşkını hatırlayıp. Papağan o güzelim tüylerini bahane etmiş. Kartal, yükseklerdeki krallığını bırakamamış. Baykuş yıkıntılarını özlemiş. Balıkçıl kuşu bataklığını. Yedi vadi üzerinden uçtukça sayıları gittikçe azalmış…. Kaf Dağı’na vardıklarında geriye otuz kuş kalmış.

 

.. Simurg’un yuvasını bulunca ögrenmişler ki; “Simurg – otuz kuş” demekmiş. Onların hepsi Simurg’muş.

 

Hikayeyi bitirdiğinde kendisinin gözleri dolu, bizim gözlerimiz dolu…

 

Ben de bir soru sormak istiyordum kendisine,

Önce açtığı bu yolda hayvanlar ve hakları için hukuki mücadele verdiğim için gurur duyduğumu söyleyecek sonra da 50 yıla yakın verdiği bu mücadelede, o yıllarla bugünleri; hayvan severler, toplum ve yetkililer açısından karşılaştırarak  değerlendirmesini isteyecektim.

 

Sonra sorumun içinde, daha sormadan cevabımı buldum.

 

2004 yılında çıkan 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanununu saymazsak, eğer 50 sene önce de, bugün de hayvan severler, toplum ve yetkililer olmak üzere 3 ayrı  grup sayıyorsak, esasında pek de bir şey değişmiş olamazdı.

 

Şunu unutmamak gerekir ki, bir ülkede, hakların, sadece yasalarla korunması mümkün olamaz. Bir hakkın, layıkıyla korunabilmesi için yasanın varlığı dışında, yasanın düzenlenme amacının, yetkililer tarafından sindirilmiş olmasi ve toplum tarafından da sahiplenilmiş olması gerekir.

 

Örnek vermek gerekirse, bir belediye bir bölgede  itlaf yaptığında,;

Evet,  5199 sayılı Hayvanlari Koruma Kanunu mevcuttur. Evet,  belediyenin eylemi yasaya aykırıdır!

Ancak belediye yetkilileri bu yasayı benimsememiş, toplum yasanın koruma gayesini içselleştirmemiş ise belediye de  bu eylemi karşısında sadece hayvan severleri buluyorsa, belediye gizliden gizliye de olsa yasaya aykırı eylemlerine devam edecektir.

 

Ancak, belediye itlaf yaptığında, kamu vicdanı rahatsız oluyor ve kamu vicdanı yara alıyorsa, belediye bir daha gizli olsun olmasın böyle bir eyleme cesaret edemeyecektir. Çünkü artık karşısında, oyalaması gereken bir avuç hayvan sever yoktur. Toplum bilinci, işte bu noktada hayvanlar için hayati önem taşır.

 

Kısaca, söyleşiden, biraz umutlu biraz umutsuz ayrıldım.

Ancak sonra düşündüm de, bu hayvanlar için umutsuz olma lüksümüz yok.panter emelle söyleşinin ardından

Bizim de umudumuz yiterse, onları yarı yolda bırakmış oluruz.

 

Mücadeleye devam etmek lazım!

Kurtarılmayi beklememek lazım!!

Simurg olmak lazım…

 

İstanbul Barosu

Hayvan Hakları Komisyonu

Bşk. Yrd.

Av. Deniz Tavşancıl Kalafatoğlu

 

19. Aralık 2011

terk edilen hayvanların acı sonu:(

terk edilen hayvanların acı sonu:(Kemerburgaz yolu üzeri, belediyemizin moloz döküm kamyonlarının  güzergahı. Şöfor arkadaşlara sürekli   yol üzerinde terk edilmiş köpek sürüleri görülmesi artık doğal gelmeye başlamış:(  Bu gün   yolun ortasında boynunda tasması olan kocaman bir saf kangal görmüş ve arabayı durdurmuş duyarlı şöfor arkadaşımız ,hemen   yol kenarına çekmiş daha fazla ezilmesin diye bakmış ki  nefes alıyor bir arkadaşının daha yardımı ile 80-90 kg ağırlığında ki koca kangalı kamyona yüklemiş ve basmış   gaza ,nereye getirir tabiiki darülaceze YEDİKULE ye ,ilk akla gelen yer, oysa kemerburgaz da 2 rehabilitasyon merkezi karşı karşıya oraya götürmek yerine o kadar km gidip bize getirmiş terk edilen hayvanların acı sonu:( Veterinerimiz  ilk müdahaleyi yapmak için ilaçları hazırlayıp kamyona bindi fakat ,hayvanın son nefesini verdi.Zavallı hayvan ,saf kangal Sivasın bağrından yavru iken onlarca para ödenip satın alınmış ,sonrada  sokağa terk edilmiş, büyük ihtimal yaşlandı ,iş görmüyor diye.Bu hayvanlar OYUNCAK değil,bizim gibi hissediyorlar,terk edilince acı çekiyorlar,araç bilmiyorlar ya EZİLİYORLAR ,ya kötü niyetli insanlar ca dövüş vb bahislere alet oluyorlar,ya da açlıkdan ölüyorlar. ORMAN a atılan köpeklerin dramı malum ,birileri yemek götürürse toklar ,yoksa açlıkdan ölüyorlar.Hiç biri bunu HAK ETMİYOR.Biz insanoğulları ,bizden aciz durumda ki  başka canlılara eziyet etmekden vaz geçtigimiz zaman ,duyarlı  hayvanseverlerin de duygusal acısı bitecek.
O nedenle hedef kitlem öncelikli gençler, yeni yetişen nesil ,onlara güveniyorum .Büyüyüp iş güç sahibi oldukların da ve bir de  hayvan sahiplendiklerin de  asla ve asla terk etmeyeceklerdir eminim .Mesajlarım la hep diyorum ki ,lütfen bir canlıyı sahiplenmek çok büyük bir sorumluluk, en az 13 sene yaşayacağını bilip bu sorumluluğu alacaksanız hayatınıza bir canlıyı dahil edin ,yoksa o hayvanın GÜNAHINA girmeyin çok rica ediyorum.Kimse kimseye silah zoru ile hayvan  al demiyor, kendi rızanızla satın veya sahipleniyorsunuz  ,oysa biraz araştırsanız zorluklarını görseniz veya da bize danışsanız  sizlere yardımcı olmak için gönüllüyüz,ve açık ve net uygun değilsiniz bakamazsınız veya evet bakabilirsiniz  der fikir veririz.Sonuç da terk edilen hayvan dediğim gibi ya ormana ,ya sokağa ,yada barınağa bırakılıyor.Güçlü olan yaşıyor tabii yaşamak sa bu  (orman yaban hayat yaşam kuralları içinde zayıf olan yok edilir ki diğerleri yaşayabilsin doğa kanunu)Sokağa bırakılan hayvanı zaten isteyen çok az insan var, küpeliler bile şikayet ediliyor,.Barınağa bırakılan hayvan eğer gönüllü yoksa sevgi den mahrum ,görevli lerin eline düşmüş ya  aç kalacak,yuva bulacak ya da intiharı seçecek ya da  güçlü köpeklerce öldürülecek.Maalesef gerçekler bunlar o nedenle  tavsiyem:ASLA HAYVANINIZI TERK ETMEYİN VE BİR HAYVANSEVER OLARAK KESİNLİKLE BARINAKLARI ZİYARET EDİN ,BARINAKLARDAN HAYVAN SAHİPLENENİN .

terk edilen hayvanların acı sonu:(terk edilen hayvanların acı sonu:(
Kamyonu kullanan ve yaralı hayvanı barınağımıza getiren duyarlı Şöfor arkadaşımız Tarkan Bey in mektubu:
“Resimde görülen kamyonun şöförü benim belediyede çalışmaktayım o gün senelik izinden dönüp işe başladığımın gündü kemerburgaz yolu üzerinden tayakadına moloz dökmeye gidiyordum o yol güzargahında kamyonların hız sınırı 70km dir bu kurala ben duyarlı bir şöför olarak uydum fakat bu kurala uymayan çok sayıda meslektaşım var kimi işyerinin baskısından dolayı kimide kendi egosunu tatmin etmekten bu kuralı hiçe sayıyor ve sonuç malesef resimdeki gibi veya daha büyük bir felaketlen sonuçlanıyor ben üzerimdeki yükümü boşaltıktan sonra dönüş yolunda hasdal istikametine doğru ilerlerken yolun orta yerinde yatan bu zavallı yaralı kangalı gördüm kafasının kıpırdattığını farkettim öylece bakıp gidemezdim hemen hiç tereddüt etmeden yolun sagına yanaşıp tek başıma bu canlıyı kamyonumun yanına kadar getirdim ölmüş bile olsaydı onun bedeninin daha fazla ezilmesine gönlün elvermedi fakat bir sorun vardı bu iri cüsseli kangalı nasıl kamyona bindirecektim beni o halde gören yoldan gecen sürücüler durmuyordu biraz başında bekledim ve tesadüfen o civarın yakınlarında çalışan bir işçi bana yardım etti ve kamyona bindirdik bir an kafasını kaldırıp acı ceken gözlerle bana baktı sanki bir şeyler anlatmak istercesine o anı unutamıyorum benim o an aklıma ilk gelen yer işyerimizin hayvan barınağıydı orda veteriner vardı bu canlı yaşıyordu ve ben hayatını kurtarmak için zamana karşı yarışıyordum dikkatli bir şekilde hız kurallarını hiçe saydım 80km süratla trafik radarına yakalandım fakat benim o an düşündüğüm o masum canlının hayatıydı barınağa geldiğimde malesef artık yaşamıyordu üzüldüm keşke trafikteki sürücüler biraz daha dikkatli ve duyarlı olmuş olsaydı o çarpan arkadaş veya hemen onun arkasında seyir eden başka bir sürücü bu canlıyı veterinere götürseydi belki sakat kalacaktı ama yaşayacaktı tabiki onu yol kenarına atan sahibine ne demeli bilmiyorum onun yorumunu sizlere bırakıyorum başımdan geçen bu olayı sizinlen paylaştım umarım başınızı ağrıtmamışımdır lütfen ama lütfen duyarlı davranalım her ne olursa olsun yardıma muhtaçlara yardım elimizi uzatalım hoşçakalın”

Toplam 46 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12345...102030...Son »