Teknik Hukuk kavramı ile olaya yaklaştığımız zaman aslında hayvanların hakları olmadığı , onların bir hukuk süjesi olmadığı söylenir.Yani onların hak ve fiil ehliyeti olmadığı için örneğiin alacak borç ilişkisine giremezler , vasiyet yapamazlar , bağış kabul edemezler ya da kendilerine yapmış oldukları hukuka aykırı bir eylemden dolayı cezalandırılamamaları gerekir. Dolayısıyla bugünkü yasal düzenlememiz de onlara hak ehliyetine sahip bir hukuk süjesi olarak bakmak yerine onlara bir nesne , bir eşya olarak bakmak eğilimindedir. Kitabımızın bundan sonraki sayfalarında göreceğiniz tüm satır aralarında aslında uyuşmmazlığın onlara baış açısı olan ‘’mal” olarak bakılmasından kaynaklanmaktadır. Bir diğer deyişle, evinizdeki masanızdan , sandalyenizden , bardağınızdan farkı olmayan bir EŞYA , bir nesne ..Yani ikisini de kırp atabilir , sokağa bırakabilir ve bundan dolayı da kimseye hesap vermezsiniz gibi ..Nitekim de acı gerçek pratik hayatta da yaşadığımız zaten budur. Hak süjesi değillerdir belki ama hakkın konusunu oluşturan objesidirler.Kendi hakkını biz insanların anladığı anlamda koruyamayacak olan hayvana , yine bizim hukuk düzeni içinde anladığımız hakkı sağlamak da aslında özellikle onların dünyasında olmayan böyle bir kavram açısından saçmadır. Yazının devamı için tıklayın »
Sayın Şenpolat,
Sokak köpekleri meselesini çözmenin tek yolu, bu konuda “Hukuk” ne diyorsa onu yapmaktır. Bahsettiğim hukuk, tam üyesi olmak için ulusça gayret sarfettiğimiz AB kanun ve yönetmelikleridir. Yüzyıllar süren ve binlerce, belki de onbinlerce olaydan sonra oluşan hukuku, yani sokak köpekleriyle ilgili olarak il idaresinin, belediyelerin ve de diğer yerel yönetim birimlerinin görev ve yetkilerini düzenleyen yasaları ve yönetmelikleri yok sayarak çözüm geliştirilemez.
AB mevzuatı içinde, belediyelere, sokakta bulunan başıboş köpekleri toplayıp, belli bir süre, mesela bir hafta barınakta tutmak ve bu süre içinde sahiplenilmeyenleri “uyutmak” vazifesi verilmiştir. Yani ne kadar üzülürsek üzülelim, bu köpeklerin ebediyen uyutulmasından başka çare yoktur. Bu hayvanları aşılatıp, kısırlaştırıp, kulaklarına da küpe takıp sokaklara salmak diye ne ülkemiz ne de AB mevzuatı içinde bir hal tarzı yoktur. Benim bildiğim budur. Bilgilerim eksik veya yanlış olabilir. Öncelikle ülkemiz hukukçularından ayrıca Brüksel’deki AB Merkezinden konuyla ilgili yasal kurallar öğrenilebilir. Kurallar ne ise, hepimiz aynen uyarız.Bu beldede yaşayan insanların ve özellikle başıboş köpeklerinin hedefi olan çocukların, sokaklarda ve parklarda özgürce oynama ve dolaşma hakkını kısıtlamamak için yukarıda arzettiğim çözüm yolunu hayata geçirmek mecburiyeti vardır. En azından yasal uygulamalara karşı çıkmamak gerekir.
Aksi davranış, kendi tercihlerimizi, başkalarına dayatmaktan başka bir şey değildir. Ne kadar insaniymiş gibi durursa dursun bu, bir zorbalıktır.
Saygılarımla,
……………………
Yukarıda “ismini özellikle sakladığım” kişinin bilgileri tamamen yanlıştır. AB mevzuatında böyle bir uygulama olabilir ama Türkiye AB’ye üye olmadığı ve böyle bir uygulamayı kabul etmediği gibi aşağıda bahsedildiği gibi
4926 SAYILI YASAYA aykırı olarak yurda kaçak olarak özellikle doğu avrupa ülkelerinden sokulan ev ve süs hayvanlarının girişinin önlenmesi ile ilgili denetimlerin artırılmasına dair bir yazı Ahmet bey tarafında Gümrük Müsteşarlığına gönderildi.
Yazıda özetle şu anlatılmakta idi,
“Türkiye’ye, Doğu avrupa ülkelerinden kaçak yollarla ( yani ithal edilen ) getirilen yavru köpekler, pet shoplarda 200 ila 1000 dolara satılsa da, hızla üremesi sonucu bir süre sonra sokak köpeğine dönüşmekte Bu canların maliyeti ise özellikle bunları eski doğu bloku ülkelerinden getiren beş parasız, pulsuzlar, sayesinde büyük bir ticarete dönüşmüş durumda. Bir başka deyişle, bunların maliyeti daha önceden de belirtildiği üzere getirenlere maliyeti ortalama 10-20 dolar arasında ama bu köpekler petshoplara girdiğinde en az 200-300 dolardan başlayan fiyatlarla satılmakta. Üstelik bu yavru canlar poşetler içinde,havasız ortamlarda çoğu zaman sesleri çıkmasın diye bayıltılarak yurda kaçak olarak sokulmakta. (örnek:Bir bavuldan 13 kedi, 8 köpek çıktı) Petshoplara geldiğinde ise bu köpekler zaten yavru olmalarının getirmiş olduğu sevimlilikle hemen talep bulmakta. Kaçakçılığın men ve takibine dair yasanın 14. maddesi bu konuda sert hükümler getirmiş olmasına rağmen , denetimler etkisiz kaldığını , barınaklar içinde bulunan sayıları binleri bulan “cins hayvanlar” kanıtı olmaktadır. Yani barınaklarda artık bildiğimiz klasik sokak havyanı yerine cins hayvanlar yerini almaktadır.
Bu yasadışı kaçak ithalatın durdurulması gerekmektedir. Ancak denetimler sıklaştırılır ve personel eğitilirse bu sorunun önüne geçilebilir. ”
Veee Ankara’dan Gümrük Müsteşarlığından bizzat Genel Müdür Mustafa Yaşar bey, 6 Nisan’da Ankara’da yaptığımız toplantı sonucunda ve ekli olarak size yollamış olduğum afiş için toplantı yapıldığını ve ONAY çıktığını belirtti. Yazının devamı için tıklayın »
Avukat Ahmet Kemal Şenpolat ile yapılan bir röportaj
Öncelikle kendinizden bahseder misiniz? Ne iş yapıyorsunuz? Hayvanlarla ilgilenmeye ne zaman başladınız?
Av. Ahmet Kemal Şenpolat İstanbul Barosu Hayvan Hakları Komisyonu Başkanı Hayvan Hakları Türkiye Aktif Güç Birliği Platformu ( HAYTAP ) Hukuk Danışmanıyım. Hayvanlarla değil tüm canlarla doğduğumdan beri ilgilenmeyi bırakın onlarla beraber yaşıyorum. Bu çünkü ilgilenilecek bir hobi değildir , yaşam tarzıdır , merhamettir , vefadır. Sesleri solukları çıkmayan ağaçların da , doğanın da , gözü çıkarılmış bir eşeğin ve üzerine benzin dökülmüş bir köpeğin de hakkının savunulmasıdır.
Şu fotoğrafları gördükten sonra itin kedinin eşeğin n avukatı olmak gururdur , sessiz kalarak şeytanın avukatı olmaktansa ! Yazının devamı için tıklayın »
5199 sayılı yasanın sizce tam adı nedir ? bir sorun bakalım kendinize.
Ben size söyleyeyim.. Hayvanları Koruma Yasası ! Çünkü hayvanlara, “hayvanları koruma” bakış açısı ile yaklaşmak aslında hayvanları devamlı olarak koruma , onları devamlı himaye altında tutma kanaati ve zihniyetinin hakim olduğunu gösterir. Oysa , aslolan tüm canlıların hukuken “haklarının” olduğunu kabul etmektir. Hak , hukuk düzeni tarafından korunan menfaat demektir. Bu yasayla aslolan hakların güvence altına alınması amaçlanmaktadır. Yazının devamı için tıklayın »