Yardım Etmek İstiyorum

Çağatay Öztürk

 

16. Mart 2009

Köpekler mi daha Tok Gözlü Yoksa İnsanlar mı

Uzun bir aradan sonra dün, köpeklerim Zeyna, Clara ve Roxy’i mamalarını yerken seyrettim. Zeyna yemek yerken diğer iki köpeğim onu seyrediyorlardı. Daha sonra evdeki köpek sürüsünün lideri Zeyna mamasını yiyip bitirdikten sonra diğer köpeklerim Clara ve Roxy mama kabının başına geçtiler ve mamalarını yemeğe başladılar. Bu görüntü ve düzen karşısında gerçekten ne diyeceğimi bilemiyordum. Biz insanların, hayvanlardan özellikle köpeklerden ders alacağımız o kadar önemli nokta varki hayvan sahibi olanlar ne demek istediğimi çok iyi anlarlar.

Köpekler karnı doyunca kenara çekilmeyi ve bir sonraki köpeğe karnını doyurma şansını veriyor. Peki ya biz insanlar? Sizce biz insanlar köpekler kadar tok gözlü olabiliyor muyuz? Yoksa karnımız doysa da yine biz yiyelim hep yiyelim diye aç gözlülük yapmaya devam mı ediyoruz?

Kimi zaman insanlar birbirlerine hakaret etmek istedikleri zaman hayvan adlarını söylerler. Oysaki hayvanlarla vakit geçirdiğinizde onların o güzel yanlarına tanıklık ettiğinizde hayvanlara ne kadar büyük bir haksızlık ettiğimizi fark etmemiz gerekiyor.

Köpek denen varlık ego’su olmayan bir varlık. İnsan ise ego’su en güçlü varlık. Ancak güçlü bir ego ile acımasız olmayı birbirine karıştırmamak gerekiyor. Hayvanlardan ögreneceğimiz çok şey var. İnsanların bu kadar acımasız olması gerçekten çok üzücü. Ayrıca bu acımasızlık yaşadığımız dünyanın daha da güvenilmez bir hal almasına sebebiyet veriyor. Kısacası, hayvanlar bile bu kadar tok gözlüyken, biz insanların artık insana yakışır gibi davranmamızın ve aç gözlülüğü bir kenara bırakmamızın zamanı geldi de geçiyor bile diye düşünüyorum…!

 

28. Ocak 2009

Bütün Dünya buna inansa..

BÜTÜN DÜNYA BUNA İNANSA!

Yazılarımı takip edenler çocukluk hayallerimden birinin hep bir İrlanda Seteri cinsi köpeğim olmasını istediğimi bilirler. Sonunda oldu. Evet gerçektende hayal bile ettiğimden daha iyi huylu ve güzeller güzeli İrlanda Seteri cinsi bir köpeğim oldu.  Köpeğime Roxy adını verdim. Roxy bugün tam 4,5 aylık oldu. O kadar iyi huylu o kadar sevecen ve o kadar aradığım gibi bir köpekki Roxy. Onu çok ama çok seviyorum. Roxy bana geleli tam 2 ay oldu. Her geçen gün daha bir hızla büyüyor. Minyatür Pinçır (Miniature Pincher) cinsi diğer iki köpeğim Zeyna ve Clara ile de çok iyi anlaşıyor Roxy. Üçünün de mutluluğuna, onlarla vakit geçirdiğim her an tanık oluyorum. Kimi zaman onları oyun oynarken saatlerce seyrediyorum. Hiç sıkılmadan ve bıkmadan günlerce hiçbirşey yapmadan köpeklerle oynayabilirim. Hatta onların oynamalarını ya da uyumalarını bile seyredebilirim. Hayvanlar kadar zararsız ya da insanı rahatlatan veya bize, insanlığa, unuttuğumuz duyguları hatırlatan bir başka varlık daha düşünemiyorum. Ama tüm hayvanlar arasında köpeklerin benim için ayrıcalıklı olduğunu belirtmek istiyorum.

Mesleğim gereği bir Psikoterapist olarak birçok kişi ile onların özel yaşamlarına sayısız yolculuklar yapıyorum. Bugüne kadar kimse kalbinin bir kedi, köpek  tarafından kırıldığından hiç yakınmadı. Ya da hayatlarını bir hayvanın mahvettiğini hiç dile getirmediler. Ancak hayvanlardan ya da kedi ve  köpeklerden fobik anlamda korkanları anlıyorum elbetteki. Bu korkularından isterlerse çok rahat kurtulabileceklerini de biliyorum. Keza bugüne kadar birçok kişiye fobilerinden kurtulmaları için yardım ettim. Ancak asıl anlayamadığım biz hayvan severlere nefretle bakanlar. Örneğin beni 3 köpek ile bir arada yaşıyorum diye anormal olarak görenler. Onları anlamakta gerçekten zorlanıyorum. Sonra da düşünüyorum; Acaba benim köpeklerime gösterdiğim ilgi, sevgi ve özen onlara ihtiyacı olan ama kendi hayatlarında sahip olmak istedikleri ve sahip olamadıkları ilgiyi mi hatırlatıyor? Bir anlamda da hayatlarındaki ilgi eksikliğini mi onlara hatırlatıyorum? Örneğin benim köpeklerim yemeleri gereken en iyi mamaları yerler. Yaşlanınca sağlık açısından sorunlar yaşamasınlar diye günde en az 1,5 saat mutlaka yürüyüşe giderler. Ayrıca her sabah 45 dk her gece de yine mutlaka en az 20 dk ile 30 dk benimle oyun oynarlar. Hiç kimsenin beni şımartmadığı kadar şımartırım köpeklerimi ben. Ama onlar hiç bir zaman şımarmıyorlar. Her zaman laf dinliyorlar. Beni mutsuz edeceğini düşündükleri hiç bir davranışta bulunmuyorlar. Kısacası hayvanları sevdiğiniz zaman onların size ihanet etmesi ihtimali bir kenara bir de üstelik sevginizin  hiçbir zaman karşılıksız kalmadığını bilmelisiniz.

Bu nedenle hayvanseverleri yadırgayarak bakan birçok kişiye en önemli tavsiyelerimden bir tanesi bir hayvan ile biraz vakit geçirmeleri. Onları anlamaya çalışmaları. Onlarla geçirdikleri zaman içerisindeki sevgi paylaşımının tadını başka hiç kimseyle almadıklarını görünce ne demek istediğimi daha iyi anlayacaklardır. Hem samimi olarak düşünürsek bizden önce hayvanlar yok muydu ? Günümüzde yaşam koşullarını zorlaştırdığımız hatta yaşam haklarını ellerinden aldığımız hayvanlar sizce bu dünyayı bizden çok hak etmiyorlar mı?

Tüm dünya buna inansa hem hayvanlar hem insanlar herles birarada daha mutlu bir yaşam sürdürmezler mi?

Sevgiyle Kalın, Hayvanlarla Kalın!

Çağatay Öztürk

Uzman Psikoterapist

 

 

21. Ekim 2008

Çocuğumu takas etmek istiyorum

ÇOCUĞUMU TAKAS ETMEK İSTİYORUM? İLGİLENEN VAR MI?
(Sakın delirdiğimi düşünmeyin! Aksi takdirde Türkiye’de çok hayvan sahibi tımarhaneye kapatılmak zorunda kalır)

Çocukluğumdan bu yana dek hep İrlanda Seteri cinsi bir köpeğim olsun istemişimdir. Geçtiğimiz gün, sanal ortamda birbirinden faklı web sitelerine şöyle bir bakayım dedim, acaba İrlanda Seteri yuva arayan bir köpek var mı diye. Ancak gördüğüm ilanlar beni çok şaşırttı ve üzdü doğrusu. Kendi kendime düşündüm; O köpekler insan olsalardı acaba sahipleri kadar acımasız olurlar mıydı? Diye. Birbirinden farklı web sitelerindeki ilanlardan bir kaçını sizlerle paylaşmak istiyorum. Örneğin, ‘2,5 yaşındaki Dogo Arjantin cinsi köpeğimi Terrier cinsi bir köpekle takas yapmak istiyorum’. Diğer bir ilanda ise ‘İngiliz Cocker cinsi 6 aylık köpeğimi, yavru Alman Kurdu ile değiştirmek istiyorum’.Bu ilanlar gibi bir çok ilana rastlamak mümkün sanal ortamda. Şimdi burdan sormak istiyorum. Siz çocuğunuz doğduktan göz rengini beğenmediniz ya da davranış biçimi sizi rahatsız ediyor diye sanal ortamda ya da gazetede ilanı aracılığı ile onu bir başka çocukla değiştirirmiydiniz? Gerçekten üzücü. Üzücü olduğu kadar da düşündürücü!

Köpekler ya da evcil hayvanlar birer eşya değildir. Onların ruhu vardır. Ayrıca biz insanların belkide anlamakta çok zorlandığı çok özel bir de kalpleri. Mesela, hayvanlar ile insanlar arasındaki karşılıksız sevgiden çok sık söz edilir. Köşe yazılarında, kitaplarda, TV programlarında ve birçok yerde. Ancak bu karşılıksız sevgi sanıyorum hayvanların insanlara duyduğu sevgi için geçerli. Biz insanlar hayvanları, onların bizleri sevdiği kadar karşılıksız sevemiyoruz açıkçası. Bir köpek sahibini mutlu etmek için nerdeyse aç bile kalmayı göze alıyor. Oysaki insanlar kedi ya da köpeklerini onlar ile ilgili hoşlanmadıkları bir durumda onları sonsuza kadar terk edip ya da bir başka hayvan ile takas etmeyi göze alabiliyorlar. Üzülüyorum. Ama kedi ve köpeklerini bir başkasıyla takas edenlere değil o takas edilen hayvanlara.

Eğer bir hayvanın sorumluluğunu alamayacak ve onlara bakamayacaksanız lütfen onlara baştan talip olmayın. Onların kalbini kırmayın. Onları terk edecekseniz baştan elinizi uzatmayın. Untmayın sizlerin onlara sahip olma özgürlüğünüz olabilir ancak eğer günün birinde onları terk edecekseniz bu özgürlük baştan kısıtlanıyor. Bunun bilincinde olun. Yaşam tarzınız ve hayat şartlarınıza uygun evcil hayvanlar, köpekler seçin. Bunun ile ilgili gerek sanal ortamda, gerekse kitapçılarda bilgi alabileceğiniz öyle çok kaynak varki. En kötü ihtimalle size yakın bir veteriner hekime danışırsanız hangi cins bir köpek sahibi olabileceğinize, onları daha sonra başka bir köpekle takas yapmak gibi anlamsız ve ayıplanması gereken bir durum ile karşı karşıya kalmazsınız.

Sonra o takas yapmak isteyen kişiye demezler mi; Sizdaha elinizdeki köpeğe bakamıyorsunuz yeni bir köpeğe nasıl bakacaksınız diye? Galiba insanlar kendi cennet ve cehennemlerini kendilerini yaratıyorlar. Hemde öteki dünyaya gitmelerine gerek kalmadan! Hepinize etrafınızda güzel hayvanların olduğu cennet gibi bir yaşam diliyorum.

Çağatay Öztürk
Psikoterapist

oztuc@aol.com

 

02. Eylül 2008

Köpekleri Kıskanıyorum!

Geçtiğimiz gün 4 günlük kısa bir seyahat için New York’a gittim. Her zaman olduğu gibi New York gibi dünyanın en karmaşık ve kalabalık şehirlerinden birinin en önemli caddelerindeki eşsiz alışveriş merkezlerinde ve büyük otellerinde çok önemli bir nokta dikkatimi çekti. Köpeklerin sahip olduğu özgürlük!

 İşin açıkçası kendimi Türkiye’deki  bazı insanların yerine koyunca oradaki köpekleri ve onların özgürlüklerini kıskandım açıkçası. Amacım kimseye veya bir kuruma hakaret değil. Özellikle güzelliklerle dolu ülkemiz Türkiye’yi kötülemek amacında hiç değilim. Ancak birçoğunuz benim yerimde olsaydınız aynı duyguları hissederdiniz sanırım. Köpekler New York’ta gerçekten çok özgür. Neredeyse her mağazaya girebiliyorlar. Birçok yerde onların sosyal yaşamda yer almaları için ilginç tabelalarla karşılaşıyorsunuz. Kısacası köpekleri hayatın bir parçası olarak görüyor ve bunun içinse ne gerekiyorsa yapıyorlar New York halkı. Belki birçok kişinin karşı olduğu Amerika, ya da emperyalist düzen ne yazık ki bu görüntüler sayesinde övgüleri hak ediyor. Hal böyle olunca da New York’taki o eşsiz özgürlük heykeli de daha bir anlam kazanıyor. Sonra düşünüyorum Amerika’da köpeklere verilen özgürlükler bizim ülkemizdeki köpeklere verilemez mi. Köpeklere verilmesi gereken özgürlükler bir yana bazen her canlıya ait yaşam hakkı bile ne yazık ki kedi ve köpeklerin elinden alınıyor neredeyse. Gün geçmiyor ki sokakta, yol kenarlarında bir köpek ölüsüne veya kedi leşine rastlamayalım.

 Belediye seçimleri yaklaşıyor diye göz boyamak için yol yaparak adeta birbirleriyle yarışan belediyeler, nerede diye sormak istiyorum. Lüks makam araçlarında oy aldıkları mahallelerden, sokaklardan geçerken benim ve birçok kişinin gördüğü kedi-köpek leşlerini görmüyorlar mı? Görüyorlarsa bir şey yapmak akıllarına gelmiyor mu? Üzücü gerçekten çok üzücü!

Hayvan sevgisi çocuk yaşta verilmeli diye düşünüyorum. Kimi zaman çocuklarında hayvanlara zulmettiklerini görüyorum. Adeta işkence ediyorlar birçok sokak kedisine ve köpeğine. Aileleri bu çocuklara hayvan sevgisini hiç vermiyorlar mı? Hayvan sevgisi ve bu konudaki bilinç çocuklara okullarda da anlatılmalı.Hatta okullarda ders olarak okutulmalı diye düşünüyorum.

İnsanların özgürlükleri ve özgürlük alanlarının bile ciddi endişelere maruz kaldığı güzel Türkiye’mizde hayvanların özgürlükleriyle ilgili böyle bir istekte bulunmakla acaba çok fazla bir şey mi istemiş oluyorum? Buna siz karar verin.

Hepinize mutlu yarınlar ve hayvan sevgisinin daim olduğu güzel bir toplum diliyorum. Allah kedileri, köpekleri ve tüm hayvanları başımızdan eksik etmesin.

Saygılarımla,

Çağatay C. Öztürk

Uzman Psikoterapist

oztuc@aol.com

http://www.cagatayozturk.net/

 

12. Haziran 2008

Veterinerlik yapmak yerine ,Elma Armut Satın!

resim-1443.jpgVeterinerlik Yapmak Yerine, Elma Armut Satın! 
 

Sevgili hayvan severler, 

Bir önceki yazımı okuyanlar hatırlayacaklardır. Köpeğimden özür dilemiştim. Çünkü az kalsın istemeden onun sakatlanmasına sebep olacaktım. Ancak ne var ki Türkiye’de çok değerli veteriner hekimlerimiz var. Onlar sayesinde en çok sevdiğimiz varlıklarımız, köpekler ve kedilerimizin daha kaliteli yaşam sürmelerini yardımcı olabiliyoruz. 

Köpeğim Zeyna’nın başına gelen istemeyen kaza neticesinde daimi veterinerimiz Bebek’te bulunan Vet Station’ın, işlerini çok severek yapan ve gelecek vaat eden değerli genç veteriner hekimleri Remziye ve Dilek Hanım Zeyna ile özel olarak ilgilenmişlerdi. Ancak Zeyna’nın geçirmek zorunda olduğu ameliyatı kendileri gerçekleştiremeyecekleri için beni mezun oldukları üniversitenin hocalarına yönlendirmişlerdi. Bunu çok iyi niyetli ve hocalarına sonsuz bir güven duygusu içinde yapmışlardı.  

Bende onların tavsiyeleri üzerine Zeyna’yı hiç vakit kaybetmeden onların yönlendirdikleri veteriner hekime götürdüm. Zeyna için gerekli olan çekilen iki adet bacak film için benden 175.oo YTL isteyen Veteriner hekim, Zeyna’nın operasyonu içinse akıl almaz ve benzer semtlerde bulunan veteriner hekimlerin istediği rakamın iki katından fazlası bir rakam isteyince oradan hemen uzaklaşmak istedim. Aslında daha önce başıma böyle bir olay gelmediği için, fiyatlardan haberdar değildim. Ne var ki bahsettiğim veteriner hekimin vücut dili kendini ele vermişti. Yani o da istediği rakamların astronomik ve normalin çok üzerinde olduğunun farkındaydı sanırım. Bunu açıkça söylemese de bir psikoterapist olarak onun vücut dilinden bunu anlamak zor değildi benim için. Bu nedenle o semt ve daha yüksek fiyatta olacağına kanaat getirdiğim farklı semtlerdeki veterinerlik kliniklerine filmleri götürüp sordum. ‘Eğer bu iki adet film sizin kliniğinde çekilmiş olsaydı, kaç para isterdiniz?’ Diye. Aldığım cevaplar beni o kadar şaşırttı ki ‘kazıkçı’ veteriner hekim ile ilgili başıma gelen bu tatsız olayı ders olsun diye yazmak ve sizlerle paylaşmak istedim. Kliniklerden bir tanesi Benden iki adet bacak filmi için 175.oo YTL isteyen veteriner hekimin çektiği iki adet filme yakın semtlerdeki farklı klinikler, 50.oo YTL, diğeri 60 YTL, bir diğeri ise 30 YTL istemişlerdi. 

Bu arada Zeyna’nın bacağına takılacak ve iki ay sonra çıkarılacak platin için malzemeden bile kar etmeyi amaçlayan veteriner hekim platin fiyatı içinde astronomik rakam istemişti. Yani ameliyatı o yapmış olsaydı bir kazıkta platinden atacaktı. 

Tam bir hayvan sever olan bir anlamda öksüz hayvanların annesi değerli dostum Semra Bicioğlu sayesinde tanıştığım bir veteriner dostumuz aracılığıyla, Veteriner hekim Prof. Erdem Acar ile tanıştım. Erdem Hoca ve eşi Meral Hanım Zeyna’nın ameliyatını büyük bir şefkat ve titizlikle yaptılar. Aklımda hiçbir soru işareti kalmadan. Kazıklanmadan ve güvenle Erdem Hoca’nın kliniğinden çıkarken, iyi ki varsınız Erdem Bey ve Meral Hanım dedim kendi kendime.  

Amacım insanların kazançlarına engel olmak ya da birilerini karalamak değil. Bu nedenle Dilek ve Remziye Hanım’ın beni yönlendirdikleri hocalarının adını vermiyorum. Ancak bu olayı sizlerle paylaşmak zorundaydım. Bu veteriner hocaya beni ilk yönlendirdiklerinde Dilek Hanım, ‘Hocamız o kadar idealist ki üniversiteden bile istifa etti’ demişti. Sanırım daha kısa yoldan fazla para kazanmak için istifa etmiş hocanız Dilek Hanım.  

Bazı meslekler vardır ki, o mesleklerde maneviyat biraz ağır basmalıdır. Tıpkı veterinerlik, psikoterapistlik, doktorluk gibi! Çünkü şefkat ve güven olamadan yapılmaz bu meslekler.

Bu meslekler daha fazla özveri ister. İnsanların duygusal boşluklarından çok yararlanacağınız mesleklerdir bunlar. Eğer amaç sadece para kazanmak ya da birileriniz kazıklamaksa bazı veteriner hekimler elma, armut satmalılar. Hiç olmazsa sattıkları meyveler çürük çıktığında insanlar o kadar üzülmez.  

Olmadı ……..Bey! Sizden yaşça çok küçük olan meslektaşlarınız ve öğrencilerinizi mahcup ettiniz. Hiç yakışmadı. Amacım söz dalaşı yaratmak değil. Hayvan hakları konusunda ve hayvan severler konusunda şaibe içerisinde olan ülkemizde birde böyle fırsatçı ve kazıkçı veterinerlerin gerçek hayvan severleri hayvanlardan soğutmaya hakkı yok. İşte bu kazıkçı veteriner hekimlere en büyük tavsiyem günün birinde azınlıkta olan gerçek hayvan severleri eğer hayvanlardan soğutmaya kalkarsanız bunun zararını ilk önce sizler görür ve Yardımcı Doçent bile olsanız işsiz kalırsınız. Biraz insaf! Kimse ağaçtan para toplamıyor.  

Bilgisi konusunda hiçbir şüphe duymadığım ve adını vermediğim bu veteriner hekim umarım fiyat listesini bir kez daha gözden geçirir.  

Bu olay sayesinde öğrendiğim şaşırtıcı bir nokta da veterinerler odasının belirlediği fiyat listesinin daha altında fiyat verilirse o veterinerleri odaya şikâyet edebiliyormuşsunuz. Bunun adı ticaretmiş her veteriner istediği astronomik rakamı hayvan sahiplerinden talep edebiliyormuş. O zaman bununda bir bedeli var. Adınız Kazıkçı’ya çıkar! 
 

Bir kez daha birçok üniversite hocasına ve deneyimli veteriner hekim’e örnek olacak düzeyde, işlerini son derece etik kurallar çerçevesinde yaptıklarına inandığım Dilek ve Remziye Hanım, iyiki varsınız.  

iyi ki varsınız Prof. Erdem Acar ve Veteriner Hekim Meral Acar. 

Binlerce teşekkürler! 

Cağatay C.Öztürk

  Psikoterapist

oztuc@aol.com