Yardım Etmek İstiyorum

Av. Deniz Tavşancıl Kalafatoğlu

 

13. Şubat 2009

Kedi Kulübeleri Projesi

Bu kedi kulübeleri projesinin temelleri,  Nişantaşı’nda yaşayan hayvan sever Mimar arkadaşım Didem Gökgöz’ün telefonuyla atıldı.  O bölgedeki hayvan sever gönüllülerin, Şişli – Mıstık Parkında bir kenara, sürekli olarak besledikleri ve kısırlaştırma ameliyatlarını gerçekleştirdikleri kedileri, barındırma maksatlı derme çatma kulübeler yaptıklarını, ancak özellikle Teşvikiye muhtarının ve çevreden bir kısım insanların, bu kulübeleri sürekli attırdığını ya da attığını, açıkta kalan kedilerinin hastalandığını ve bir kısmının da öldüğünü söyledi.

nisantasi-kedi-kulubeleri.jpgİlk bunu duyduğumda, 3-5 kediciğin bir koskoca mahalleye nasıl ve neden sığdırılamadığını anlamaya çalıştım.  Sonunda, yine insan gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kaldım.  Bencil insan doğası, çevresinde kendinden başka hiçbir canlının var olmasını istemediği gibi var olmasına saygı duymuyor daha da kötüsü tahammül edemiyordu. Ama tahammül edememesi, hiç bir şeyi durduramayacaktı… 

Bu hayvanların, varlığı ve yaşam hakları, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ile tanınmış ve güvence altına alınmıştır. 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ve Kanunun Uygulama Yönetmeliği uyarınca, özellikle de sokak hayvanlarının sorumluluğu, Belediyelere verilmiştir. Sokak hayvanları için hayvan sever gönüllüler ile Belediyelerin birlikte, iş birliği içinde çalışmaları, hem Kanunda hem de kanunun Uygulama Yönetmeliğinde açıkça ön görülmüştür.

İşin özü,  bu hayvanların yaşama ve barınma ihtiyaçlarını gidermek, insanoğlunun göstereceği bir lütuf değil yasa gereğidir.

Biz de, bu yasal dayanaktan güç alarak Belediye Başkanına gidip durumu izah ettik.  O da, tüm içtenliğinle projemize sahip çıkarak ilk olarak bu projenin, Şişli – Mıstık Parkında başlatılmasına destek verdi. Sayın Başkan, aynı zamanda, Mayıs ayında 100 adet kulübe yaptıracağını ve bu projeyi ilçesi bazında yayacağına dair de taahhütte bulundu.

Şimdi, Mıstık parkında, değişik 2 mimari yapıda, 3 adet kedi kulübesi mevcut. Kulübeler toplamda, 12 kedi için düşünülmüş de olsa, içinde barındırdığı kedi sayısı, yirmileri geçiyor.  Bu soğuk havalarda, insanoğlunun bir türlü beceremediği paylaşmanın en güzel örneğini göstererek sıcak yuvalarını diğer kedilerle paylaşıyorlar.

Belediye ile gönüllülerin işbirliği içinde çalışması, meyvelerini Şişli’den sonra da Kadıköy’de verdi. Kadıköy – Özgürlük Parkına da 1-2 adet kedi kulübesi konuldu.

Burada amacımız, hiçbir zaman sadece 5 ya da 6 adet kedi kulübesini 1-2 adet parka koyup adını “proje” olarak çıkarıp sonra da “işimiz bitti” demek olmadı. 

Amacımız, en başından beri, hayvan sever gönüllülere yol göstererek onlarla birlikte çalışarak, bunu İstanbul ili bazında, bütün ilçelere, ilçelerdeki bir çok parka yaymak oldu.

Lütfen, sizler de, bu parkları emsal göstererek yasal düzenlemelerden hareketle, kendi İlçe Belediye Başkanlarınıza giderek talepte bulunun.  İnsanlar için yapılan parklarda, esasında daha en başından onların yeşilini katlederek şehirleştirdiğimiz ve beton yuvasına dönüştürdüğümüz sonra aralarına ufak tefek konuşlandırdığımız bu yeşil parklarda, onlara ait ufak köşeler yaratılmasına katkıda bulunun.  Bu köşelerin yaratılmasını mümkün kılmak için 19 Mart öncesinde, lütfen ilçe Belediye Başkanlarınızı ziyaret ederek talepte bulunun!!

nisantasi-kedi-kulubeleri-beslenme-saati.jpgBu tarz bir projede yer almak hem yasal hem de vicdani sorumluluk gereğidir.

                                                                                                            Av. DENİZ TAVŞANCIL KALAFATOĞLU

                                                                                                                           

İSTANBUL BAROSU

                                                                                                                  HAYVAN HAKLARI KOMİSYONU

                                                                                                                          BAŞKAN YARDIMCISI

NOT: Talep halinde, Belediye Başkanlığına başvuru dilekçesi

Örneği ile kulübe mimari çizimleri, deniztavsancil@yahoo.com

adresine başvurulduğunda gönderilecektir.

                      

Çizim  1:  Model 1 : Üç bölmeli ikiz kulübe, arkada yarı kapalı mama ve su kabı alanları, yerden yükseltilmiş palet üzerine oturtulmuştur.

 Çizim  2:  Model 2 : Altı bölmeli dikey kulübe kompleksi, orta alanda yarı kapalı mama ve su kabı alanları, yerden yükseltilmiş palet üzerine oturtulmuştur.

 

21. Aralık 2008

YENİ BİR YILA GİRERKEN

Köyün birinde, bir çeşme yapılacaktır. Köy halkı, bu çeşmenin yapılmasını çok uzun zamandır her şeyden çok arzu etmektedir.

Çeşmenin yapılması için örgütlenmeye karar verilir.  Çünkü Belediyenin karşısında örgütlenmiş bir topluluğun daha çok kaele alınacağını çok iyi bilirler.

Belediye Başkanından uzun zamandan beri randevu almaya çalışan köy halkı, örgütlendikten sonra hemen randevu alır.  Çok heyecanlanırlar.  Randevuyu bu kadar çabuk alabildiklerine göre, çeşmenin de yapılmasına karar verileceğine inanırlar.

Hepsi tek bir yürek, tek bir yumruk, Belediye Başkanının huzuruna çıkarlar, Belediye Başkanı tüm iyi niyetiyle karşılar onları, dertlerini dinler ve çeşmenin yapılması konusunda her türlü desteği ve imkanı sağlayacağına dair söz verir.  Ancak onlardan bir proje getirmelerini ister.

İşte olan da o zaman olur. Çeşmenin nerede ve nasıl yapılacağı konusunda bir türlü fikir birliğine varamazlar. Ve çok kısa bir zaman zarfında örgütte çatlamalar belirir. Örgütten yeni örgütler doğmuştur.  Ufacık köyde, aynı amaç çevresinde toplanmış köy halkı, şimdi ayrı ayrı 7 örgüte bölünmüştür.

Her biri ayrı olarak çalışmaya başlar.  Her birinin güzel bir projesi vardır.  Esasında her biri de diğerinin projesini beğenmektedir, ancak artık amaç, çeşmenin inşasını tamamlamak olmaktan çoktan çıkmıştır.

Herkes çeşmeyi unutmuş, hangisinin projesinin kabul edileceğine odaklanmıştır.  İşin en kötü yanı da, hangi örgüt projesini Belediyeye sunsa, diğer örgütler, o projenin çıkmaması için ellerinden geleni yapmış.

Köy halkının her birinin egosu, çeşmenin önüne geçmiş, hatta kendi varlıklarının bile…..

Tabii tahmin etmesi hiç zor değil, o köyde, bir çeşme inşaatı asla gerçekleşememiş….

                 ———————————-

        Yeni yıla girerken, umut dolu olmak istiyorum.

Yeni yıla girerken, insanlardan ümidimi kesmemek istiyorum.

Yeni yıla girerken, insanların iyi niyetlerinden şüphe duymamak istiyorum.

Yeni yıla girerken, insanların, canlıları sevip korumak adına verdikleri mücadeleye inanmak istiyorum. 

Yeni yılda, her canlının sevildiği ve saygı duyulduğu güzel bir ülke, güzel bir dünya istiyorum.

Yeni yılda, ortak gayesinin ne olduğunu asla unutmayan ve gayesinin gerçekleşmesi için diğerleriyle iş birliği yapabilen insanların artmasını istiyorum.

Yeni yılda, küçük egolu, büyük insanlar görmek, tanımak istiyorum.

Herkese iyi seneler, mutlu yıllar diliyorum…

soskarikatur.jpg

 

22. Kasım 2008

5199 sayılı yasada barınaklar

 Hem 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu hem de bu Kanunun uygulama Yönetmeliği uyarınca; Barınakların ne ve nasıl olması gerektiği düzenlemiştir.  Bu konuda önemli bazı unsurlar öne çıkmaktadır.  

Öncelikle hem Kanun hem de Yönetmelik; Geçici Bakımevlerinden bahsetmektedir. Geçici Bakımevi; hayvanların rehabilite edildiği, kısırlaştırma ameliyatlarının gerçekleştirildiği, gerekli aşılarının yapıldığı, küpelendikleri, kayıt altına alındıkları, maksimum 10-15 günlük bir süre için bu tür işlemler için tutuldukları yer olarak tanımlanmaktadır. 

Oysa bugün, bu Geçici Bakımevleri, sınırlı sayıdaki Rehabilitasyon Merkezleri dışında Barınak adı altında kullanılmaktadır.  Yine çok az sayıda gönüllünün sahip çıkmış olduğu Barınaklar dışında, Türkiye genelindeki Barınaklar,  5199 Sayılı Hayvanların Korunmasına Dair Yasadaki var olma gayelerinin dışına çıkmıştır.  

Bugün bu barınaklar; hayvanların saldırgan – uysal ayrımı yapılmadan üst üste istif edildiği, kanunda ve yönetmelikte belirtilen geçici bakımevi kapsamında olmayıp yaşamları boyunca hapsedildikleri, belediyelerin bütçelerinde yer alıyorken ödeneklerin ayrılmadığı, gönüllülerin içeri alınmadığı, hayvanların aç ve susuz bırakıldığı, hatta hayvanların birbirlerini parçalamalarına göz yumulduğu ÖLÜM KAMPLARI’na dönüşmüştür.  

Barınaklar, uygulamada, Rehabilitasyon merkezlerine dönüştürülmelidir.  Bu yerler, hayvanların kısırlaştırılması, aşılanmaları, küpeleme işlemlerinin yapılması, kayıt altına alınmaları, kimi zaman da rehabilite edilme maksadı ile kullanılan, hayvanların 10-15 gün gibi sınırlı sürede tutuldukları yerler olmalıdır.  Ve hatta, sakat, yaşlı ve sokakta yaşayamayacak küçük ırk hayvanların da tutulduğu merkezler kurulmalıdır. Bugün, Türkiye’de, maalesef, yaşlı, sakat ve aciz hayvanlar için rehabilitasyon merkezi bulunmamaktadır. Hayvan korumacıları tarafından bunun mücadelesi, halen verilmektedir.    

Yasada öne çıkan diğer önemli unsur; bu sokak hayvanlarının, bu Geçici Bakım evlerinde gerekli kısırlaştırma ameliyatları gerçekleştirildikten, gerekli aşıları yapıldıktan, ve küpelendikten sonra, ALINDIKLARI YERE GERİ BIRAKILMALARI ZORUNLULUĞUDUR.  

Bu unsur da maalesef yasa maddeleri ile düzenlenmiş olsa da, uygulamada bu şekilde uygulanmamakta; ilçe Belediyeleri ya da İstanbul Büyük Şehir Belediyesi tarafından kısırlaştırılıp küpelenip kayıt altına alınan bu hayvanlar,  yerleşim yerlerinden uzak, yiyecek bulamayacakları, ormanlık bölgelere atılmakta, yasa uyarınca yaşam hakları olan bu hayvanlar, direk insan eli ile öldürülmeyip ölüme terkedilerek dolaylı yoldan ölümlerine sebebiyet verilmektedir. 

Barınakların, Kanunda ve işbu Kanunun uygulama Yönetmeliğinde düzenlendiği üzere birer Geçici Bakım Evine dönüştürülmeleri için öncelikle sağlanması gereken şartlar vardır:

  • Hayvanların, kayıt altına alındıktan sonra tekrar alındıkları mahallerine bırakılmaları sağlanmalıdır.
  • Sokağa bırakılan hayvanın, güvenliği temin altına alınmalıdır.
  • Sokaktaki hayvanın, Belediyenin itlaf ekiplerine kurban olmaması da yasal düzenlemelerle sağlanmalı, “kuduz” kisvesi altında bu itlafların yapılması engellenmelidir.
  • Sokaktaki hayvanın, insanoğlunun zulüm ve işkencesinden korunması için 5199 Sayılı Kanunun, Ceza Kanunu Kapsamında değerlendirilmesi sağlanmalı, hayvana zulüm ve işkence eden, kötü muamelede bulunan kişi, Mahkeme önünde cezalandırılmalıdır.
  • Hayvanlar için semtlerde uygun yerlerde besleme noktalarının kurulması gerekmektedir.
  • Eğer ayrıca, bu zavallı dilsiz hayvanlar zaten bulundukları “ölüm kampı” olarak nitelediğim Barınaklarda, her güne yeniden ölerek başlıyorlarsa, bu barınakların da derhal Geçici Bakımevlerine dönüştürülmeleri hatta derhal kapatılmaları gerekmektedir.

Atfettiğim “ölüm kampı” sıfatı, müstesna bazı barınaklar dışında, özellikle gönüllülerin – hayvan korumacılarının içeri alınmadığı bütün barınaklara uymaktadır. Yedikule Hayvan Barınağı, bu müstesna barınaklar içinde yer almaktadır. Yedikule Hayvan Barınağı, bir eli geçmeyecek bu müstesna barınaklardan biridir.  

Çünkü; hem bu barınağın başında gerçek hayvan sever bir gönüllü Müdürü bulunmakta hem de bu barınak, gönüllü ile belediyenin birlikte el ve gönül birliği ile koordineli çalıştığı, çalışabildiği bir barınak örneğidir.  Bu hususta, Fatih Belediyesinin gösterdiği büyük destek  ve yardım, alkışları hak etmektedir. Türkiye Cumhuriyeti sınırları dahilinde her bir Belediyenin Fatih Belediyesi’nin izlediği tutumu izlediğine şahit olabilmek, en büyük özlemlerimizdendir.  

Bu barınakları diğer Barınaklardan ayırma sebeplerimi kısaca ayrıca belirtmek isterim:

  • Bu barınaklarda, canla başla mücadele hatta savaş veren gönüllülerin ve bu hayvanları gerçekten düşünen ve onları seven kollayıcılarının varlığıdır.
  • Bu barınaklarda, hayvanların aç kalmıyor, birbirini parçalamıyor, dışkısının içinde oturmuyor olmalarıdır.
  • Bu barınaklar, Belediye ile koordineli çalışmakta ama Belediye tarafından bizzat işletilen ya da ihale edilen Barınaklar gibi sömürülmüyor olmalarıdır.
  • Bu barınaklarda, hayvana zulüm yapılmamaktadır..
  • Herşeyden önce, bu barınaklar, sahipsiz değildir.

Bu müstesna Barınaklar da bünyesindeki hayvanları sürekli barındırmaya devam etmektedir. Çünkü; zaten mahallerine terk edilmeyecek olan bu hayvanlarının ormanlara atılarak ölmeme güvencesi yoktur, kazara da olsa mahallerine terkedilecek olanların da insan vahşetine, araba kazasına ya da Belediyenin itlaf ekibine kurban gitmeme ihtimali de bulunmamaktadır.   

Tekrar belirtmek isterim ki; EĞER, Barınaklarda tutulan bu hayvanlar bakılmayacak, umursanmayacak, aç bırakılacak, işkence ve zulüm göreceklerse, ölüme terkedildikleri bu yerlerin DERHAL kapatılmaları ya da DERHAL ISLAH edilmeleri gerekmektedir.

Ayrıca ve en onemlisi, Belediyelerin, bu hayvanların, birer CAN OLDUĞU fikrinden hareketle, barınaklara sahip çıkmaları gerekmektedir. Her birinin birer can olarak kabul edildiği gün, sorunlarımızın büyük ölçüde biteceği kanısındayım. 

AV.DENİZ TAVŞANCIL KALAFATOĞLU 

İSTANBUL BAROSU  HAYVAN HAKLARI KOMİSYONUBAŞKAN YARDIMCISI

 

 

29. Eylül 2008

KARANLIK ÇAĞIN HASTALIĞI “KUDUZ”

KARANLIK ÇAĞIN HASTALIĞI ” KUDUZ “

 KARANLIK ÇAĞIN HASTALIĞI KUDUZ  

İstanbul’da kuduz vakası, dönem dönem haberlerin üst sıralarına yerleşir.  Ne acıdır ki, günümüzde gelişmiş ülkelerin, hemen hemen hiç birinde görülmeyen bu salgın hastalık, bizde zaman zaman kendini gösterir.  Halbuki gelişmiş ülkeler, bu bulaşıcı hastalığı, tarihe  gömmüşlerdir.

Öncelikle, kuduz nedir?

Hastalığın etkeni, bir virüs olup organizmada öncelikle ve hızla sinir sistemine yerleşir.

 Kuduz virüsü, oldukça dayanıklıdır; 80 derecede 2 dakikada harap olurken,  toprakta 2 -3 ay, salyada 1 gün kalır. Tentürdiyot ve oksijenli su, virüsü birkaç dakikada tahrip eder öldürür. İnsan, memeli hayvan ve kuşlarda, sinir sistemi bozukluğu ile karakterize felçler yapan bulaşıcı bir hastalıktır. Hastalığın bulaşması, genelde hayvanların ısırması sonucu salya ile olur. Bu bulaşıcı hastalıktan korunmak, evimizdeki ve sokaktaki hayvanları, sadece 1,5-YTL bedel karşılığında aşılamakla  mümkündür. 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu uyarınca, sahipli ev hayvanlarının aşılarının yapılması ile sahipleri yükümlüdür.  Yine aynı kanun ve kanunun uygulama yönetmeliği uyarınca; sokak hayvanlarının aşılarının yapılması ile de BELEDİYELER yükümlüdür. 

5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanununun Uygulama Yönetmeliği,  Madde 7/1/a bendinde açıkça;Belediyelerin, sahipsiz veya güçten düşmüş hayvanların toplatılması, kısırlaştırılması, AŞILANMASI, gerekli tıbbî bakımlarının yapılması ve işaretlenmesi, alındığı ortama geri bırakılması, sahiplendirilenlerinin kayıt altına alınmasıyla, yükümlü oldukları belirtilmektedir. Yasa hükmünde de açıkça belirtildiği üzere, sokak hayvanlarının kuduz aşılarının yapılması ile belediyeler yükümlüdür.  Eğer sokakta, bu çağda hala kuduz hayvana rastlamak mümkün ise, bu, belediyelerin ihmalinden kaynaklanmaktadır. Ayrıca, İstanbul’daki bazı ilçe belediyelerinin başlattıkları yeni akım, İstanbul şehri için yeni büyük bir tehlike arz etmektedir. Bazı ilçe belediyeleri, yasa ile düzenlenen görevleri uyarınca, sokak hayvanlarını mahallerinden toplayarak kısırlaştırmalarını ve aşılarını yapmakta, bu aşılanan ve kısırlaştırılıp kayıt altına alınan hayvanları, KANUN UYARINCA tekrar mahallerine bırakmaları gerekirken ormanlara atmaktadırlar. 

Özellikle köpek, tamamen evcilleştirilmiş ve maalesef insanoğluna bağımlı hale gelmiş bir hayvan olduğundan, atıldığı ormandan yine insanların oturduğu mahallere ulaşmaya çalışacak, bu ulaşma yolunda da, trafik kazaları sonucunda ve genelde acı içinde kendi canından olmanın yanı sıra, orman içinde karşılaştığı yabani hayvanlarla teması sonucunda kaptığı kuduzu,  ormana en yakın bulabildiği yerleşim birimine de taşıyacaktır. Bunca açıklamanın özü; 1.5-YTL karşılığında, Belediyelerin yapacağı kuduz aşısı ile bu salgının önüne geçmenin mümkün olduğudur. 

Eğer Belediyeler, çok köpek olduğundan şikayetle, her yere yetişemediklerini söylüyorlarsa; o zaman da dönüp yüzlerce kaçak hayvanın bu ülkeye gelip satılarak 3 gün sonra çeşitli sebeplerle sokağa atıldığında, sokak hayvanı popülasyonunun kontrol altına alınmasında yetersiz kalınmasına yol açan pet shopların denetiminin, İl Tarım Müdürlükleri tarafından ne kadar sağlıklı ve sık aralıklarla yapıldığına bakmak gerekir.

 Hayvan popülasyonunun önüne geçemeyip, hem sayılarını azaltmak kastı ile hem de çoğu zaman kuduz bahanesi ile İTLAF, asla çare olmadığı gibi açıkça yasaya aykırı olmanın yanı sıra insanlık ayıbıdır. Kısacası, kabahat, kuduz olan köpekte asla değildir. Kabahat, onun kuduz olmasına göz yuman ve ondan 1.5-YTL tutarındaki aşıyı esirgeyen yetkili insanlardadır!! Ve bu hazin tablo, 21. Yüzyıl Türkiye’sine de hiç yakışmamaktadır.  

İSTANBUL BAROSU HAYVAN HAKLARI KOMİSYONU                        

 BAŞKAN YARDIMCISI                                                     

Av. DENİZ TAVŞANCIL KALAFATOĞLU 

 

25. Ağustos 2008

Hayvanların Film ve Benzeri Çekimlerde Kullanılması

Hayvanların Film ve Benzeri Çekimlerde KullanılmasıHayvanların Ticari Amaçla Film, Benzeri Çekim Ve Reklamlarda Kullanılması

Medyadan da takip ettiyseniz “Saddamın Askerleri Kara Güneş” isimli bir filmin, Kültür Bakanlığının sponsorluğunda çekildiğini okumuşsunuzdur.

Bu Filmde, bir at, bir kamyonetin arkasına bağlanmış, işkence neticesinde de öldürülmüştür. Evet doğru okudunuz. Bu teknolojik çağda, bu sahne gerçekten de bir canlı öldürülerek çekilmiştir. Açıkça SUÇ İŞLENMİŞTİR. İşlenen bu suçun, Bakanlığın sponsorluğunda çekilen bir filmde gerçekleşmiş olması, ayrıca işin bir diğer vahim boyutudur.

Yazının devamı için tıklayın »