Facebook da tesadüfen gelen haberler içerisinde apartman arka bahçeleri arasında kalmış açlıkdan bebek kedilerin kafalarını yiyen kediler için yardım çağrısını gördüm.Fatih Haseki hastahanesi arkasındaki sokaklardan biri idi adres yani benim bölgem.
Hemen yazılı olan telefon numarasını aradım konuyu anlamaya çalıştım.Bodrum katta yaşayan bir hanım kedileri beslemeye başlamış ama hiç kısırlaştırma yaptırmamış ,yıllar geçtikçe kedilerin sayısı artmış ve hanım taşınınca evden hayvancıklar kalmış ortada aç bilaç.Apartmandan bir kişiye emanet etmiş hanım giderken ,ama işte emanet etmekle olmuyor kimse ilgilenmemiş.Face de istenen yardım çağrısına kimse somut bir şey yapmadı,oysa apartmanda oturan insanlara rica edilse idi bodrum kattaki pencereyi açılıp hayvanların dışarı çıkması sağlanabilirdi.
Yaşamlarına devam ettirebilirler kapana sıkışmış fare gibi çaresizlik içinde kalan zavallı kediler için bir çözüm bulunmuş olurdu.
Barınağın ne kadar yoğun olduğunu sitemizi izleyenler biliyorlar ama kimse ahhh vahhh diye yazmakdan başka somut bir şey yapmayınca gene iş bana düştü ve ekiple adrese gittim.
Bodrum kata indim yaklaşık 10 apartmanın arka bahçelerinden oluşmuş çıkmaz bir mekan.Fakat yeşillikler içinde ve apartman balkonları bu bahçeye bakıyor yani hayvancıkların çaresizliğini görmemek mümkün değil .10 adet apartman var ve her katta 2 daire olsa 5katlı binalar yani en az 100 aile bu hayvancıklardan haberdar ve tepkisizler.Fotoğraflarda gördüğünüz gibi boş su ve mama kapları vardı ve yaklaşık 13-14 kedi vardı gördüğümüz kot farkından dolayı insanların aşağıya inmesi mümkün değil kedileri yakalamak çok zordu.
Hemen bodrum kattan bahçeye çıkan kilitli kapıyı açtık kapının altınının tahtasını kırdık ki çıkabilsinler, bahçeden içeri giren kedilerin dışarı çıkabilmesi için en az 2.50mtlik yükseklik vardı ve pencereye ulaşamazlardı buldugumuz tahta,sehpa,koltuk ve malzemeleri koyarak rampa oluşturdum rahat tırmanabilsinler diye halı serdik çıkış rahat hale geldi .İşlem tamam deyip gidemedim hemen bakkaldan sosis,süt ,ekmek aldım dogru tekrar bahçeye indim.
Yoğurt kablarına açık büfe yaptık ekip şefi bayram baba ile temiz sularını doldurduk.Hemen yiyecek kokusunu duyup gelmeye başladılar çok yabani olanlar ancak biz çıktıkdan sonra gelebilirlerdi.
Şimdi bu bizim kurum olarak insani geçici çözümümüz ,rahatlıkla sokağa çıkabilecekleri ortamı hazırladık.
Eğer kediler hala dışarı çıkamıyorlarsa o zaman ,duyarlı hayvankorumacı arkadaşlar lütfen bu kedilere sahip çıksınlar nasıl mı?
Çok basit günde bir kez hayvancıkların karnının doyurulması sularının doldurulması (5dk yı geçmez )
Daha sonra da kısırlaştırılıp çoğalmamasını sağlamak için organize olmak daha başka ne isteriz ki ?
Bölgemdeki kedi ,köpek ,kuş ,at ,sansar vb dahil zor durumdaki her canlıya sahip çıkmaya çalışan bir insan olarak her yere yetişmem mümkün değil .
Tabii dün kedileri doyurdum peki bugün ,ertesi gün ne olacak diye düşünüp bu yazımı yazarken telefonum çaldı ve süeda anne o civarda oturuyor ne yaptınız kedileri diye sordu .Durumu anlattım birde oldubittiye getirip sana mama versek sen her gün gidip beslermisin deyiverdim aaa tabii ne demek cevabını alınca dünyalar benim oldu.Süeda annemiz cerrahpaşa civarındaki kedilerden sorumlu bakan ![]()
Şimdi siz duyarlı dostlardan ricam kedi kuru ve yaş maması bağışı yapmanız.
Biz mamayı temin edersek kediler aç kalmayacak süeda anneye alışıp ehlileştikleri an sırayla alıp kısırlaştıracağız.
Yardımcı olmak isteyen dostlarımız
olcay.meral@gmail.com a yazabilirler
Yazımı yazdıgım tarih 4 haziran idi.
Bugün 10 haziran yani koca bir altı gün geçti , haberin üzerinden sadece 1-2 mail geldi o kadar .
Bize ulaşmış bir kg dahi kedi maması yok şu ana dek.Yardım çağrılarına sadece yorum yapmış olmak için ,zaman harcayıp ahh vahh çok üzüldüm vb saçma sapan , sinir bozucu faydasız yorumlar yazmayın artık . Destek olacaksanız olun lütfen,olmayacaksınız da bence hiç bir şey yazmayın.Daha doğrusu umut vermeyin bizde bilelim ki destek gelmeyecek başımızın çaresine bakmak için çaba sarf edelim.




Acil ihtiyaçlar listemizin başında bayat ekmek geliyor.
Yıllardır düzenli olarak ücretsiz ıskarta ekmek tabir edilen bayat ekmekleri temin ettiğimiz ekmek fabrikası artık ıskarta ekmeklere ücret talep edince zorda kaldık.
Her yolu deneyip günlük ekmek ihtiyacımızı karşılamaya çalışıyoruz .Bir hayvansever vasıtası ile CNR Fuar merkezinde Ekmek ,Pasta makinaları ve Teknoloji fuarı olduğu haberini aldık.
Mutlaka numune ekmekler yapılacak ve fuar bitiminde çöpe atılacaktı.İş başa düştü biz 6 kafadar (sibel petro,songül,sedat,tahsin,ben)
saat 19.00 olmuştu acil barınaktan çıktık fuara gittik.Çöp poşetlerimizle , kıyafetlerimiz ise tamamen faul
ayağımızda çizmeler ,üstte barınak kıyafetleri hiç aldırmadık başladık tezgahlardan ekmekleri toplamaya bu arada fuar da bitmiş reyonların sökümü de başlamıştı.
Seri bir şekilde 2 günlük ekmek ihtiyacımız kadar ekmeği işcilerin şaşkın bakışları içinde topladık .Neden mi şaşkın bu saatte bu insanlar neden ekmek leri topluyor anlayamadılar ,sordular anlattık hayvan barınağı için oldugunu, o zaman algılayabildiler yoksa her zamanki gibi çöpe gidecekti bu ekmekler.
Ben memur çocuğu olarak büyüdüm yokluğu çok iyi bilirim . Çocukluk yıllarımda Semt pazarları kurulurdu hala da var ama sayısı azaldı artık grosmarketler vb çok sayıda açılınca insanlar pazarlara fazla uğramaz oldu.
Hali vakti yerinde olan insanlar pazara vakitlice gündüz giderler alışveriş yaparlardı.
Fakat 2 grup insan daha vardı alışverişe gelen.
1. grup durumu iyi olmayan insanlardı ,işte onlar akşamın geç saatlerinde karanlık bastırınca pazar yerine gelirlerdi .
Çünki artık fiatlar düşmüş ,malın iyisi seçilmiş tezgahda orta kalite mallar kalmış yani akşam pazarı haline gelmiş olurdu.
2.grup ise işte onlar daha da geç gelirlerdi pazara ,artık tezgahlar da sağlam mal kalmamış ,çöpe gitmek üzere kasalarla kenara konulan mallardan sağlam kalanları,kullanılabilecek olanları seçmeye çalışırlardı yani ücretsiz .
Çocukluğumda okuduğum ve çok etkilendiğim Kemalettin Tuğcu unun hikaye kitaplarında bu tür hikayeleri mutlaka okumuşsunuzdur.
Biz de öyle olduk işte. Ne yapalım kader
her şey onlar için, sahipsiz size muhtaç canlar için ,bu hallere de onlar için katlandık
Gönüllülük bu demek fedakarlık,yerine göre amelelik,yerine göre annelik,babalık yerine göre de konumunu ve yaşadığın çevreyi bile kulak arkası edip mutlu olduğun faydalı olduğunu hissettiğin bir şeyle uğraşmak demektir.


Sizlere de sizi mutlu eden faydalı olabildiğine inandığınız gönülden bağlandığınız faaliyetlerde bulunun derim.
Bu muhtaç hayvanlar olabilir,muhtaç çocuklar ,yaşlılar için vb olabilir hiç sorun değil yeterki “var olmanın dayanılmaz hafifliği “
gibi “faydalı olabilmenin dayanılır mutluluğunu” yaşayın tavsiye ederim.
Bu arada barınağımıza bayat ekmek sponsoru olabilecek hayvansever ekmek fabrikaları arıyoruz ,yoksa daha biz çok zorlanacağız gibi gözüküyor.Zorluklar paylaştıkça kolay hale gelecektir , elini taşın altına koyan sadece ve sadece 5-6 kişi gönüllü olmamalı.
Makarna ihtiyacımız için makarna sponsoru,barınağımıza kargo ile yardım malzemesi yollamak isteyen dostlarımıza kolaylık olması açısından ücretsiz taşımacılık yapacak kargo firması sponsoru,temizlik malzemesi sponsoru,aşı ,ilaç vb ihtiyaçlar için ilaç firmaları sponsoru vb gönüllülük esasına dayalı hizmet veren bir barınak da ihtiyaçlar bitmez .
Yüreğinde hayvan sevgisini taşıyan herkesin mutlaka ve mutlaka yapacağı bir şeyler vardır eminim.
Asiyeler barınağımıza çok sık gelmeye başladı.
Bu sayının fazlalaşması toplumumuzda şiddetin boyutunun arttığının göstergesidir.Suçlular arasında yapılan araştırmalar sonucunda ,bu tür kişilerin çocukluğunda şiddeti önce kendinden zayıf olan canlı hayvanlara uyguladığı sonra insana yöneldiği tespit edilmiştir.
Hayvana tecavüz ,şiddet sevgisizliğin hasta,sağlıksız ruhlu kişilerin hareketidir.
Duyarlılık arttıkça bu tür suçları işleyen kişiler ihbar edilip yakalanıp teşhir edildikçe ,suç işleme oranı düşecektir.
İzmirde gazetelere yansıyan bir tecavüz olayı ihbar edildi ve sonuç:
“Köpeğe tecavüze 3 yıl istemi”
Turan GÜLTEKİN/İZMİR, (DHA)
İZMİR’in Güzelbahçe İlçesi’nde, avukat Senem Avcı’ya ait `Masum’ adlı kangal cinsi köpeği üç gün alıkoyarak tecavüz eden M.A. hakkında 3 yıla kadar hapis cezası istendi.
Avukat Senem Avcı’nın olayın ardından İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurması üzerine dosyayı inceleyen Cumhuriyet Savcısı Mehmet Atilla Erdem, hazırladığı iddianamede M.A.’nın, Masum adlı kangal cinsi köpeği gece bağlı bulunduğu bahçeden kaçırarak üç gün boyunca metruk bir binada tecavüz ettiğini, Masum’un bu olayın ardından karnındaki yavrularını kaybettiğini, bir kısım iç organlarını da kaybettiğini söyledi. Cumhuriyet Savcısı Mehmet Atilla Erdem, M.A.’nın işlediği suçtan dolayı TCK uyarınca `Konut dokunulmazlığını bozma, mala zarar ve hırsızlık’ suçlarından yargılanarak 4 ay ile 3 yıl arasında hapis cezası ile cezalandırılmasını istedi.
Hayvan Hakları Yasası uyarınca köpeğe tecavüz etmenin idari para cezası olduğunu ve 300 TL para cezası verildiğini söyleyen Masum’un sahibi Avukat Senem Avcı, “M.A.’nın tedavi edilmesini istiyorum. Bu kişinin ciddi bir tedaviye ihtiyacı var. Cumhuriyet Savcısı, Masum’u bizim malımız olarak saydığı için hırsızlık suçundan cezalandırılmasını istedi. Bu kişi en azından hapis cezası alacak” diye konuştu.
İzmir’in Güzelbahçe İlçesi’nde yaklaşık 1.5 ay önce meydana gelen olayda köpeği Masum’u kaybeden Avukat Senem Avcı köpeğini terkedilmiş bir binada bulmuş, üç gün boyunca M.A. tarafından tecavüzüne uğradığı iddia edilen Masum adlı kangal cinsi köpeğin karnında bulunan üç yavrusu ölmüş ardından diğer altı yavrusu da ameliyatla alınmıştı.”
Dün ihbar üzerine barınağımıza aldığımız tecavüz edilen kızımız Asiye,bu gün gelen şiddet görmüş gögsü bıçakla yarılmış bir diğeri gene kesici bir cisimle deşilmiş korku dolu gözlerle bakan iki zavallı köpecik.
Barınağa gelen bu Asiyeler gördüklerim ya görmediklerimiz acaba onlar ne halde bu asiyeler acaba kurtulabildiler mi yoksa hala işkencemi çekiyorlar.
Dostlar lütfen duyarlı olalım ihbarda bulunalım daha öncede yazdığım gibi hayvana yapılan bu tür şiddet olayları suçu kabahatlar kanunundan çıkarılması için çaba sarf edelim ki bu ASİYELER ARTIK KURTULSUN.


10mart çarşamba Ay yapım Ezel dizisinin çekimleri için Belgrad Ormanlarında Neşet suyu civarında set kurma hazırlıkları yaparken ,ay kızı fark ediyorlar.Kan revan içinde ve titriyor hemen hayvan koruma derneklerini arıyorlar ama cevap yok.
Kısa süre önce dizide ezel kızımız rol aldığı için hemen yedikuleyi arıyorlar saat 18.00 gibi telefonu açtım durumu anlattılar, hayvan çok kan kaybediyor acil yardım gerek dediler.Hemen arayabileckleri tel no larını verdim( ilgili belediyesi dahil ),sonuç alamazsanız bana tekrar geri dönüş yapın dedim .1-2 dk sonra aradılar maalesef hiç kimse telefonlara cevap vermiyor ,hayvanın durumu kötü dediler yani durum acil.
Ne yapabilirim bekliyorum getirin dedim telefon açan arkadaş kapatmazsınız değilmi orada birileri olur değilmi kan kaybediyor hayvan diye telaş ediyordu.Ben bekleyeceğim sizi saat kaç olursa olsun hemen yola çıkın dedim .Saat 19.40 gibi dizi set ekibinin arabası geldi ,kutuya konmuş zavallı bir sokak köpeği her tarafı kan içinde ve korkmuş ve titriyor,şokda yani.
Veteriner Gülümser Annemiz de barınakta idi o saatte.Hemen ilk yardım olarak müdahalesi yapıldı.
Ay kız koydum ismini köpeciğin (gerçi beyaz değil ama eğer şokdan çıkar ve yaşarsa hayatını Ay yapıma borçlu olacakta ondan)
Daha sonra genel muayenesi yapıldığında tüm vucudunun ısırık içinde olduğu görüldü.Boynu,boğazı,karnı,memeleri,bacakları ,kalçası kuyruğu kısaca ısırılmadık yeri kalmamış.İlaç tedavisine devam edilecek umarım şokdan çıkar.
Bu arada düşünmeye başladım ben de acaba Aykız ın ormanda ne işi vardı?Pikniğe gitmedi herhalde:)
Bizi yaratan ,sanki diğer mahlukatları yaratmamış gibi,insanoğlu olarak kendimizi hep diğer canlılardan daha üstün görürüz .
Hep önce İNSAN deriz ,oysa canlının önceliğinin sıralaması yapılmamalıdır .
Çünki her canlı önemlidir ,önemli olmalıdır öncelik sırası ne demek saçmalık bu bakış açısı bence !
Bu zihniyetteki insanların şikayet etmeleri sonucu yerel yönetimlerin büyük çoğunluğu (bunda büyük etken hayvanların oy hakkı olmaması, insanın oy hakkı olmasıdır)sokak hayvanı problemini ,bu hayvancıkları alışmış olduğu mahallelerinden,sevdiği insanlardan,çocuklardan ayırarak toplayıp ormanlara ,otoban kenarlarına,göl havzalarına atarak çözüyor.
Evet işte çözüm sokaklar temizlendi, hiç köpek kedi yok , hizmet için varlar ve hizmet için iyi çalışıyorlar!!!
Köpekler neredeler mi ?Eğer sokaklarda ölülerini göremediyseniz zehirlendilerse şu an çöptedirler
eger itlaf ekipleri toplamışlarsa o zaman da…
Uçsuz bucaksız,Issız,karanlık,insansız,susuz,aşsız ORMANLAR da ,OTOBAN kenarlarındalardır.
Bu çözüm gayri ahlakı,gayri insani kabul edilebilir bir çözüm değil.Köpekler insana en yakın canlı türüdür yani insansız yaşayamazlar, yaban hayvanı değillerki ormanda yaşasınlar ,avlansınlar mümkün değil.
Orman kanunu hüküm sürüyor oralarda bu doğal
AYKIZ da ormana yeni atılmış korkak bir köpek güçsüz.
Güçlü zayıfı yok eder kanun bu .
Aykız kimbilir hangi mahalleden alındı ,acaba onu besleyen seven insanlar ne kadar üzüldüler ,belki onu arıyorlardır bilinmez.
Belgrad ormanında ve tüm ormanlarda büyük dram var bence can pazarı yaşanıyor.
Açlar ,yemek bulmak için kavgalar çıkıyor haftada bir hayvansever insanların yemek götürüp beslemesi yeterli değil yetemez de zaten çünki her gün yenileri atılıyor.
Çoğunluğu kısır olmadığı için kız yüzünden kavgalar oluyor yani güçlü yaşar, zayıf yok edilir.
Aykız ın şansı yeni atılmış olması ve o sıra dizi çekimi için o bölgenin seçilmesi, duyarlı insanlardan oluşan set ekibi olması ve fark edilmesi ve barınağa yetiştirilebilmesi işte bunlar ŞANS ı Aykızın bence .
Ama daha ne aykızlar ,ne karabaşlar ,ne bobiler yani hepimizin mahallesinin köpekleri var ormanda bizlerden uzak ama biz insanoğlunu özleyerek yollarını gözleyerek yaşam savaşı veriyorlar.
Tekrar mahallelerine dönmeleri en büyük dileğim ;
yaşam yeri orman olan canlılar: ayılar,tilkiler ,tavşanlar,ceylanlar vb yaban hayvanlarıdır (Tabii avcılar tarafından spor olsun diye avlanarak soyları tükenene kadar)
Ama mahallelerimizin köpekleri ASLA değildir.


Almanyanın Köln şehrinde yaşayan ve istanbula turist olarak gelen hayvansever Alman arkadaşlar 6 ay kadar önce bir pazar günü( süpriz ziyaretçiler başlıklı haberimde yazmıştım) grup başı nicole hn ın önerisi ile barınağımızı ziyaret etmişler ve tanışmış sohbet etmiştik.Aynı günün akşamı Almanyaya dönmeden açık bulabildikleri marketlerden mama,makarna ,süt vb ihtiyaç malzemesini akşam karanlığında bırakmış gitmişlerdi.Çok duygulanmış teşekkür etmiştik duyarlılıklarından ötürü..
Fakat olan olmuş nicole ve arkadaşlarına yedikule virüsü bulaşmış:)
gönüllüleri akılları yedikule ailesinde kalmış ve kilometrelerce uzakta olmalarına rağmen kalbi bizimle olan bu insanlar Köln de kendi aralarında organize olup ,sadece evet sadece 1 gün için istanbula gelip
tıbbi malzeme mama vb ihtiyaç malzemesi getirdiler ve ertesi gün Almanyaya uçtular.Gene çok duygulandık ve diyorum ki insan bir şey yapmak isterse mutlaka yapar yeterki yapmak iste.
Mazeretler üretmeye değil, çözüm üretmeye çalışmak gerekiyor gördüğünüz gibi mesafelerin uzaklığı bile engel olamadı.
Rehber eşliğinde sohbet ederken barınağın günlük gıda ihtiyacı hakkında bilgi almak istediler ben anlatmaya başlayınca günlük gıda tüketimini şok oldular bizim getirdiğimiz ihtiyacın yanında çok küçük kalıyor dediler.Cevabım yardımın miktarı hiç önemli değil önemli olan katkıda bulunmayı düşünebilmek ve katkıda bulunmaktır.
Bu arada hatırlatma yapmak isterim barınağın günlük gıda tüketimi kısaca( hastane vb yerlerden aldığımız yemek artıkları,her gün 300paket makarna,500kg boyun ve ciğer(mudurnu ailesi ne tşkler tekrar)1000 ekmek,80-100lt süt,bebeklere ve hastalara yaş mama 12 kutu,-200kg bisküvi toplam oluşan 8 ton gıda ya takviye her gün 8-10 çuval mama )
Sevgili Nicole hn a ,Anne ve Sebastian a onlara eşlik eden rehber arkadaşlara sonsuz teşekkürler sağolsunlar.
Bu arada Anne çok sıcak tutabilecek kumaştan yapılmış minik elbiseler getirmiş hemen kontes konu mankenliği yaptı ve Annenin kucağına kuruldu.
İlk geldikleri günki fotolar altta…Eylül ayı idi.
