Yedikule Darülaceze’si çok üzgün… İki canımız ardı ardına melek oldu.
Betüş yaklaşık bir sene önce karton bir kutu içinde barınağımıza terk edilmişti. Kutunun kapağını açtığımda gördüğüm manzara içimi çok acıtmıştı. Nasıl bir vicdansızlıkdır bu diye isyan etmiştim. Bembeyaz sıfır numara bir terrier. Ayaklar, kollar kıvrık kıvrık, gözler kör, memeleri tümör dolu ve çok yaşlı… Kolları ve ayaklarının geçirdiği kemik ve kas erimesi hastalığından dolayı patilerine basamıyor, dizleri üstüde durabiliyor, yani sürünüyor… O’na da Darülaceze’de bir yer ayarladım. Kader arkadaşı Kartopu’yla beraber aynı yatağı paylaşıyordu. Ama çok hırçındı; ilk geldiğinde kendine yaklaştırmıyordu kimseyi. Bana bile hemen “hırrr” diyor, dişlerini gösteriyordu. Tabii o kadar şey gelince başına, güvenmiyordu kimseye. Her gün yavaş yavaş başını okşamaya, sevmeye, güvenini kazanmaya çalıştım ama bu 1,5 ay sürdü. Sonunda bana ve diğer insanlara, gönüllülere, ziyaretçilere güvenmeye başladı. Yazının devamı için tıklayın »
Yaşlanmaktan korkan takvime bakmazmış.
Bir Sunay Akın kitabında okumuştum, ” Istanbul’da bir Zurafa ”
O günden beri ne zaman hayvan dostlarıma bir zulüm yapılsa aynı hikaye aklıma geliyor.
Bildiğim tek şey tarih kendini durmadan tekrarlar. Yazının devamı için tıklayın »
Benim oldu barınağımıza ziyarete gelenler özellikle sahiplenmek icin gelmişlerse, bu konuda ne kadar hassas oldugumu biliyorlar veya ögreniyorlar. Çeşitli sitelerde forumlarda kulağım oldukça sık çınlatılır meral hn kolay kolay köpek vermez diye. Aslında yalnış ben köpek vermiyorum ki çocuğumu veriyorum muhtaç terk edilmiş ruhen kırgın bir canlı veriyorum. Onun tekrar üzülmemesi için ve benim de vicdan azabı çekmemem “ahh keşke vermeseydim” dememem için, tekrar terk edilme risklerini sıfırlamak için, gelen kişileri çok iyi tanımaya, araştırmaya, evraklar dışında yerine de gidip bakmaya çalışıyorum..Aile olması benim için çok önemli köpecigin evde yalnız kalmaması gerek çünki yalnız kalmak onlar için en büyük korku tekrar mı terk edilecegim beni neden yalnız bıraktılar vb duygular hissediyorlar… Yazının devamı için tıklayın »
Her sene oldugu gibi 30 günlük senelik iznimin sadece 1 haftasi tatilde geri kalanı barınakta kullanıyorum bu senede öyle oldu.
Gezi güzergahımız ..
Macaristan Avusturya Çek Cumhuriyeti oldu ,bu üç ülke mimari açıdan süper entersans yerler ..
İlk duragımız Macaristan oldu. Budapeşte şehrine gittik. Her yer eski eser dolu. İnsanlar ne kadar güzel korumuşlar tarihi binaları bizdeki gibi yakıp yıkmamış, sahip çıkmışlar, yok etmemişler. Yazının devamı için tıklayın »
Sevgili dostlar, sizlerle elime ulaşan bir yazıyı paylaşmak istedim. “Köpekçi Hasan Baba”

Bundan yüz sene evvel İstanbul’da yaşayan ve Fatih Cami-i şerifinin Karadeniz kapısında yatıp kalkan Köpekçi Hasan Baba İstanbul’un tanınmış meczuplarındandır. Uzun boylu, kılık kıyafetli bir adamdı. Daima yanında beş altı sokak köpeğiyle gezdiği için “Köpekçi Hasan Baba” diye anılırdı. O tarihte İstanbul sokakları sahipsiz köpeklerle dolu idi. Hasan Baba bunlardan hangilerini isterse çağırır, onlar da derhal emrine itaat ederek gelirlerdi. Sokak köpeklerinin her semtte, her mahallede sınırları vardı. Bu hududa, başka semtlerin köpekleri tecavüz edemezlerdi. Ederlerse kavga kıyamet kopardı. Buna rağmen Hasan Baba’nın herhangi bir semtten çağırıp o gün için yanına aldığı köpeklere, başka mahalleden hiçbir köpek ses çıkaramazdı. Hasan Baba bazen bütün bir mahallenin köpeğini yanına alır, onlarla İstanbul’u dolaşırdı. Yazının devamı için tıklayın »