Yardım Etmek İstiyorum

E-bülten’e Kayıt Olun


www.petimenealsam.com

Kürke Hayır

Hastalar

 

25. Şubat 2011

işte insan!!!

işte insan!!!Bir tv programı vardı hala devam ediyor mu bilmiyorum proğramın adı  İŞTE İNSAN!
Benim yazımın başlığı da İŞTE İNSAN!!!
Evet bir ihsan(mahlukat demek daha doğru olacak) vahşeti daha!
Sanki Roma devrinde ki gibi  bir arenadayız.Hala  bu devirde acı çeken canlıları seyretmekden zevk alan ( insan hayvan hiç fark etmez  )mahlukatların , rant uğruna dövüştürmeye alıştırdığı bir pitbull cinsi köpek ve antreman amaçlı önüne yem gibi atılan zavallı sokak köpeği.Manzarayı düşünebiliyormusunuz içiniz cız ettimi ?normal insanın cız eder ve tüğleri diken diken olur .Sadistçe duygular dışında, kumar, bahis amaçlı dövüş yaptıranlar, bunları seyretmeye gidenler   kendilerine insan diyorlar.
 İşte bu insanların hırslarının sonucunda  acıyı , zavallı  günahsız yem diye ortaya atılan sokak köpekleri dışında gene zavallı sadece sahibinin komutlarını  dinleyen pitbullar çekiyor.Her zaman diyorum KÖTÜ KÖPEK YOKTUR KÖTÜ SAHİP VARDIR.
Sonuç da sahibi aferim desin diye dövüşen bir pitbull ,o da darbe almış .Sokak köpeği kendini korumaya canını kurtaramaya çalışmış ve pitbullu yaralamış.Ama her ikisi yaralı ,sokak köpeğinde ki yara daha fazla neticede bakımlı ,güçlü değil,iyi beslenemediği için zayıf .
Vicdanlı bir insanoğlu  İHBAR da bulununca iki köpeğin de hayatı kurtuldu ve barınağımızı getirildiler.
Her iki mağdur da tedavi oluyor ,sokak köpeğinin durumu ağır,umarım bu son olur, umarım ihbarlar çoğalır umarım bu tür olayları yapanlar deşifre edilirler.
 Umut umut umut insanoğlu umutlarla yaşar ben de umutluyum gençlere güveniyorum.işte insan!!!
Düzgün ,sağlıklı beyinlere sahip  yeni nesil yetişen gençlerle bu hayvancıkların
hakları korunur ve can güvenlikleri sağlanır.
Her iki köpek için de  destek bekliyoruz.
http://www.fatihbelediyesiyedikulehayvanbarinagi.com/yardim-etmek-istiyorum/

 

19. Şubat 2011

bu canlar çürük meyve değil!!!

bu canlar  çürük meyve değil!!!18 şubat cuma saat 14 sıraları doğumgünüm için cafe kısmındayız barınağın birdenbire hareketlilik başladı sokagımızdaki köpekler koşuşturmaya başladı.Bir şey olduğu belli idi hemen çıktık.Yaya olarak  elinde bir kutu ile gelen telaşlı yürüyen bir bey gördük.
Karşıladık ne oldu ne var kutuda diye.Adamcağız Eminönün de petshopları geziyormuş sanırım pahalı geldi fiatlar alamadı ,sonra  çöp konteynerlerinden  ses geldiğini duymuş merakla çöpleri karıştırdığında  bir yavru köpek olduğunu görmüş  ama çok hasta inliyor kan içinde hemen almış bir kutuya koymuş başlamış çare aramaya ,çare ne olur ki hemen  yedikule akla geliyor  oysa olmamalı neden mi .
Çünki ” ÇARE SİZSİNİZ”ne güzel demiş Sevgili Özgün Yaşam hakkına Saygı dan.
Neyse kutuyu açtım saf kan american cocker  yavru ve çok hasta kan var tikler var  vucüt buz gibi çünki çöpün içinde üşümüş yani her tarafdan faul .
Hemen barınağımızın klinik kısmına aldık, Veteriner hekimlerimiz Sevinç abla ve Nişan ağabeyler ilk müdahaleyi yaptılar.Sıcak su torbaları,battaniye ile ısıtmaya çalıştık.Serum takıldı yoğun bakım sıvısı içirilmeye çalışıldı.Çok inliyordu serum u alınca biraz gözünü açtı.Durumu ağır akşam saat 19.30 gibi barınakdan çıkmadan son kontrollarımı yaparken tekrar baktım yaşıyordu üstüne polar battaniye örttüm allaha emanet dedim,başını okşadım  ışığı kapattım çıktım ama aklım NAR da kaldı.İsmini NAR koydum içimden öyle geldi bu canlar  çürük meyve değil!!!
Sabah aradım barınağı yaşıyormu diye evet yaşıyor ohhh dedim şimdi barınağa gitmeden haberini yapayım belki bir gönüllü çıkar evinde özel bakımla yaşama şansını yükseltir NAR ın.
Son olarak diyorum ki Can taşıyorlar bu bedenler, acıyı hissediyorlar ,heves için  yurt dışından getirilen annesinden  erken ayrılan  toplu geldikleri için hasta olma riski çok yüksek olan, bu hayvanlar vitrinde sergilenip satılamayınca  çöpe atılabiliyorlar .
Bu neye benziyor bir manav tezgahında manav  vitrine meyveleri dizer ve sergiler, akşama kadar satılan satılır ,satılamayan  çürüyen varsa ayrılır çöpe gider,geri kalan ertesi gün sergilenmeye devam eder,
  xxx mağazalarında  satılamayan  ve hastalanan çoğu yavrunun  başına gelenler kimbilir daha neler bu duyduğumuz ve gördüğümüz
3. vaka çöp konteynerinden vatandaşın bulup barınağa getirdiği.
Bu muameleyi hak etmiyorlar ,çürük meyve gibi çöpe atılamazlar yaşam hakkına saygısızlıktır bu hareket KINIYORUM LANET EDİYORUM MERHAMETLİ OLUN diyorum bu işi yapıyorsanız bile ne olur insaflı olun.
bu canlar  çürük meyve değil!!!bu canlar  çürük meyve değil!!!
20 şubat maalesef bebek NAR melek oldu çok üzgünüm

 

27. Ocak 2011

Bir barınak hayal ediyorum!

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Hasdal mevkiinde yer alan HASDAL Barınağında yaşanan dramı, emaillerde, facebookta, medyada yer alan haberlerde görmüşsünüzdür.

Resimlerde ve video görüntülerinde yer alan bu şiddet dolu, zalim ve insanlık dışı muamele, hepimizin kanını dondurdu, canını acıttı.

Ve bu dramın, bu yasaya aykırılığın sona ermesi için 23 Ocak 2011 tarihinde, Taksim’de bir eylem gerçekleştirildi.

Ben işte bu eylemle birlikte duyduğum ümitten ve güzel – güvenli bir barınak için neler sağlanması gerektiğinden bahsetmek istiyorum!

Esasında HASDAL Barınağında yaşanan vahşet, işkence ve dram, bu ülkede sadece İstanbul’da Hasdal Barınağında yaşanmıyor. Türkiye’de bir elin parmaklarını geçmeyen barınakları istisna tuttuğumuzda (Yedikule Hayvan Barınağı, Fatih Belediyesinin başarılı yönetimi ve gönüllü işbirliği neticesinde başında sevgili Meral Olcay’ı ile benim için bir numara) Türkiye’deki barınaklarda yaşanan acı gerçek hep bu…..

Ne mutlu ki 23 Ocak 2011 tarihinde, yağmura ve soğuğa rağmen 1500 kişi, bu eylemde yer aldı ve Büyükşehir Belediye Başkanlığına sunulmak için hazırladığım dilekçe için 3120 imza toplandı. Bu insanlar, dilsiz canların kafesler arkasına kapatılarak tüm irade ve özgürlükleri ellerinden alındıktan sonra yaşamaya mahkum edildikleri ızdırap, acı ve işkenceye dur demek, onlar adına bir ses olabilmek için orada bir araya geldi, tek yürek oldu.

Belki İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın bile kendisine bağlı bulunan barınakta yaşanan bu şiddet, işkence ve zulümden haberi yoktu. Ama artık haberi var. Şimdi tüm temennim ve inancım, Sayın Topbaş’ın en kısa zamanda, bu olaya el atarak gerekli düzenlemeleri ve iyileştirmeleri yapacağı yönünde!!

Barınaklarımız, o dilsiz canlarımız için nasıl daha güzel ve güvenli bir yer olur kısaca bundan bahsetmek istiyorum:

Bir barınakta olması gereken kriterler; 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu, Kanunun Uygulama Yönetmeliği ve Bakanlıkların yayınladığı Barınak Genelgeleri uyarınca, net bir şekilde belirlenmiştir.

Ancak, bu yasal çerçevenin dışında, bir barınağın iyi olabilmesi için aşağıdaki koşullar da mutlaka sağlanmalıdır:

1- Hayvanlar mal olarak değil can olarak değer görmelidir. Bunun için de Barınakta çalışan ya da çalışacak kişiler, bu hususa dikkat edilerek seçilmeli, sırf başkanın uzaktan akrabası diye kişiler barınaklara yerleştirilmemeli, barınakta çalışan/çalışacak kişide hayvan sevgisi ve merhamet duygusunun varlığı aranmalıdır.

2- Barınakta, muhakkak, Belediyenin de uygun göreceği şekilde gönüllülerin yetkililerle birlikte yasada belirtildiği üzere eş güdümlü olarak çalışmasına izin verilmesi gerekir.

3- Her ne kadar hayvana şiddet yasa ile yasaklanmış da olsa, Belediye Başkanının açık talimatı ile hayvanların barınakta herhangi bir fiziksel ya da psikolojik şiddet görmesi KESİNLİKLE bir kez daha YASAKLANMALI ve buna uymayan çalışanın işine derhal son verilmelidir.

4-Barınağın denetiminin kolaylaşması, şeffaf bir barınak haline gelebilmesi ve üzerindeki  şaibelerden kurtulmasının sağlanması için barınağa kamera görüntü sisteminin yerleştirilmesi önemlidir.

 5- İlçe bölgedeki hayvanların kısırlaştırılmaları, sadece maddi kazanç kaygıları ile şu anda yapıldığı gibi haşere firmalarına ihale edilmemeli, ameliyatlar, ehil kişilerce yapılmalı, amaç sadece hayvan kesip hayvan başına/chip başına para ödenmesi şeklinde olmamalı, amaç gerçekten hayvan başına sağlıklı kısırlaştırma yapmak olmalıdır. Bu şekilde ihale edilen firmalara, ameliyat sonrası sağlıklı kalan hayvan başına para ödeme yoluna gidilmesi, bu tür ahlaksızlık ve cinayetleri de engelleyecektir.

Barınakta ameliyat edilen hayvanların, ameliyatlarının ehil kişiler tarafından yapılmasnınn yanı sıra, hayvanların ameliyat sonrası bakımları özenle yapılmalı, hayvanların can taşıdıkları unutulmamalı ve hijyene önem verilmelidir. Ve ameliyat edilen her hayvan, en az 3 gün barınakta müşahede altında tutulmadan sağa sola-ormana atılmamalıdır. Ameliyat edilen hayvanlar, iyileştikten sonra alındığı yere bırakılmalıdır.

6- Barınağa giren her hayvan için kayıt defterine, kayıt  girilmeli. Barınaktan her çıkışta da kayıt aynı şekilde işlenmelidir. Böylelikle barınağa kaç hayvan girdi, kaçı çıktı, hayvanlara ne oldu şeklindeki sorulara karşı hayvanların takibi sağlanabilecektir.

7- Barınağın beslenme ihtiyacının karşılanması da en önemli hususlardan biridir ve bu husus Belediyenin asli görevi olarak yasada düzenlenmiştir. İlçe sınırları içindeki işletmeler, fabrikalar, restoran ve otellerle anlaşma yapılarak gıda yardımı sağlanmalı, hayvanlar ASLA aç bırakılmamalıdır.   

8-Barınakta bir usulsüzlük, yasaya aykırılık olması halinde, olay mahkemelere intikal dahi ettirilmeden, kişinin barınakla ilişiği derhal kesilerek giderilme yoluna gitmeli. Belediye, kendi kontrolü ve yükümlülüğü içinde kalan barınaktaki usulsüzlüğü, hayvanlar daha fazla zarar görmeden, hayvan severler seferber olmadan halledebilmelidir. Hayvan barınağının, Belediyenin diğer sorumluluğu altındaki işletmelerden çok daha farklı özellik taşıdığı, ortada can mevzu bahis olduğu unutulmamalıdır.

9-Bir barınakta, bu işe gönlünü vermiş, hayvanlara değer veren ve onları seven en az iki veteriner hekim de, mutlaka bulundurulmalıdır.

     Yasa ile belirtilen kriterlerin yanı sıra yukarıda yer alan koşullar da gerçekleştirildiğinde, ülkemizde, Fatih İlçesine bağlı Yedikule Hayvan Barınağındaki zihniyetle işletilen daha bir çok barınak görebileceğimize inanıyorum.

Buradan bütün ilçe ve il belediye yetkililerine sesleniyorum.

Bu koşulları sağlamak zor değil. Bu, sizlerin, hem yasal hem de vicdani sorumluluğunuz!!!

                                                                                  Av. DENİZ TAVŞANCIL KALAFATOĞLU

                                                                                                     İSTANBUL BAROSU

                                                                                             HAYVAN HAKLARI KOMİSYONU

                                                                                                                    Bşk. Yrd.

 

31. Aralık 2010

umut dolu yeni bir yıl

Her bir senenin sonuna geldiğimizde,

İyisiyle kötüsüyle bitirdiğimiz senenin hafif hüznü, 

Kapıda bekleyen yeni sene için ise büyük umutlar, hayaller, beklentiler ve neşe kaplar içimi. umut dolu yeni bir yıl

Koca bir seneyi bitirirken; üzülerek söylüyorum ki hayvanlar için hayal ettiğim, kendime onların refahı için koyduğumuz hedeflere yaklaşamadık bile…

Ama yine de bir çok güzel şey yaptık;

Yardıma ihtiyacı olan hayvan severlere hukuki destek verdik,  yol gösterdik,

Bir çok  hayvanın  kurtulmasına yardımcı olduk,

Hayvan hakları mevzuat kitabı yayımladık,

Pitbull genelgesinin iptali için dava açtık,

Mecliste AK Parti Grup Başkan Vekili Sayın Ayşe Nur Bahçekapılı ile birlikte çalışmamız sonucu, hayvana şiddet ve tecavüzün Türk Ceza Kanunu kapsamında değerlendirilmesi için “madde monte” teklifimizi Meclise sunduk, hayvanlar için büyük adım attık,

Bütün bir sene boyunca kamuoyunda ve devlet nezdinde, hayvanların yaşam hakkına ve hayvana şiddet ile insana şiddet arasındaki illiyet bağına ilişkin, küçümsenemeyecek bir farkındalık yarattık,

Bilgilendirmeler yaptık, gerektiğinde yetkili mercilere müdahalelerde bulunduk,

Tabii ki daha yapılacak çok şey var! Ama bu yaptıklarımız, yapacaklarımız için bize  mücadele gücü veriyor!

Bizi bekleyen bu yeni yılda, önümüzdeki upuzun yapacaklar listemize, kaldığımız yerden devam edeceğiz!

Hayvana şiddet ve tecavüzün Türk Ceza Kanununa alınmasının sağlanması, Pitbull Genelgesinin iptali, şimdi detayını veremeyeceğim bir pilot dava, Komisyonumuzun yeni paneli, Yerel yönetimlerle işbirliği, petshop sorununun ciddi olarak ele alınmasının sağlanması, …. ve liste böyle uzayarak gidiyor.

Yavaş yavaş da olsa kafamıza ve yüreğimizi koyduğumuz her şeyi gerçekleştiriyoruz. Bundan daha 4-5 ay kadar önceydi, Sevgili Meral Hanım bana, barınağın soğuk hava deposu ihtiyacından bahsettiğinde… Şimdi, Yedikule Hayvan Barınağının, tüm Türkiye’ye örnek teşkil edecek soğuk hava deposunun, siparişi verildi bile.

Sıradaki yeni hedef; kapıda hepimizi bekleyen yüzyılın en soğuk kışlarından biri olacağı söylenen dondurucu  dönem için, Barınaktaki canların, başlarını, sıcak bir çatı altına sokmalarını sağlamak üzere 40 adet kulübe almak!

Bu kulübelerin temini için de her bir bağışı, havuzda biriktireceğiz. Damlaya damlaya göl olur derken, boşa söylememiş atalarımız!

İnanıyorum ki, en kısa zamanda bu hedefe de ulaşıp başka hedefler koyacağız kendimize…

Gördüğünüz gibi; yeni sene, yeni hedefler, yeni umutlar, yeni beklentiler…

Hiç bitmiyor, hiç bitmesin…

Ben de herkese; umut dolu, sevgi dolu, mücadele için yürek dolu, mutlu, sağlıklı güzel bir sene diliyorum.

Her bir kişinin gönlünün merhametle dolu olmasını, önce kendimizi sonra da bizim dışımızdaki her bir canlıyı sevecek kadar yüreklerin sevgi dolu olmasını diliyorum yeni yılda…

                                                                                                                                                                                                                                                                                                          Av. DENİZ TAVŞANCIL KALAFATOĞLU

                                                                                       İSTANBUL BAROSU

                                                                            HAYVAN HAKLARI KOMİSYONU

                                                                                                    Bşk. Yrd.

 

30. Kasım 2010

bir bayramın ardından

Her Kurban bayramı geldiğinde;  Sokak aralarında, ehil olmayan kişilerce kesilen koyunların ve büyük baş hayvanların acı sesi, hayvanların yol kenarlarına bırakılmış işkembe ve bağırsakları, kesim yapılan mahallelerde havaya dağılmış kan kokusu… Ve liste böyle uzayarak gider.  Doğal olarak da bütün bunların sonunda, vahşet görme korkusuyla televizyon seyredememe sendromu.

Bu nedenle, ben de Kurban Bayramlarında Türkiye’de olmamak için hep yurt dışına gitmeye çalışırım. Tabii ki seyahat edilecek ülkeye karar verirken, kurban kesilmeyecek bir ülke olmasına özen gösteririm.

Bu bayramda da yurt dışındaydım ailemle birlikte. Vietnam ve Kamboçya’ya, güney doğu Asya ülkelerine gittik. Kamboçya şimdi basında, su festivalinde meydana gelen faciayla gündemde.

Seyahate çıkmadan önce arkadaşlarım hep; “Deniz, yağmurdan kaçarken doluya tutulma, oralarda köpek yerler” diye, uyardı.

Evet kalbimi tutarak gittiğimi, itiraf etmeliyim.

Bu yazıyı yazmaktaki  amacım, bu ülkelerde gördüğün diğer bütün güzelliklerin yanı sıra bana yaşattığı duygulardan birini, sizlerle paylaşmak istemem.

Önce Kamboçya’ya vardık.   İnanılmaz bir sefalet yaşandığını söylemem, abartılı olmayacaktır.

İnsanların yerden yükseltilmiş 20m2’lik tahtadan evleri, genelde dere içinde yer alıyor. Kara üzerinde yer alan evler de yine oda büyüklüğünde ve tahtadan.

Evlerde,  tavandan asıllı hamaklar dışında başka eşya yok. Sokaklarda pişirilen yemekler ve yine sokaklarda yıkanan bulaşık. Evet evlerde mutfak yok. Evlerde tuvalet de yok.

Gittiğimiz yüzen köylerden birinde, gördüğümüz manzara karşısında hayretler içindeydik. Yine aynı tarz oda büyüklüğünde tahta evler yüzer vaziyette… Su kahverengi, çamur gibi.

Bu suda yüzüyorlar, bu sudan tuttukları balıkları yiyorlar ve bu suya tuvaletlerini yapıyorlar.  Afrika’dan en büyük farkı, Allah’ın lütfu olarak; burada yağmur çok yağmıyor, iklim ılıman, toprakları çok bereketli, bu sayede de yılda 3 defa ürün alabiliyorlar. Pirinç bol… Yani en azından, bir nebze de olsa beslenme sorununu çözebilmişler.

Peki bütün bunları size niye anlatıyorum, beni burada ne etkiledi?

Beni etkileyen şey; bu sefalet içinde yaşayan insanların bir de köpek beslemeleriydi. Tabii, tahmin edeceğiniz üzere, veterinere götürme imkanları yok. Hayvanlar kısırlaştırılmıyor da. Ama hemen hemen her evde bir köpek besleniyor. Köpekler tasmasız. Evet köpekler, sahipleri kadar aç ancak güvende ve seviliyorlar…

Sonra geçtiğimiz Vietnam’da da köpekler gördüm. Çok şanslıyım ki köpek etinin yendiği hiçbir yere rastlamadım.

Eminim hala köpek eti yiyen daha yaşlı bir nüfus vardır, ne de olsa alışkanlıkları yıkmak kolay olmuyor.

Ama evlerde pet olarak bakmaya başladıkları, artık duygusal bir bağ kurdukları bu köpekler, belli ki tabaktaki et olmaktan çıkmaya başlamış.

O sefalet içinde, lokmalarını köpekleriyle paylaşmaları, beni, gerçekten çok etkiledi.

Bizim ülkemizdeki en çiğ söylemdir: “zengin insan besler evde hayvan”.

Bu cümlenin içi, nasıl boşalıyor birden değil mi? ?

Sadece canlı seven, şefkat ve merhamet dolu bir yürek, hayvan besler evde…

Ne de olsa, hayvanın güven duyduğu bir mekanda, sevdiği kişilerle yaşaması, diğer bir çok etkenden önce gelir bir hayvan için.

Bizim ülkemizde de, bir gün insanlar, ekonomik düzeye bakmadan sırf sevdikleri ve o dilsiz canların dostluğu için hayvan bakmaya başlayacaklar. Hayvanlar hiçbir koşulda eziyet çekmeyecek. Hayvanlara eziyet edenler çıkarsa da, ciddi anlamda cezalandırılacak. Ve ben, bunları muhakkak göreceğim.

Çünkü orada gördüm, sefalet içinde bile sevgi ve mutluluk vardı!

Herkese güzel, sevgi dolu, eziyetsiz günler dilerim…

                                                                                                                   Av. DENİZ TAVŞANCIL KALAFATOĞLU

                                                                                                               İstanbul Barosu

                                                                                                      Hayvan Hakları Komisyonu

                                                                                                              Başkan Yardımcısı

Toplam 46 sayfa, 4. sayfa gösteriliyor.« İlk...23456...102030...Son »