Yardım Etmek İstiyorum

E-bülten’e Kayıt Olun


www.petimenealsam.com

Kürke Hayır

Meral Olcay

 

20. Kasım 2010

bir kulak aletiniz bile yok!

bir kulak aletiniz bile yok!Yazımın başlığı bu evet “bir kulak aletiniz bile yok” bu sözü söyleyen bir hayvansever daha doğrusu hayvansever olduğunu söyleyen bir insanoğlu.Konu şöyle başladı bayramın 3. günü yani bugün barınak ziyaretçi dolu ,sağolsun dostlarımız bu uzun bayram tatili boyunca bizi ,hayvanlarımızı yalnız bırakmamak,destek vermek  adına ziyarete geldiler.
Bu arada ilginç durumlarla karşılaştık bu bayramda,
1. cisi 9 günlük bayram tatili boyunca barınaklar kapalıdır ,diye akşam saati mamaları arabasına koyup kapıları kırıp içeriye mama dağıtmak amacıyla gelen hayvansever beni  çok şaşırttı, ama o da çok şaşırdı, çünki o saatte 18.30 gibi  gönüllüler ve tüm personel hala barınakda ve çalışıyorlardı.Hayvansever arkadaş tam takım kadroyu çalışır vaziyette görünce doğal olarak duygulandı .
2. olay ise bugün öğlen saatlerinde oldu.
Sokak da bulduğu hasta kediyi taşıma  kafesine koymuş ve barınağa getirmiş bir hayvansever.
Kendisine barınağın köpek barınağı olduğunu,kedilerde ise kısırlaştırma konusunda yardımcı olduğumuzu,getirdiği kedinin tedavisinde de yardımcı olabileceğimizi, ama her gün tedaviye getirmesi gerektiğini belirttik.
Bayan korkunç sinirlendi ve saldırıya başladı,bol bol reklam yapıyorsunuz her yerde sizin reklamınızı görüyorum ama hizmete gelince bir şey yapmıyorsunuz , kulağı hasta kediler,köpekler  için bir kulak aletiniz bile yok .
Belediyenin bütçesini kullanıyorsunuz niye bu kadar hayvanı topluyorsunuz vb 
  Hanımefendi biz belediyemizin bütçesini kullanmıyoruz, buyrun broşürümüzü okursanız belediyemizin lojistik destek verdiğini diğer her tür ihtiyacın hayvanseverlerce  gönüllü olarak karşılandığını göreceksiniz.
Bayanın siniri geçmedi ,ileri geri konuşmaya başladı .Ben son söz olarak dedim ki Fatih de onlarca kedi var ve doğal olarak  hastalanıyorlar ama hiç kimse sizin gibi kedinin burnu aktı ,barınakta bakın iyileşsin geri alayım demedi, elini taşın altına koydu kendi imkanlarınca tedavi ettirdi.Biz  tafik kazası sahipsiz kedi ,köpek ihbarını aldığımızda aracımız yoksa bile geç  saat olmasına rağmen, bir şekilde araç organize edip muhtaç durumdaki hayvana yardımcı olmak için gönülden çaba sarf ediyoruz.
Hastalar bölümümüzde onlarca trafik kazası geçirmiş ameliyat ettirdiğimiz kedi köpek var.
Oysa barınaklar kısırlaştırma merkezleridir ,fakat biz sadece kısırlaştırma yaparız, kazalara bakamayız diyemiyoruz .
Ambülansın çalıştığı dönemlerde de bölgesindeki kaza geçiren hayvanı kabul eden sayılı barınaklardan biriyiz.
Hangi barınak da kulak aleti var ?kulağından rahatsız hayvanı kliniğe gönderir, baktırır teşhisini koyar tedavisini yaptırırız.
Hayvasever bayana      b izim haketmediğimiz şekilde ki saldırınız gerçekden bizi üzdü dedim, ama anlamadı kediyi aldı söylene söylene gitti.
Şimdi bayramlar dostluk ,kardeşlik gibi duyguların pekişmesi için varken,biz yedikule ailesi olarak elimizden gelen herşeyi yapmaya çalışırken çoğu barınaklar bayram tatilinde bir kaç görevli nöbetçi bırakırken biz tüm personel ve gönüllüler barınak da iken bu saçma sapan saldırıyı haketmedik.Ama olabilir çeşit çeşit insan var zaten sayısı çok az olan hayvanseverin bir başka hayvansevere olan saldırısını sanmam ki hayvansevmeyen yapsın.
Toplumda ki  hayvansever imajının düzelmesi için  çok çaba  sarf   etmek gerekiyor, bu tür  hayvanseverler hala varken.
O nedenle yedikule ailesi olarak hedef kitlemiz geleceğin büyükleri çocuklarımız.O saf,temiz çocukları bilinçli birer birey haline getirebilirsek ne mutlu bize.
Bayram boyunca ailesi ile vakit geçirmekden fedakarlık yapıp barınağa gelen tüm gönüllülerimize sonsuz teşekkürler iyiki varsınız.
(Sibel anne,Petro ağabey,Gonca abla,Petra anne,Derya anne,Öznur anne,Nilay anne,Gizem abla,Sema anne,Zeyno çocuk,Onur ağabey ,Mukaddes ve Beyhan anneler,Berkkan ağabey,Kadir ağabey, Fesih ağabey ve Betül abla)
bir kulak aletiniz bile yok!bir kulak aletiniz bile yok!

 

15. Kasım 2010

Kurban bayramı mesajım

Kurban bayramı mesajımYarın Kurban bayramı;
Biz hayvanseverler için üzücü bir gün.Benim düşüncelerimle örtüşen xxx  gazetede bugün okuduğum bir bilgiyi sizlerle paylaşmak istiyorum.
Medeni Hukuk Profesörü Hüseyin Hatemi, “Kevser Süresindeki “..v’enhar’ ibaresi, ‘kurban kes!’ mi demektir?” adlı makalesinde, kurban kesmenin amacının kan dökmek olmadığını söyler.
“Kurban kesme nedeninin insandaki sadist hisleri tatmin etmek olmadığının açıkça kavranması gerektiğini”
belirtir Prof. Dr. Hüseyin Hatemi: “Kur’an-ı Kerim’in açıkça belirttiği gibi, kurban kesmek de fitre vermek gibi ancak ve ancak bir toplumsal yardım vesilesidir.” der. (Bkz. Prof. Dr. İsmet Sungurbey’in, Hayvan Hakları kitabı.)

 Kurban kesmek bir toplumsal yardım vesilesiyse şayet;
O zaman toplumda muhtaçlar  grubuna yardım etmek hayır yapmanın esası olmuyor mu?
Bu muhtaçlar grubu insan olabilir,hayvan olabilir neticede tüm canlıları yaradan var.
Benim de düşüncelerim bu yönde, mutlaka hayır işlemek için kan dökmek gerekmiyor .
Mutlaka et dağıtmak istiyorsanız, o gün için  kasapdan bir kurban ağırlığı kadar et alıp dağıtacağınız kişi sayısı kadar paket yapıp bağışlayabilirsiniz .
Veya kurban ederi kadar bağış yapabilirsiniz muhtaç gördüğünüz canlı grubuna ,veya da o eder kadar ihtiyaç malzemesi alabilirsiniz.
 Barınaklarda 9 günlük bayram tatili boyunca zor durumda kalacak olan hayvanlar için, mama,makarna,süt vb alıp hem barınakları ziyaret edip, hem de destek vermenin mutluluğunu ve hayrını yaşamış olursunuz.
Günlerdir duyuruları yapılan  bayramın 3. günü saat 13.00 da Türkiyedeki  tüm barınakları ziyaret edip yardımınızı bizzat ulaştırabilirsiniz.
Herkesin bayramını kutlar ,olumsuz görüntülerden uzak,hayvanlara eziyet edilmeyen ,dostluk ve kardeşliğin hakim olduğu bir bayram
diliyorum.
Kurban bayramı mesajımKurban bayramı mesajım

 

 

04. Kasım 2010

yaklaşan bayram

yaklaşan bayram

YAKLAŞAN BAYRAM . . .

Yaklaşmakta olan kurban bayramı münasebetiyle, sizlere 2 önemli konuda hatırlatma yapmak istiyorum.

İlk hatırlatma, Barınaktaki canlarımızla ilgili. Bayram tatili boyunca gözetimsiz ve görevlisiz kalacak barınaklarımızı, lütfen bayram tatili boyunca, ziyaret etmeyi ihmal etmeyelim. Kafesler arkasında kilitli kalan, yiyeceği yemeğe ve suya ancak insan vasıtasıyla ulaşan canlarımızı, açlıkla ve susuzlukla hatta ölümle boğuşur halde bırakmayalım. Barınaklarda yaşadıkları eza, cefaya (Yedikule Hayvan Barınağını, Tuzla Rehabilitasyon Merkezini ve Üsküdar Barınağını muaf tutuyorum) bir de açlık ve susuzluğu eklemeyelim.

Bugüne kadar dönem dönem yaşanan 9 günlük bayram tatilleri sonunda, onlarca canımız barınaklarda bu yüzden öldü. Bu sene de aynı vurdumduymazlığı ve sorumsuzluğu yaşamayalım. İnsan eli ile kafesler arkasına kilitlenen bu hayvanları, adeta birer eşya gibi orada unutmayalım! BAYRAMDA BARINAKLARIMIZI SAHİPSİZ BIRAKMAYALIM!

İkinci hatırlatmayı kurban kesimi ile ilgili yapmak istiyorum.

İl Müftüsü Sayın Burhan İşliyen’in kurbana ilişkin “…Kurban mali bir ibadettir. Dinimizin belirlemiş olduğu ölçülerde kurban kesme imkanına sahip olan Müslümanların kurban kesmeleri üzerlerine vaciptir. Kurban kesme imkanına sahip olamayanların ise kurban kesme mükellefiyetleri ve sorumlulukları yoktur. O sebeple her hangi bir sıkıntıya girmeleri, ‘ben kesemedim, bu ibadeti yapamadım’ şeklinde bir rahatsızlık duymaları söz konusu değildir…” şeklindeki beyanını da bir kez daha hatırlatmakta büyük fayda görüyorum.

5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu uyarınca: Hayvanların kesilmesi; dini kuralların gerektirdiği özel koşullar dikkate alınarak hayvanı korkutmadan, ürkütmeden, en az acı verecek şekilde, hijyenik kurallara uyularak ve usulüne uygun olarak bir anda yapılmalıdır. Hayvanların kesiminin ehliyetli kişilerce yapılması sağlanması esastır.

Dini amaçla kurban kesmek isteyenlerin kurbanlarını dini hükümlere, sağlık şartlarına, çevre temizliğine uygun olarak, hayvana en az acı verecek şekilde bir anda kesimi ve ehliyetli kişiler tarafından kesim yapılması esastır.

Kurbanların eziyet verilmeyecek şekilde ve kesim tekniğine uygun olarak kesilmeleri için gereken tedbirlerin alınması gerekir.

Kurban satış ve kesim yerlerinde hayvanların korunması, gözetilmesi, bakımı ve kötü muamelelerden uzak tutulması yanında, temizlik, sağlık ve güvenliklerine özen gösterilmesi ve hayvanların uygun vasıtalarla ve eziyet edilmeden taşınması gerekir. 

Hayvanlara kasıtlı olarak kötü davranmak, dövmek, aç ve susuz bırakmak, aşırı soğuğa veya sıcağa maruz bırakmak, bakımlarını ihmal etmek, kesin olarak öldüğü anlaşılmadan vücutlarına müdahalede bulunmak KESİNLİKLE YASAKTIR.  İhlali suç teşkil etmekte olup hakkında gerekli işlemler yapılmalıdır.

Yukarıda hep fazla eziyet vermemekten ve en az acıyı çektirmekten bahsettim. Bu anlamda, bunu sağlamanın en doğru yolu; ACISIZ KESİMDİR.

Hayvana fazla eziyet vermemek (ölüm acısını azaltmak) maksadıyla, kesim esnasında hayvana elektroşok uygulamanın, hayvanın kurban olarak kesilmesine engel ayıplardan sayılmadığını, din adamları da kabul etmektedir.

Çarpıcı gerçek, 1993 yılından beri bütün Avrupa Birliği ülkelerinde, kesimin, bayıltılarak yapıldığı, bizim Ülkemizde uygulanan kesim yönteminin, Avrupa Birliği Ülkelerinde yasaklanmış olduğudur.   

Bizim ülkemizde, kesim, hayvanların direk boğazı kesilerek gerçekleştirilmektedir. Hayvanın duyduğu acı dakikalarca sürmekte, hayvan yerde hareketsiz yatmaya başladığı zaman bile hayvanın bilinci hala açık olduğundan acı duymaya devam etmektedir. Ta ki beyin ölümü gerçekleşinceye kadar bu acı hissi dinmemekte, hayvan on dakikaya kadar uzayabilen bu süreçte tarifi mümkün olmayan acı çekmektedir.  

Bu nedenle, hayvanın bir an önce bilincini kaybetmesi, büyük önem taşır. İslam dininde, hayvanın ölmeden önce kesilmesi esastır ki bu elektroşok ile kesimde; hayvan ölmemekte,  sadece bilinci kapandığı için acı duymamaktadır. Hatta böylelikle, daha çok kan kaybettiği de bir gerçektir. Bu şekilde gerçekleştirilen kesim de asla İslam dinine ters düşmemekte, Diyanet de, bu şekilde kesimin yapılabileceğini söylemektedir.   

Kısaca; 1- Kesim, hayvana en az acı verecek şekilde, asla eziyete dönmeden,                                                                                      

2-Ehil bir kişi tarafından, hatta elektroşok ile bilinci kapatılarak gerçekleştirilmelidir.

Yukarıda belirtilen bütün bu yasal düzenlemelerin ve tıbbi açıklamaların yanı sıra dinen de; Kurban keserken özellikle hayvana sıkıntı vermemeye dikkat edilmelidir. Şehirlerde gördüğümüz ve hayvanların itilip kakılarak, dövülerek kurban edilmesi vahşiliktir, İslam ahlakına da asla sığmamaktadır. Böyle eziyet eden insanlar, günah işlemiş sayılırlar. Bu bayram vesilesi ile Müslümanlar, hayvana nasıl şefkatle davranılacağını gösterme şansı yakalarlar. Bu şansın kaçırılmaması ve Müslümanın merhameti ve diğerlerinden farkı gösterilmelidir.

Bu bayram ritüeli, temiz bir şekilde gerçekleşmeli ve insanları tiksindirmemelidir. Şehirlerde gördüğümüz manzaralar, Müslümanlığın belirtileri değildir. Allah her şeyin ihsan ile yapılmasını şart koşmuştur, bunu unutmamak gerekir.

Benim tercihim, arzum ve hayalim, bir gün hiç bir sokağında kurban kesilmeyen bir ülkede yaşamak.

Bu nedenle, öncelikle daha az kesimin yapılacağı, insanlık dışı vahşet görüntülerinin yaşanmayacağı, boğazın kırmızıya boyanmayacağı, bütün kesimlerin önceden tespit edilmiş kapalı yerlerde hatta ACISIZ bir şekilde gerçekleştirileceği, barınaklardaki hayvanların ihmal edilmeyeceği merhamet ve şefkat dolu bir bayram temenni ediyorum.

                                                                                         Av. DENİZ TAVŞANCIL KALAFATOĞLU

                                                                                       İSTANBUL BAROSU

                                                                            HAYVAN HAKLARI KOMİSYONU                                                                                                             BŞK. YRD.

 

06. Ekim 2010

görmek ve bir şey yapmamak!

 görmek ve bir şey yapmamak! Gözümüzün  görmesi, evet sadece görmek ve  ihbarda bulunmak ama bir şey yapmamak acaba vicdanı rahatlatır mı?
Fotoğraf da  yeni doğmuş göbek bağı üzerinde 3 adet kedi yavrusu var.
İhbar belediyemize sabah yapılmış,annesiz bebek kediler var diye biliyorsunuz barınağımız köpek barınağı ,çok zor durumda ki trafik kazası,annesiz  vb kedileri ancak  kabul edebiliyoruz (Tabii fatih belediyemizin getirdiği hayvanları)ihbarın yapıldığı süre ile alınma süresi arasından geçen zaman içinde, duyarlı vatandaş sadece duyurmuş !!!Bir çaba sar etmemiş, bu minicik yavruların üstünü battaniye,kazak vb sıcak tutması için kapatmak, sıcak yere almak ve belediyenin almasını beklemek gibi.
Akşam saatlerine dek ayazda bu yavrular kalmış.Barınağa getirildiğinde buz gibilerdi ve göbek bağları üstünde idi.Göbek bağlarını kestik fönle kurutup ısıtmak,hemen cat milk hazırlamak yönünde çaba sarf ettik.Biberon ağızlarına girmiyor o derece küçükler enjektörle beslenmesi lazım.
Gece boyunca sıcak tutmak ve beslemek gerekiyordu ne yapabiliriz  nereden gönüllü anne bulacağız diye düşünürken, o an yanımda olan Gökçe abla( yeni aramıza katılan genç gönüllülerimizden )ben bu gece bakarım dedi tabii sevindim,yavruları alıp eve gitti gökçe abla.
Yavrular gece boyunca hep inlemişler,ayak patileri,kol pati uçları morarmaya başlayınca gökçe beni telefonla aradı, abla tırnakları düşüyor, kanıyor ve mosmor oldular  ne yapacağım dedi.
.Anladım ki yavrular donmaya başlamış ve dolaşım bozukluğu var.Yani kangren başlangıcı sıcak tut yapacak bir şey yok dedim .
Sabah a  kadar 2 yavru melek olmuş.Kalan tek yavru direniyordu , gün boyu sıcak su torbası havlu ile idare ettik besledik.
Gece ne olacak diye düşündüm , kimse yoktu alacak eve götürüp bakacak.Ne yapalım çaresiz  iş başa düştü eve götürdük.
Sürekli ağlıyordu, hiç uyutmadı acısı vardı, vucutta morarmalar hızla arttı, kol,bacak ,kuyruk morardı. 
 Dışkısı  da koyu kahve rengine dönüştü yani durum kötüye gidiyor.
Klinigi aradım ne yapalım takviye diye,vet hek arkadaş çok geç kangren başlamışsa o devam eder  ve tüm vücüda yayılır dedi.
 Yani çürüme başlayınca vucutta ,geri dönüş yok.
Son kalan yavrunun da tırnakları kanayarak düştü akşam üstü  ve o da melek oldu.
Uykusuzluk bir yana, hiç önemli değil o kadar emeğe yazık oldu yaşatamadık.
Nasıl yaşardı bu yavrular sizce :
ilk görüldüğü an hemen bir kutuya konulsa ,sıcak bir yere alınsa bir şekilde beslenilmeye  çalışılsa  idi hayvansever mahalle sakinleri tarafından ,o zaman bu yavrucuklar soğukdan donup kangren olmayacak acı çekerek ölmeyeceklerdi.
Belki bu  yazım sayesin de ,şu  soğuk günlerde annesiz bir hayvan gördüğünüz de ,beslemek ,yemek vermekden önce o hayvanı  soğukdan korumak daha doğru olacaktır.Ben haber verdim vicdanım rahat demek, bence yeterli değil ,o muhtaç canlıyı emin ellere teslim ettiğiniz de veya siz elinizi taşın altına koyduğunuzda siz sahip çıktığınızda , ancak o zaman vicdanen rahat olacaksınız buna emin olun.
Ve lütfen duyarlı olup sahipsiz canlara sahip çıkalım onların sayısı az olan biz hayvan korumacılardan başka kimseleri  yok . görmek ve bir şey yapmamak!

 

21. Eylül 2010

haklarımızı bilmenin önemi

  HAKLARIMIZI BİLMENİN ÖNEMİ

Sizlere, Belediyelerin son zamanlarda sayısını arttırmış oldukları yasaya aykırı bir eyleminden bahsetmek istiyorum.

Belediyeler, yasaya aykırı bu eylemi, hayvan sahibi insanların evlerine yasaya aykırı tebligat göndererek gerçekleştiriyorlar.

Öncelikle, Size bir tebligat örneği göstermek istiyorum: 

                                                                                  T.C.

                                                            ………….. BELEDİYESİ

                                                          Zabıta Müdürlüğü

                                                     TEBELLÜĞ İLMUHABERİ        

İLGİ: İstanbul Valiliği İl Çevre ve Orman Müdürlüğü’nün ………. tarih, ……….sayılı yazısı

            …………………..  kapı sayılı adreste köpek bulundurmak suretiyle çevre sakinlerine rahatsızlık verdiğiniz ilgi yazıda belirtilmektedir.

            Yazımızın tebliğ tarihinden itibaren …..  gün  içerisinde hayvanınızı kaldırmanız gerekmektedir.  Aksi taktirde hakkınızda Belediye Zabıta Yönetmeliğinde 1-t maddesinde yer alan “Hayvan bulundurmak suretiyle çevreye rahatsızlık vermek suçtur” ibaresi gereği yasal işlem yapılacağı hususu, tarafınıza imza mukabili tebliğ olunur. 

Tebliğ Tarihi:  …..

                     TEBLİĞ EDEN                                                                        TEBELLÜĞ EDEN

                    Hayvan sahibi                                                                                 Zabıta  Memuru

Yukarıda yer alan tebligat örneğini incelediğimizde; gözümüze çarpan ilk aykırılık;

Belediye Zabıta Yönetmeliğinde yer aldığı bildirilen “Hayvan bulundurmak suretiyle çevreye rahatsızlık vermek suçtur” ibaresi.

Ülkemizde, 2004 yılında yürürlüğe giren bir Hayvanları Koruma Kanunu varken, yine 2003 yılında meclisten geçirilerek amir hüküm haline getirilen Ev Hayvanlarının Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi varken;hayvan bulundurmak suretiyle rahatsızlık vermek suçtur” diyen bir yönetmelik, hukuka kesinlikle tartışmasız bir şekilde aykırıdır.

HİÇBİR YÖNETMELİK, KANUNA AYKIRI OLARAK DÜZENLENEMEZ.

Sadece hayvan bulundurmuş olmak, kesinlikle rahatsızlık sebebi değildir.  Mesken dokunulmazlığı olan taşınmazında, hayvan bulunduran kişi, hayvanının çevreye ses ya da koku gibi rahatsızlık verebileceği unsurları, engellemekle ve bunların tedbirlerini almakla mükelleftir. Bu tedbir alınmaz ve/ veya rahatsızlığa dönüşecek unsurlar engellenemez ise,  Belediye ihtarda bulunur ve para cezası kesme hakkı vardır.

Ancak, değil Belediye, İl Çevre ve Orman Müdürlüğünden yazılı talimat gelse, kişinin hayvanına kimse el koyup götüremez.

Burada, İl Çevre ve Orman Müdürlüğü’nün sahipli hayvana el koyma konusunda düzenlemiş istisnai bir hakkından bahsetmek de gerekiyor:

Kişi, sahibi olduğu hayvana işkence ediyorsa, hayvana kötü muamelede bulunuyor, onu aç ve susuz bırakıyor, sürekli dövüyor, ona yaşamsal alan vermiyorsa, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanununda yer alan düzenleme uyarınca, İl Çevre ve Orman Müdürlüğü, o hayvana el koyarak hayvanı koruma altına alır ve sahibine de yasaya aykırı eylemi nedeniyle, idari para cezası keser.

Bu istisnai durum dışında, hayvanların evden tahliyesi ancak, mahkemede açılacak “Kat Mülkiyeti Kanununa aykırılıktan tahliye davası”nın, hayvan sahibi aleyhine sonuçlanması halinde mümkün olur.

Belediyelerin, bu tip hukuka aykırı eylemlerinde, yetkililere, yaptıkları usulsüzlük hukuksal açıdan anlatılmalı ve kişi haklarına muhakkak sahip çıkmalıdır.

Bir apartmanda herkese büyük rahatsızlık veren bir çocuk bulunması halinde, çocuğa el konulamayacağı veya apartmanda sürekli 7 gün 24 saat yüksek sesle televizyon seyrederek herkesi rahatsız eden kişinin televizyonu, evden alınıp götürülemeyeceği gibi kişinin de hayvanı evden alınarak götürülemez.

İster can deyin ister eşya, gördüğünüz gibi kimse hayvanınıza mahkeme kararı olmadan dokunamaz.

İşte bu nedenle çok önemlidir, haklarımızın ne olduğunu bilmek. Haklarımızı bilmeliyiz ki  haklarımıza sonuna kadar sahip çıkabilelim.  Sonuçta, bu dilsiz canlar, sadece size emanet!!

                                                                                        Av. DENİZ TAVŞANCIL KALAFATOĞLU

                                                                                                İSTANBUL BAROSU

                                                                                        HAYVAN HAKLARI KOMİSYONU

                                                                                                           Bşk. Yrd.

Toplam 46 sayfa, 5. sayfa gösteriliyor.« İlk...34567...102030...Son »