Yardım Etmek İstiyorum

E-bülten’e Kayıt Olun


Club Safari

Serapet Garden

miyavlar.com

Kürke Hayır

Sevinc Erbulak Midyat

 

02. Aralık 2007

Ben arkadaşlarına ayı demiyorum

Ben arkadaşlarına ayı demiyorumBu hafta sizlere bir cümleden yola çıkarak bu satırları yazıyorum… Üstünüze afiyet bir oyun yonetiyorum da şu sıralarda… Sahnede de hem dostum, hem hayvan dostu, hem de meslektaşım Çicek Dilligil var!

Oyunumuzun yazarı Ozan Metin’in bile henüz bu yazımda onun satırlarından yapacağım alıntıdan haberi yok, varsın olmasın… Bir sey demez biliyorum…

Bir kadın ve bir erkegin küçük küçük bir sürü hikayesinden oluşan bu iki kişilik oyunda ilk okumada da çok beğendigim bir cümle var… Yazının devamı için tıklayın »

 

Daha kaç defa öleceğiz bakalım?

Daha kaç defa öleceğiz bakalım?Bir türlü yüzümüz gülemiyor degil mi? Bir avuc duyarlı insanın katkısıyla hem kulaklarımızın pası silindi gecenlerde hem de kendimizi iyi hissetmistik ki yurdumdan gelen acaip ve bir o kadar üzücü haberlerin ardı arkası kesilmez oldu…Bes tane gercek AYININ taslaya taslaya canını cıkardıgı yavru ayının acısını unutmamıstık ki,bir haber daha geldi…Artık gazete okumak istemiyorum sabahları…Dısarıya cıktıgımda önüme baka baka yürüyor,otoyollarda gözlerimi kapatıyorum eger arabayı kullanan ben degilsem…

Bir gölün üzerindeki ıslak tasta öldük gecenlerde hepimiz! Bagıra bagıra,bunun bize neden yapıldıgını anlamadan kanla ve suyla yıkana yıkana can cekistik…Kücük bir haber olduk gazetede,unutuldu unutulacak…Ardından bir kutunun icindeydik bu defa..Annemizi emiyorduk belki…Belki de uyuyorduk henüz hayatımızın ikinci ya da ücüncü gününde…Mümkün olsaydi tanıyacaktık hayat denen seyi…Olmadı…Süphenenildi bizden…Korkuldu..Patlatıldık.
Nereye gidiyoruz?Nasıl hesap verecegiz cocuklarımıza?Susuz bir dünyada yasama mücadelesi verecegimizi bagırıyor herkes…Hem susuz hem de hayvansız kalacagız yakında…

Cok merak ediyorum, yok mudur acaba bu süpheli paketlerin icinde bir hayat belirtisi olup olmayacagını anlayacak kadar duyarlı bir alet? Bir bebek kedi ve annesini yasatabilirdik belki o zaman…Gördügüm fotograf aklımdan cıkmıyor hala…Kim silebilir o kareyi beynimden bilmiyorum…Bir canı almanın bedeli 250 türk lirası mı? Gercekten bu kadar mı bir hayatın bedeli?

Hayat bu kadar ucuz ve bu kadar degersiz mi yasadıgımız topraklarda?
Simdilerde bu sorulara hep evet yanıtını veriyorum…Kızımdan utanıyorum…İlerde o da okuyacak bu haberleri,bir soru degil bin soru soracak bana…Ona verecegim cevaplardan da utanıyorum…

Evet Kavin’im,biz hep böyle ölüyoruz bu ülkede…İhmalsizlikten,duyarsızlıktan,kalpsizlikten ve sevgisizlikten her gün bir baska sekilde ölüyoruz yavrum…Umarım bunu degistirmeyi sen ve senin gibi yeni,pırıl pırıl insanlar basarabilirsiniz…Biz bu ülkede hala ”kuduz tehditi” adı altında 280 köpegi gözümüzü bile kırpmadan itlaf edebiliyoruz…İnanması gercek ama yapıyoruz bunları kızım…Ötesi günlük gazetede kücük bir haber,bir kac isyan sesi,ardından memleket meseleleri ve meshur balık hafızamız kızım…ne tası? Hangi göl? Kutu mu? Ne vardı ki kutunun icinde?

Agzımın ici kupkuru…Ortalıkta hic hayvan yok!
Ama bilinsin ki mücadelemizden vazgecmiyoruz…

Sevinc Erbulak Midyat

 

İçinde canlı sevgisi barındıran tüm dostlara

İçinde canlı sevgisi barındıran tüm dostlaraBu sıcacık ağustos gecesinde sabahtan beri size yazacağım yazı için bir an evvel eve, bilgisayar başına dönmeye çalıştım… Minik cadım, eşim ve annemle, yani benim biricik çekirdek ailemle leyleği havada gören bizler bu defa Çesme’den, hafif rüzgarlı, romantik ve insanda bağımlılık yapan, dünyanın bu güzel köşesinden sesleniyoruz simdi…
Sonucunda ne bir diploma ne de teşekkür belgesi alamayacağımı başından beri bilerek ama bir o kadar da kendi isteğimle başladıgım yeni eğitim hayatım burada da kesintisiz devam etmekte… Gittiğim okulun tek ögretmeni kızım Kavin, bizlere her gün bir şey daha öğretmekte…Hiç bitmeyecek bir öğrenme süreci bu… Nefis bir sey olduğunu itiraf etmeliyim… 9 aylık öğretmenimin ağzının içine bakarak, hayran hayran onu seyrediyorum.Vakit nasıl geciyor bilmiyorum… Ne kadar çok sey bilmiyor musum onunla tanısana kadar inanamıyorum…Günler geceleri kovalıyor… Yan komsumuzun köpegi Nesta bey kapıda nöbet tutuyor, çünkü iceride bizim minik ögretmen uyuyor…
Düşünüyorum… Geçen sabah aklıma geliyor… Kavin hayatımıza girmeden evvel belki de bu kadar çabuk duyamayacagım bir kücük cocuk aglaması kulaklarımda… Ağlama degil de daha çok bir küçük isyan sesi bu…Çıkıp dışarıya bakıyorum, asağıdaki evin bahcesinde iki erkek çocuk… iki kardeş… Küçük isyankar bağırıyor, diğeri iş başında… Boyundan büyük çalı süpürgesiyle minik minik bir seyleri kovalıyor, süpürge bir havada, bir yerde… Yürüyorum aşagıya doğru…Yürürken sakin olmam gerektigini kendime bin kere fısıldıyorum… İşe yarıyor allahtan…

-aaaaa ne güzel kedi yavruları bunlar böyle…sizin mi?

-evet.

-kac kardesler? ayyyy su rengarenk olan en güzeli herhalde…

-……..

-sen kovalamıyorsun degil mi onları?

-cık.

-ben de uzaktan bakınca…öyle bir an…kardesin de bağırıyordu sana ya hani…iste….

-buyrun birine mi baktınız?

-yok…yok..ben kedileri görünce geldim.cok tatlılar…kac kardesler?

-5 kardestiler…biri kanepenin altında kaldı, geberdi. öteki hastaydı galiba, gecen hafta o da geberdi.su an 3 taneler…

-anladım…oldu. iyi günler size.

-…….

Hayatta şans diye bir sey var sevgili dostlar… Buna o kadar kuvvetli sekilde inanıyorum ki anlatamam size… Süpürgeyle kovalanan kediler de var, yastığımızı bizimle paylaşanlar da…
Ben, bire bir yaşadıgım bu hikayedeki minik öğretmene kızmadım hic… Çünkü onun öğrencisinde is yok… Ama sesini duyduğum minik cığırtkandan bir seyler öğrenmek isterdim dogrusu… Onun öğretecekleri var… Onun bizim evin balkonundan bile bakıldığında görülebilecek bir kalbi var… Keske ailesinden biri bunu fark etse de kediler, köpekler, kısacası tüm canlılar -gebermese!- artık… Süpürgeler sadece ortalıgı süpürse!

Kavin öğretmenime anlatacağım bunları büyüdügünde… Şimdi ne söylesem nafile, ben sıramda oturuyorum, o karşımda gülümsemekte…

Sevinc Erbulak Midyat

 

Yok mu oralarda buralardan kedi isteyen

Yok mu oralarda buralardan kedi isteyenBunaltıcı sıcaklardan fenalık geciriyorduk ki, kızım Kavin,esim ve olmazsa olmaz anneannemizle beraber bavulllarımızı topladıgımız gibi solugu Norvec’teki ablam Ayse’nin yanında alıverdik… Öncelikle yazmak isterim ki tam tamına 40 dereceden birdenbire 15 dereceye inince hep birlikte dislerimizi takırdatıp durduk bir kac gece…Odada elektrikli soba yakmaya kalktık,ablam Ayse neredeyse cıplak yatarak guldu bizlere…Neyse sonra alıstık tabii,insanız,hersey bize özgü,herseye alısılıyor bir sekilde…

Fiyordlara baka baka sismanlayan kızım Kavin simdi yine yazlıkta kolları yapıs yapıs uyuyor yine…
Süleyman’ın bebecikleri genc kız ve delikanlı kıvamına gelmisler yoklugumuzda…Kavin sismanladıkca onlar da etlenmisler sanki…Artık dogru düzgün kedi sevmeyi ögreniyor Kavin… Henüz o miyav miyavların nereden cıktıgını anlamıyor ama eskisi gibi kulaklarını cekmiyor tekirciklerin…Hepsi de birbirinden güzel…Yok mu delikanlı kedi isteyen?

Bu yazımda ne yazacagım diye düsünürken aklıma bir sey geliverdi…Uzun yolculuklar sonrası ardımızda bırakmak zorunda oldugumuz hayvan dostlarımıza yeniden kavusmanın tadını düsündüm…Annemin evinde kral ve kralice hayatı yasayan cimcime ve köfte’miz meclisten dısarı cünkü onları zaten evde bulacak olmanın rahatlıgıyla gidiyoruz her defasında..Benim yazacagım kavusmanın tadı sokakta baktıgımız dostlarımızla ilgili…Ve maalesef bizim gibi dostları uzaklastıgında onları iki ayaklı iki elli ve yirmi parmaklı, insan denen cok tehlikeli bir hayvansevmez türle basbasa bırakmak zorunda kalıyoruz zaman zaman..

İste böyle zamanlarda uzaklarda her gece onlar icin dua ediyorum…Ne olur siteden atılmamıs olsunlar, ne olur zehirlenmemis olsunlar, ne olur araba altında kalmasınlar,ne olur…ne olur… Fiyordlardan döndügümüz gece ilk is etrafa bakınmak oldu…Cizgi seklindeki gözlerinden ötürü adını Japon koydugumuz 15 kiloluk tekirimiz yok,gri tüyleri sanki her sabah bir peri tarafından taranan Dumik yok,yan bloktaki beyefendinin esi istemedigi icin eve alamadıgı ama kimselere de vermedigi Efe bey yok… Agzımın ici tatsızlastı, uzaklara gitmek bu kadar üzücü bir sey olmamalı…Yapacak bir sey yok,geceyi zar zor sabah ettik…Gün agırınca yeniden bir arama ekibi olusturacagımızı bilerek elbette..

Sabah kızımın kahvaltısı biter bitmez kapıyı bir actım ki cizgi gözlüm ve Dumik bizi bekliyor… Onların sevinci kursagımda dısarıya bir cıktım ki Efe bey günesleniyor, üstelik yanında da yarım kuyruk bir arkadası daha… ne güzel bir an’dı!

Bu ay bu tadı sizlerle paylasmak istedim, ücü eski biri yeni dostum kıslıkta, Süleyman ve bes bebegi yazlıkta, kızım kucagımda, koynumda, mis kokusu her an burnumda yazmayı erteledikce erteledim… Canım dostum Tolga bilir nasıl bir internet kullanıcısı pardon kullanamayıcısı oldugumu, su an bu satırları etrafımdaki bütün cocuklar dövüs oyunları oynarken yazıyorum sizlere… Annem arka balkonda etli bebeciklere kızımın mamalarından asırıyor durmadan… Minik patileri ıslanmasın diye orayı doya doya yıkayamıyoruz hala ve kara kara düsünüyoruz yaz bitince ne yapacaklar diye…
Yok mu oralarda buralardan kedi isteyen diye soruyorum yine?

Cok degil, 12 gün sonra görüsmek üzere…

Sevinc Erbulak Midyat

 

Yaz

Hala çalışıyorsunuz biliyorum… Bu sıcaklarda ne denli zor oldugunu hissedebiliyorum. Bense mesleğimin bana vermekte olduğu uzun şansı degerlendirmek ve yeni sezona iyice bir dinlenerek girmek uzere baba hatıramız Selimpasa’daki evimize geldim bile… Bu sebeple bu sicacik gunleri, ofisinde, aracinda, toplantilarda gecirmek zorunda olan herkese kolay gelsin diyorum…

Kızım musade ettikce aldigim kucuk nefes molalarindan birinde, oturdum bir internet kafede sizlere yaziyorum…
Bu ayki konuk hayvanimizin ismi Suleyman olup, kendisi aslinda disi bir kedi ama cinsiyetini yanlis tahmin eden site bekcilerimiz sagolsun artik ismini oldukca benimsediginden, henuz bir gunluk anne oldugu halde ona baska turlu seslenememenin ironik tadiyla devam edecegim.

Gosterdigimiz bazi oyuncaklar karsisinda heyecandan titreyen 7 aylik cadalozum Kavin, bu sabah ilk defa bir kedi yavrusu gordu. Kucuklugunden oturu onu kendi ailesinden biri zanneden bebegim uzun bir sure titredi, komsularin butun cocuklarini uyandiracak kadar bagirdi ve henuz bir kac saatlik olan kedi bebegi saniyorum agzina sokmak istedi ama ona izin vermedik. Cocuklarin, ozellikle bebekliklerinden itibaren mutlaka bir hayvanla birlikte, onunla ic ice buyumesi gerektigine inandigim icin bu titreme, ciglik ve tadina bakma seruveninin butun bir yaz boyu bizleri epey guldurecegini tahmin edebiliyorum. Bu yaz bol fotografli, kahkahali ve sut kokulu gececek. Dun gece ben bebegimi, Suleyman da kendi bebeklerini emzirirken onun giriltilari esliginde dusundum durdum, ne buyuk bir mucize su dogum denen sey!

Ve biz insanogullari amma buyutuyoruz bu mucizeyi, lohusa nazlanmalari,”dokunma ona simdi, yeni anne oldu, her zamankinden fazla alingan, aman dikkat et sozlerine ” uyarilari esliginde bir yayilma, bir uzunnnnnnnnn nekahat donemi…Oysa Suleyman’cik ve onun gibi pek cok hamile kedicik, aynen dun geceki gibi sessiz sedasiz, buldugu kendince guvenli limanda, bazen soguk bir tasin uzerinde, bazen kumsaldaki ters donmus bir kayigin icinde, sansliysa yasadigi evdeki giyinme dolabinin cekmecesinde bebeklerini dunyaya getiriyor. Usulca cikip yemek aramaya gidiyor ve donduklerinde sayisini bilemedikleri yavrulari yerinde bulmayi umit ediyorlar…

Ne kadar cok hayvansevmez var etrafimda bir bilseniz, Suleyman ve yavrularindan, onlarin ”buyuk” gurultu ve giriltilarindan rahatsiz olan ne kadar cok insan… Boyle seylere tanik oldukca hayvanlarin dunyaya insanlardan daha iyi sahip cikabileceklerine olan inancim giderek kuvvetleniyor. Gercekten onlar bu dunyayi bizden daha fazla hak ediyorlar…

Bakalim bizim komsularla bu yaz neler yasayacagiz? Suleyman ve bebekleri hangi pazarligin konusu olacak acaba? Onlari daha ne kadar arka balkonumuzda hazirladigimiz yuvanin icinde buyutebilecegiz, o cok hakettikleri hayata ne zaman gozumuz arkada kalmadan salabilecegiz cok merak ediyorum…

Tabii yazliga geldigimiz ilk gunun gecesi Suleyman’in neden bizim evde dogurdugunu da merak ediyorum… Suleyman bizden nasil bir koku aliyor acaba?Neden bize kayitsiz sartsiz guveniyor? Bizi nereden taniyor?

Tanrı’nin ilahi adaleti ayarliyor belki de herseyi… İyi olanlari kollayan ve nefesiyle koruyan hep ayni Tanrı olmali… Suleyman’i bize yollayan, bize onu besleme gorevini veren hep ayni Tanrı…

Belki bu yazın sonuna dogru evinize bir yavru kedi almak istersiniz kimbilir… İsterseniz mutlaka ulasin bana…
Tanrı butun hayvanlari insanlardan korusun dostlarim… Çünkü ben bile bazen onlari korumayi beceremiyorum…
iyi yazlar…

Sevinc Erbulak Midyat

Toplam 4 sayfa, 2. sayfa gösteriliyor.1234