Bugün size Amerikalı sinemacı Shaun Monson’un hazırladığı Earthlings “Dünyalılar” belgesinden bahsetmek istiyorum. Bu yapıt 2005 yılından bu yana gösterimde ve bir çok ödül almış.
Birlikte hayvan hakları konusunda omuz omuza mücadele ettiğim bir çok arkadaşım bu belgeselden hep bahsetti. Başıma gelecekleri bildiğim için hep kaçtım , izlemedim. Ancak izledikten sonra bir tek cümle söyleyebilirim.
Tüm Dünya bu belgeseli izlemeli hatta izlemek istemeyen koltuğa bağlanmalı zorla izletilmelir.
Belgesel gizli ve açık kamera sistemi ile çekilmiş 95 dakikalık bir baş yapıt. Biz insanoğlunun Dünya üzerinde başka hiç bir canlının bir başka türe yapmayacağı gerçekleri gösteriyor. Türcülük budur dedirtiyor insana. Zaman zaman tansiyonum yükseldi, kalp atışlarım hızlandı. İnsanlığımdan utandım, doğacak çocuklarıma ne diyeceğimi bile düşündüm. Benim yaşadığım en değişik deneyimlerden biriydi.
Tüm Dünya üzerinden toplanan görüntülerde olmazsa olmaz Türkiye’de var. Aleni itlaf görüntüleri ile başlıyor Türkiye görüntüleri. Uzaktan iğne ile atılan veya etin içine karıştılarak konan zehir bir kaç dakika sonra iç organları parçalamaya ve acılar içinde kıvrandırmaya başlıyor. Çöp kamyonunun presinde bir kaç sene önceki ezilen köpek görüntüsü ile sona eriyor canım Türkiyemin görüntüleri. Ancak emin olabilirsiniz ki biz bu 95 dakikalık belgeselin iki katını kendi ülkemizden görüntüler ile çekebiliriz. Belgeselin bir yerinde EMPATI yi öğrenmek zorundayız diyor. Saatlerce kulağımda çınladı.
Derseniz ki Dünya’da olay çok mu farklı ? Elbetteki hayır. Eziyet yeryüzünün her yerinde…
Hunharca derisi hala yaşarken üzerinden soyulan fok bebekleri , yaşıyorken kaynar suya veya asite atılarak haşlama metodu ile kürkü ve yaşam hakkı çalınan tilkiler , elektrik akımı ile kıvranan zavallı canlılar.
Adı bilimsel araştıma olan ama malesef tamamen cehalet ışığında yapılan dirikıyım hayvan deneyleri , acılar , inlemeler bitmeyen çileler.
Hızlı tüketilen hazır yemekler için üretilen ve hiç güneş görmeden hormonla büyütülen , üstlerine basılarak öldürülen tavuklar ve çok daha fazlası.
Adına Sirk denen ve köle ticaretinin günümüz şekli olan eğlence sektörünün mühebbet hapise mahkum köleleri. Çivili sopalar , kancalar ve elektro şok cihazları..
Ne yazık ki çok istememe rağmen daha fazlasını yazamayacağım. Bu baş yapıt tüm Dünyalılar tarafından izlenmeli. Denecek başka bir söz yok.
“Dünyalılar” (Earthlings) belgeselinin resmî internet sitesi:
http://www.isawearthlings.com/
“Dünyalılar” (Earthlings) belgeselinin yasal ve ücretsiz olarak uluslararası kamuoyunun izlemesine açık izlemek yürek istiyor. Vicdanı olan herkesi filmi hemen şimdi indirmeye ve izlemeye davet ediyorum.
Tolga Öztorun
Yedikule Hayvan Barınağı
Gönüllü Muhabiri
Geçtiğimiz hafta bir kez daha insanlığımdan bir kez daha utandım. Van’ı severim , çok güzel yerdir. Güzel anılarım var orada… Ama sokak hayvanlarına insaniyet çerçevesinde elini uzatacak pek insan çıkmıyor.
Van – Başkale otobanında bir sokak köpeğine araba çarpıyor.Omurga zedelenmesi sebebi ile felç oluyor. Üç gün kaldığı yerde yatıyor. Kendisine acıyan yok. Şaban Keskin isimli bir vatandaş dayanamayıp önüne ekmek su koyuyor ve belediyeyi arıyor. Belediye, adı hayvan severler tarafından “ Mucize “ konan zavallı köpeğe yere düşmüş bir çuval muamelesi yapıyor. Acılar içinde bağıran köpeğin boğazına bir tel bağlıyor. Çekiştirerek çöp kamyonuna fırlatıp atıyor ve Van Belediyesi’ne ait bir çöp kamyonu gözlerden uzaklaşıp gidiyor. Arabadaki bir canlı.Kimse umursamıyor ve Mucize Van çöplüğünü boyluyor.
Oysa tıbben felç olmuş bir köpeğin düzenli olarak dışkılamasına yardımcı olmak gerekmektedir. Yoksa geri dönüşü olmayan hasarlar kalacak. Vatandaşların çektiği görüntüler içinde vicdanı kalmış birkaç hayvan severi ayaklandırıyor.
Şehirde Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi var. Bir insan da düşünmüyor oraya götürmek. Mucize bir gece çöplükte kalıyor. Şimdi ise baskılarımız ile Veterinerlik Fakültesinde. Ne olacağını bilen yok. Acaba sonu ne olacak?
Bu Dünya yalnız bizim değil. Hiçbir canlıya bu eziyet yapılamaz.
Tolga ÖZTORUN
Benim babam…Canım babam… Bana hazineler bırakan babam…
Bu ay babamı yazayım istedim. Benim babam…Canım Babam…
2 Ağustosta gidişinin 4. senesi olacak canım babam.. Ama giderken bana ne büyük bir hazine bıraktın canım babam… Ben büyüdükçe bu gerçek hazinenin en büyük ödül olduğunu anlıyorum… Senin çocuğun olmakla ne büyük bir şans elde etmişim..
Daha birkaç aylık ikiz çocuğunu kara kurt köpeği ilk Panço’ya emanet edebilecek kadar koca yüreklidir benim babam…
Ben sokak hayvanları için çabalarken bana ‘ Aferin benim canım oğlum.’ derdi . Yaralı güvercinler, akvaryum dolusu balıklarım , civcivlerim hep onun sayesinde geldi evimize… Sokak hayvanlarını beslerken hep sırtımı sıvazladı benim babam..
Kurban kesmeme konusunda direnişime sapasağlam ardımda durarak bana yaşam için çok önemli dersler verdin babam…
Dost’u eve getirebilmemde hep bana destek oldun… Çocukluğumdan ben büyüyene kadar 3 nesil köpeklerimizi babam yetiştirdi. Bana hep doğru insan olmanın canlılara yardım etmekten geçtiğini anlattı. 2 nesildir de ben köpeklerim ile yaşıyorum.
Seni seviyorum canım babam.. Babalar günün kutlu olsun… Keşke burada olsan…
Benim babam…Canım babam…. Umarım bende senin gibi en güzel baba olurum bir gün…
Tolga ÖZTORUN
Yedikule Hayvan Barınağı
Gönüllü Muhabiri
13.06.2008
Anne’nin Günü…
İlk defa 1600 yılında İngiltere’de kutlanmaya başlayan bu gün zaman içinde tüm Dünya’yı sarmış ve ülkemize de ulaşmıştır. Seviyoruz işte bizde yılda bir gün de kutlayalım değil mi ? Ben özel günleri çok sevmem ama ilk olarak anneciğimin anneler gününü kutluyorum. 31 sene bana katlandığı için onu çok seviyorum. Eğer bugün bir çok hayvana yardım edebiliyorsam buna onun şevkatli yüreği sebeptir.
Başka bir annede Meral Anne… Sayısız çocuğu var onun… Anneler günün kutlu olsun Meral Anne…
Sokaklara baktığımızda mevsim itibari ile bir çok ” ANNE ” görüyoruz yüreğimizi burkan, canımızı acıtan. Biz bir grup insan elimizden geldiğince o annelere yardim etmeye çalışıyoruz ama bir avuç insan bu annelere yetemiyoruz. Ne demek istediğimi tam anlatan bu resmi çok seviyorum. Geçen sene Anneler Günü’ne girmemize bir kaç saat kala dağ başından kurtartdığımız bir anne ve kuzusu…
Bu iki resimin bir farkı yok değil mi ? Her ikisi de kuzusunu canı ile besliyor. Bu sene anneler günü nedeni ile tüm Dünya’ya haykırmak istiyorum. Annelere dokunmayın.. Türü , yaşı , ırkı ne olursa olsun anne annedir…
Tüm annelerin anneler günü kutlu olsun. Babalar gününde bende tebrik istiyorum ona göre
Sevgiler
Tolga ÖZTORUN
![]()
![]()
Vicdanım yere düştü, bir karga onu yedi…
Sabah acele ile işe gidiyorum.Çok geç kaldım… 10 dakika içinde ofiste olmam şart , yoksa hiç kolay bir gün olmayacak.
Bu olayı yaşadığım yerin tam adresini hiç kimseye vermeyeceğim. Sebebini az sonra anlayacaksınız.
Taksici sıkıntımı anlamış, hızla sürüyor arabasını. Bir köşe dönüyoruz yine gözüme bir görüntü çarpıyor. Bir karga köşe başında duruyor… Kanadı düşük… Belli ki uçamıyor. Bir an kısacık vicdan muhasebesi yaşadım. Hayatta kalabilmem için çalışmam şart… İçimdeki siyah Tolga ” Durma işe geç kalırsan kötü olacak diyor ” devam ediyoruz. Saniyeler ile gelişiyor. İşe geliyorum. Kahrolası vicdanım tüm gün beni yiyor. Aklımda sorular uçuşuyor. Mutsuzum.
İş çıkışı tabi ki koşa koşa o köşe başına gidiyorum. O da ne ? Benim aylak karga kardeş orada. Gidip bir kutu alıyorum. İnanın benden hızlı koşuyor. Karga önde ben arkada koşuşturuyoruz. Esnaftan üç kişi geliyor. Ne yapıyorsun diye sormaya.
Belki inanmayacaksınız ama aylak karga 2 sene önce mesken edinmiş o köşeyi. İki kanadı bir den kırık, kimse hikayesini bilmiyor. İki senedir o mahallede yuvarlanıp gidiyor. Aklım almıyor ben yurdumu bilirim. Çevre dükkanları geziyorum. Herkes tanıyor bu aylak kargayı.
Esnaf benim bildiğim kediye su kabı koyar. Ama bu mahalle de beş altı dükkan bir olmuş besliyorlar karga kardeşi. İki koca senedir ana cadde üzerinde hayatta kalmış.
Gözlerime ve kulaklarıma inanamayarak, arkama bakarak evimin yolunu tutuyorum. Ne garip bir ülke , bir köşesinde yüz bin yıllık dostu köpeği yakıyorlar, diğer yanda uçamayan bir kargaya gözü gibi bakıyorlar.
Şimdi adresini söylersem birileri iyilik yapmak için bizim aylak kargayı alır ve bir kafese kapar… Belki iki sene daha uzun yaşar ama özgürlük vazgeçilmez vatandır.
Karga karga gak dedi, çık şu sokağa bak dedi. Gördüm orda bir karga, yere düşen vicdanımı yedi bugün o karga. afiyet şeker olsun o kargaya, 150 yıl daha yaşa
Tolga ÖZTORUN
Fatih Belediyesi Yedikule Hayvan Barınağı
Gönüllü Muhabiri
18.04.2008