Yardım Etmek İstiyorum

Sizin Köşeniz

 

05. Ocak 2010

FARUK

FARUKFARUK…… Neden ve kim tarafından bu isim verilmiş bilmiyorum. Ama “o” adını biliyor hem de çok iyi. Faruk “bir işi hızla sonuca ulaştıran” demekmiş, baktım sözlüğe. Bizim Faruk, yaşlı, kirli, biraz çoban, biraz kangal karışımı, üzerine bir tutam da terrier atmışlar, çıkmış ortaya durumunda. Yani o bildiğimiz “sokak köpeği” hani her mahallenin vardır ya, işte onlardan. Ben Faruk’u böyle anlatıyorsam beğenmediğimizden değil, sakın yanlış anlamayın. Faruk hayatımda gördüğüm en güzel “kestane kebap” gözlerin sahibi. Yüzünüze öyle derin, öyle sevgili, öyle acı kahve bakar ki, bir daha aklınız ve yüreğinizden çıkaramazsınız o bakışları. Faruk ile tanışmamız bundan yaklaşık 1 yıl öncesine dayanıyor, ofisimizin olduğu ana caddedeki tüm esnafı “haraca” bağlamış durumdaydı Faruk. Ama gücü kaba kuvvetten değil, sevgiden, dostluktan ve onu sevenlere hemen ve sıcacık yaklaşıp kendisine ait değil de bir başka kocaman köpekten ödünç almış, akşama da götürüp verecekmiş gibi duran, orantısız kocaman kuyruğunu pervane gibi etrafında çevirmesinden alıyordu. Faruk, günlük ritüeli olan mahallemizin çocuğu… Sabah 9 civarı nerede yattığını bilmiyoruz ama evden çıkıp işe gelen adamlar gibi çıkıp gelir. Oturur sokak ışıklarının dibinde. Salonudur orası… Sonra yaklaşık 1 yıldır düzenli olarak bizden götürdüğü ve bizim de hiç aksatmadan ve severek ve çok ama çok da isteyerek ısmarladığımız “Gelincik”’ten gelen ve onun için özel rica ile yapılan baharatsız 1,5 porsiyon köfte ve pilavını afiyetle yer. Sonra geçer Starbucks Caffee’nin önünde oturur, gelene gidene bakar mutlaka birilerinin dikkatini çekip, sohbeti koyulaştırdıktan sonra kendisine bir sandviç ya da Taner Börek’ten kıymalı pide ısmarlatır, teşekkür eder, sonra çekilir bir köşeye kestirir biraz, malum yaşlı bir adam Faruk, tüm gün ayakta zor oluyor. Siz bilmezsiniz, Faruk trafik ışıklarından çok iyi anlar. Günde en az 9-10 kere ne varsa karşıdan karşıya geçmeyi kendisine bir sosyal aktivite olarak geliştirdiği için önce karşıdan karşıya geçmek isteyen herkes gibi gider ışıklarda bekler. Onu tanıyanlar bilirler kırmızıyı beklediğini. Ama tanımayıp yolu tesadüfen buralara tek seferlik düşenler ise hayretler içinde bu köpek bizimle neden bekliyor diye bakakalırlar. Sonra ilk sarı yanar, geçmez Faruk, bilir sarı ışığın hazırlan demek olduğunu, kırmızı yandı mı da atmaz kendini hemen. Önce birkaç kişinin yola atlamasını bekleri hah tamam şimdi doğru zaman geç oğlum Faruk… Sonra akşam hava kararmaya başlayınca el ayak çekilmesine yakın , çekilir Faruk. Nerede yatar, sığındığı bir çatı var mıdır bilinmez… Hüzünle ve yavaşça kaybolur gözlerden bir sonraki sabaha kadar… Faruk, bildiğimiz Belediye tarafından zorla alınmış, hadım edilmiş, sonra “Yaşar ne Yaşar ne Yaşamaz” denilerek alındığı yere yani sokaklara geri bırakılmış gariban bir sokak köpeği. Benim, Eczacı Teyzesinin, İnci Ablasının, diğer tüm sponsorlarının elinden tuttuğu, yaşaması için, başına bir şey gelmemesi için olanca güçle koruduğu sokak çocuğumuz. Faruk, aklımdan şeytanlıklar bu ara çok geçiyor, seni ofise alıp önce o kulağındaki kırmızı Belediye plastiğini çıkaracağım, sonra yıkanacaksın köpüklü sıcacık sularla, kocaman pofuduk bir minderin olacak, yaşlılığında kemiciklerin ağrımadan şöööööyle uzun uzun yatacaksın üstünde….. Hain planlarım var çocuk bilesin. O özgürlüğünü alıcam elinden senin J Faruk, adının anlamı gibi bir iş versek sonuca falan götüreceğin yok, ama bizi sevginin, karşılıksız paylaşımın, dostluğun, insanın kendinden başka bir canı da sevmesinin ne değerli olduğunun katlarına çıkardığın kesin. Sağolasın, varolasın, bize insanlığımızı hatırlattığın için. Seni çok ama çok seviyorum, ayağını sıkı bas, dur bakalım bi bekle çocuk… Gözüm sevgiyle üzerinde …. Köfteci Serap Annen

 

19. Aralık 2009

Melek Şarap Bebeğime

 ŞARAP , Benim güzel meleğim…

Şarap’ ı tanıyor musunuz ?

O, bizim barınaktan kurtardığımız, miniminnacık bir bebekti…
Büyüdü…
Ama ne yazık ki, çok değil.

Dün, 18 Aralık 2009′da , 16 gündür sinirsel formuyla savaştığı gençlik hastalığını ( distemper ) ,ne yazık ki yenemedi.
O, benim hayatımda tanıdığım en mükemmel varlıktı.
Bu yazı, ona bir veda yazısıdır.
Geride kalanların için ise, duyarlılık çağrısı.

Biz barınaktan bir can kurtardık, o bize hayatımızın dersini verdi.
Önce sokak köpeği – cins köpek farkı olmadığını öğretti.
Sonra, hastalıkların sevgiyle iyileşebileceğini.
Hatta aşıları yapılırsa, sevginin mutlu ve sağlıklı olmaları için yeterli olacağını.
Felçli hayvanların da sevilebileceğini.
Özrün, ancak bizim kalbimizde olabileceğini.
En önemlisi,
Hasta, engelli, cins veya sokak köpeği, muhtaç bir cana sahip çıkmanın, ona evinizi açmanın, sevginizi vermenin, dünyada tadı başka hiçbir şeyde bulunamayacak bir nimet olduğunu öğretti.

Şarap.
Bugün onun için bir dua da siz edin.
O, onu aldığımız barınakta arkadaşlarının yanında uyuyor.
Ona iyi dileklerinizi, yuva bulmak için bekleyen kardeşlerine ise sevginizi, ilginizive yardımlarınzı götürün.

Şarap,
Minicik boyuyla, verdiği mücadeleyle, sevimliliği ve sonsuz sadakatiyle, binlerce kişinin kalbinde taht kurdu.

Siz Şarap’ınızı ne zaman kurtaracaksınız ?
Gonca Gökçek

Gitme hiç rüyalarımdan…
Kokunu hiç unutturma.
Hep sağımda yat benim geceleri, asla yalnız bırakma beni.
Anneni kimse öpmesin, izin verme, al paçalarını aşşa.
Sen korumazsan, kimse koruyamaz beni.
O minicik bedeninle bana dünyaları verdin sen,
En güzel duyguları verdin.
Anne yaptın beni.
Sana söz bebeğim, kimseyi böyle öpmeyeceğim ben.şşşşş
Gözün arkada kalmasın hiç.
Bana, cesaretini ödünç bırak giderken.
Sensizliğe dayabileyim diye.
Senin kadar güçlü olabileyim diye.
Bebeğim, sen bana dünyaları verdin.
Ben sana, yaşayabileceğin bir dünya veremedim, beni affet…
Isırıklarının izleri bile elimden geçmesin.
Mis kokun burnumdan hiç gitmesin.
Gittiğin yerde sıkı giyin, üşütme.
Kazağını al hep yanına. Ne de yakışır oğluma…
Zilli tasman ben de kalsın.
Sallandıkça sesin odamda yankılansın.
Patilerinin izlerini bile silmeyeceğim evden.
Sepetin cam kenarında duracak.
Odan hep senin odan kalacak.
Patilerinin değdiği her yerde sesin var be bebeğim…
Sen beni hiç pişman etmedin.
Onca yorgunluğuna rağmen, beni bırakıp gitmedin.
Ben sana layık olabildim mi güzel sevgilim…
Annesinin faresi diye şarkı söyleyeceğim sana her gece.
Yanaktan da 100 öpücük.
Anne seni hiç bırakmaz demiştim ya, bırakmıcam bebeğim.
Gittiğin yerde kedileri öp yine, süt patilerini uzat onlara.
Hep en sevdiğin peynir olsun yemekte.
Mandalina da olsun!
Her zil sesinde sen yine anneyi bekle,
Bir gün o kapıdan yanına geleceğim.
Yine ayakkabılarımı çıkarmadan seni seveceğim.
Seni çok seviyorum minik farem, ömrüm.
Gitma hiç rüyalarımdan.
Sakın sensiz bırakma beni …

Çimlerin yeşilini hep camdan gördün sen.
Aslında tek renk değildir çiçekler.
Gökyüzü her mevsim böyle değil.
Kar da yağar bu şehre.
Bembeyaz.
Bilmezsin sen, görmedin.
Sana anlatacak onlara hikayem vardı, bitmedi.
Zaman bize azdı, yetmedi.
Öptüm, kokladım , öyle gönderdim seni.
Yine de gitmen, içime hiç sinmedi…

Kuzum…
Arkanda bıraktığın boşlukta şimdi nefessizim.
Sana söz,
Seni hep seveceğim…
Şemsiye kulaklarından öperim.

Annen.Gonca gökçek..18/12/2009

gonca şarappppp

 

14. Aralık 2009

Şanslı(eski adı derya)dan mektup var..

2deryaköpek
8 yaş civarı olup,gözlerimde katarakt olmasına rağmen beni seçtikleri için çok şanslıyım.Zaten adımıda ŞANSLI koydular.Evin 1,5 yaşındaki kedisi YUMOŞ beni 1-2 hafta içinde kabullendi.8 aydan beri bu evde olmama rağmen sokaktan o kadar çok korkuyorum ki,her tuvalet ihtiyacı için dışarı çıktığımda yine sokağa bırakacaklar diye düşünüyorum ve ilk başlarda ,yarım sokak boyu yürüyüp,ihtiyacımı gördükten sonra hemen evime dönmek istiyorum.Şimdi 1-2 sokak yürüyorum.Zaman içerisinde bunu da aşacağım.Evimi çok seviyorum.Huzuru,mutluluğu evimde Hülya anne ve Balamir babayla buluyorum.
           Çok uysal ve sessizim.Evde Yumoş kediyle yalnız kalabiliyorum.Havlamayı unutmuştum.Birkaç aydan beri sadece annem,babam evde yemek yerken kapı ziline birkaç kere havlıyorum.Yalnızken hiç havlamıyorum.
           Biz köpekler kaç yaşında olursak olalım hep sevgi doluyuz ve sizin sevginize muhtacız.
MERAL anneye de ayrıca teşekkür ediyorum beni tavsiye edip evlat edindirdiği için.Önümde yaşayacağım yaşlılık yıllarımı sevgi,huzur dolu bir evde geçireceğim için çok ŞANSLIYIM.İnşallah diğer arkadaşlarım da benim gibi şanslı olurlar.

Deryanın mektubuna ilave yapacağım bilgilenme ve örnek olma açısından..
Derya 2 sene önce barınağın önündeki sur dibine bir araç tarafından hem de traşlı vaziyette bırakılıp kaçılmıştı..
Dışarda dolaşan bizim serbest köpeklerden korkup can havliyle gazhane nin bekçi kulubesine sığınmış ve bekçinin haber vermesiyle gidip almıştık.Derya çok korkmuştu yemek bile yemedi intihar ediyordu.Önce ismini gazhanede bulunduğu için GAZO koyduk sonra gönüllümüz derya sayesinde  hayata döndüğü için ismini   derya olarak değiştirdik.
Hülya hn la Balamir bey defalarca barınağa geldiler kararsızlardı ,sonunda derya yı tavsiye ettim gene de tereddüt içinde tamam dediler.
Ve doğru tercih oldu derya şanslı, çok mutlu mesut yuvasında  artık içimiz rahat.
Yedikule ailesi olarak sahiplendirdiğimiz aile ile akraba oluyoruz ,görüşüyoruz ziyarete geliyorlar ,desteklerine devam ediyorlar..
Darısı diğer barınakda ki arkadaşlarının başına..derya yemek
Petshoplardan köpek almak yerine terk edilmiş bir cana yuvalarını açan her aileye sonsuz teşekkürler.
derya hülya balamir

 

03. Aralık 2009

barınak ziyareti ve süpriz!

Resim 7881

Merhaba Meral Hanim,
Bugun, barinakta gonullu oldugum ilk gundu. Bahcelievler’den geliyorum. 25 yasindayim.Aslinda ben bugun barinaga geldigimde “Neden gonullu olmak istedim, kopek sevgim birdenbire nasil ortaya cikti? vs. ” gibi konularda sizinle sohbet ederiz diye dusunmustum.
Ama birakin sohbet etmeyi, oturmaya bile vakit olmadigini bugun yasayarak ogrenmis oldum :) Barinaga 11.00′de gelmistim ama saat ne ara 17.00 oldu anlamadim :) Hayatim boyunca sevdigim kopek sayisindan kat kat fazla kopek sevdim bugun. Benim icin gercekten cok farkli ve cok guzel bir gundu. Fazla gorusemedik tabii, yapilacak o kadar cok is var ki… Insallah bundan sonra daha sIk gorusecegiz, onlugumu ve cizmelerimi alip geldikten sonra ve isleri ogrendikce daha verimli olarak faydam dokunacaktir diye dusunuyorum. Buyuk ozveriyle, guzel seyler yapiyorsunuz Meral Hanim, sag olun, var olun. Sizinle tanistigima cok memnun oldum.
Kopek sevdam 10 ay once basladi ve bunun tek sorumlusu Badem :) Badem’i (cinsi Cavalier King Charles Spaniel) tanimadan once kopeklerden korkardim. Basini sevip oksadigim kopek sayisi bir elin parmaklarini gecmemisti. Cok sevdigim, canim Melek ablam dedigim degerli buyugumun evine ilk gittigimde tanistim Badem’le. Ben Badem’i sevmeden -ki korktugum icin sevmeye pek niyetim yoktu zaten- o beni sevdi ve kopek sevgisiyle tanistirdi beni. Melek ablamla konusmaya calisirken, o sirada Badem kucagima
cikmis, o guzel kara badem gozleriyle bana bakip kuyrugunu salliyor. Bir yandan Melek ablama kopeklerden korktugumu soylerken bir yandan Badem’in basini oksamaya basladigimi hayretle fark etmistim :) Badem daha sonra koltuga cikip yanima kivrilip uyumustu.Badem’den sonra kopek besleyen akrabalarimizin kopeklerini de sevmeye basladim. 9 senedir hep uzagindan gectigim kopek, birdenbire kendisini cagirmaya basladigimi duyunca sasirmis olmali :) Ama halinden hic de sikayetci değildi.

Yedikule Hayvan Barinagi’ndan Kanal 1′de yayinlanan “Hayvan Dostu” adli program sayesinde (sanirim mayıstı) haberdar olmuştum. Badem’i uzun zamandir gorme imkâni bulamiyorum. Kopeklerden artik korkmadigima gore orada gonullu olabilirim diye dusundum. Ne de olsa once Badem’i sevmistim, sonra tum kopekleri…
Saglicakla kalin.24 kasım 2009Asli Durust

Yedikule Hayvan Barinagi’ni  2. ziyaretim… Ilkler unutulmaz ama en az ilk ziyaretimdeki kadar guzel gecti zaman. Sevginin bu kadar yogun oldugu bir yerde, vaktin guzel gecmemesi mumkun mu? Onceden korkudan yanina yaklasamadigim tum kopekler, sevmek ve sevilmek paydasinda bulusmuslar burada. Mesela hikâyesini siteden ogrendigim Pitbull Funda. Gecen gelisimde tanismistim Funda’yla. Bu kez geldigimde kulubesindeydi. Sonra, beni tanimis gibi kulubesinden cikip yanima geldi :) Sevdim Funda’yı tabii. Sonra birkac kopek daha geldi. Etrafim sevgi cemberiyle sarilmisti artik :) Kimisi pati veriyor, kimisi dikkat cekmeye caliyor; hepsi de o kadar guzel ki! Bence herkes bir gununu Barinak’a ayirip bu sevgi cemberi icinde yer almali…
Sevgiyle kurulu, saat gibi isleyen bir duzen var Barinak’ta. Is birligiyle, paylasmanin keyfiyle su gibi akip geciyor zaman. Kopeklerin mamalarinin hazirlanmasina yardim etmek, ambari temizleyip düzenlemek, mama dagitiminda yardimci olmak… Barinak’taki herkes el birligiyle o canlar icin bir seyler yapmaya calisiyor.
Bu tablonun icinde yer almak, kendi adima buyuk mutluluk…
Basta Meral Hanim olmak uzere emegi gecen herkese cok tesekkurler.Resim 7862
Asli Durust 3 aralık

 

Bu Not da..Ben meral olcay dan..
aslı o kadar şanslı ki biz hep öglenleri poğaca kurabiye vb atıştırır geçiştiririz öğünü ..
yedikule ailesi tarihinde
ilk kez şeref amcanın ziyafet sofrası oldu hem de  aslı nın ilk geldiği gündü..
Ne derler buna cici annen   seviyormuş aynı öyle oldu.Kısmetli şanslı aslı..
Ziyafette ne mi vardı..istavrit ızgara,çakma çiğ köfte (patatesli),bol yeşillik,lavaş ekmek,kırmızı soğan çok arabeks oldu ama olsun özümüz arabeks zaten!!
 Bize afiyet olsun!!Canınız çekmiştir ama ne yapalım  şeref amcamızın yaptığı güzelliği duyurmak istedim..

 

24. Kasım 2009

nazlı kızım kristal

ben kristal. annem adımı yanlış koyduğunu düşünüyo aslında gözlerimin çok güzel parlamasından dolayı adımı kristal koydu ama geçen 4günün sonunda aslında ismimin ‘nazlı’ olması gerektiği düşüncesine vardı:) neyseki ismimi değiştrmedi kristal olarak kaldı.annemin doğum gnünde geldim. aslında annem doğum gnünde hasta olan köpeği arny’nin süprz yapcağına inanmş hep ama malesef 10 kasımda melek olmş:( ona bn süprz oldum:) geldiğim ilk gün taşıma kabından çıktığım gbi annemin çizim masasının altına saklandım annem çıkmam için fazla zorlamadı beni önüme yemeğimi ve suyumu koydu rahatlayayım diye. ama kendimi sevdrdim hep çünkü sevilmeye çok ihtiyacım var! boşta bi el görsem kafamı koyuyorum hemen bir de güzel mırlıyorum kimse dayanamıyo sevio hemen bni:) odada tek başıma kaldığım bi an kalorifer altına saklandım ve orda durdum annem yatana kadar. gece annemin uyuduğunu sanıp odayı keşif turuna çıktım. sehpanın üstüne zıplayınca annem şaşırdı ve mutlu oldu çünkü bnm arka bacağımdan bri sakat ve annem atlayamycağımı düşünüyordu. sabaha karşı aralık duran dolaba doğru sızdım ve geceyi orda geçirdm taa ki annem uyanıp kapıyı açıncaya kadar… güzel güzel miyavlayıp yne kalorifer altına gttim. anneme ve eve alışamamştım daha… barınak nerde? arkadaşlarım nerde? yanımda gülümser abla niye bnmle oynamıo? barınakta ki ailem nerde? niye bn tanımadığım biyerdeym? sorularyla boğuşurken bi yandanda anneme kendimi sevdriodum sevdirirken ısırıyorum ve trmalıyorum bazen hiç bişi yokken tribe grp ayaklara saldırıyorum:) neyseki bu huyumu hoş görüolar çünkü annem sokakta iyi şeyler yaşamadığımı biliyor agresifliğimn geçiceği inancında!…kendimi beğenmşlik gbi olmasın ama çok güzelim! herkes yumuşak ve parlak tüylerime bayılıyor bnde tüylerimin okşanmasını çok seviyorum hemen sırt üstü uzanıp patilerimi en sevmli hale getirip mırıldanıyorum. eğer annem seviyorsa arada oyun olsun diye ısırıyorum:) kızsada sevmeyi bırakmıyo. tuvalet sorunu yaşıyoruz evde annem bna kum aldı ama bn kum yerine annemin yatağına yapmayı tercih ettim! belki gazeteye alışkınımdr diye gazete kırptı ama bn yne annemin yatağını tercih ettim! tuvalet olarak kullandığım yatağın bir bölümüne gazete kırptı annem buseferde gazete olmayan bi köşesini terch ettm!! evet biliyorum çok inatçıyım ama uğraşsınlar brzcık :) tuvaletimi yatağa yaptığımı görünce annem kızıyo ama en tatlı miyavlamamı yapıp yılışıyorum ozmn ısırmıyorumda daha çok kızmasın diye! çok üçkağıtçıyım çook :) ) annem bna kuru mamadan bşka birşey vermiyo ama geçen gün balık verdi yatağın üstüne çıkıp yedim onu !!! daha çok sevileym diye oturup tüylerimi parlatma seasnları yapıyorum bazen sakat ayağımla çenemi kaşımaya çalışıyorum ayağım boşta sallanıo çenemide getiremiyorum kaşıyamıyorum. annem o halime hem üzülüo hem sevinio çünkü ayağımı kullanmaya çalışıyorum ve sanırım bunu başarıcam :) ayağımı en güzel kullandığım zamanlar yaramzlık yapma zamanlarım. dün gece annemin çizim masasının üstüne çıkıp orda duran keki silip süpürdüm!! annem oraya çıkarken düşmediğime içten içe sevdysede bna çıktığım için brz surat yaptı çünkü orda yaptığı çizimler var onlara pati atarsam annem için hiç iyi olmaz. ama bn akıllı bi kızım annemin çiizmlerine hiiiç dokunmadım sadece cnm brz kek istedi ! :) dün sabahtan akşama kadar annem yoktu eve geldğinde onu özlediğimi farkedince çok şaşırdı çaktırmıyorum ama yvş yvş alışmaya bşladım:) bugün yani 4.gün sonunda annemin odasından çıkmayı denedim korkaklığımı yenip evi gezdim. sonunda salonda yne kalorifer yani buldum ve oradayım şimdi de ordan çıkmıyorum:) ama çıkcam merak etmeyin en kısa zamanda yeni evime alışcam çnkü anladım ki annemin yılmaya niyeti yok ozmn alışmaktan bşka çarede yok :) )
24.11.09 nazlı Kristal(annesi ışıl sungurlular)KRİSTAL