Minik gönüllümüz melis annesi ayşe
hn la barınağımızı 2. kez ziyarete geldi ve kendi yazdığı şiiri de getirdi.Sizlerde okuyun istedik.
HAYVAN BARINAĞI
En güzel şeydir o içimizi rahatlatır.
Köpekler sevgi dolu ,
Yanımıza yaklaşır,
Rahat ,rahat oyna,
Onlardan hiç korkma,
Sana sevgiyi anlatır..
Gönüllü anne ol,
İstediğin saate kadar dur,
Onlarla oyna,eğlen,
Onlara hep sevgiyi anlat,
Sen korkma onlar korksun,
İşte tam cesur olursun.
Yazan:Melis Zeynep Öztutan
![]()
sevgili meral hanım nasılsınız? size karşı mahcubum.. sık sık ziyaret edecegimizi söylemistim şeker le ordan ayrılırken..önemli bir ameliyat gecirdim bu nedenle gelemedik.. en kısa zamanda sokaga çıkabildigim ilk gün barınagı ziyaret edecegiz.. şeker i merak etmeyin çok çok iyi ve mutlu..daha eve geldigimiz ilk günden itibaren etrafındaki herkesi benimsedi.. o kadar sevimli ve akıllıki sokakta bile insanlar durdurup seviyorlar..size birkaç resmini yolluyorum..en kısa zamanda görüşmek üzere kendinize iyi bakın..
BENİM İLAVE YAZACAGIM BİR KAÇ CÜMLE VAR..BARINAĞIMIZA SAHİPLENMEK İÇİN GELEN İNSANLAR YAVRU İSTİYOR BİZE ALIŞSIN EĞİTELİM VB .
ASLINDA NE KADAR GEREKSİZ BİR TALEP..
İŞTE ŞEKER KIZIMIZ 2-3 YAŞLARINDAYDI VE HİÇ SORUN YOK HEMEN ALIŞIYOR SİZE ÇÜNKİ BİR DAHA TERK EDİLMEK İSTEMİYOR .
İstanbul’a ilk geldiğimde Aksaray Orduevinde kalıyordum, oraya yakın
olan Yedikule Hayvan Barınağı’na gidip geliyordum. Ama okul ve
Üsküdar’a taşınmam nedeniyle çok fazla gidememeye başladım. O dönemde bir arkadaşım bakamadığı köpeğini barınağa vermek istedi ve Meral Hanım’la iletişime geçmemi rica etti. Barınağın durumu zaten malum, ben de o dönemde bahçeli bir eve taşınmıştım ve köpek sahiplenmek için sabırsızlanıyordum. Fırsat bu fırsat diyip sahiplenmeye karar verdim.
Bigi bana geldiğinde 4 aylıktı, beagle cinsi ve daha yavru olduğu için
oldukça yorucuydu. Yerinde hiç durmaz, evde kemirilmedik eşya
bırakmazdı. Kızdığımı bakışlarımdan anlar hemen kaçardı yatağın
altına. Ama en fazla 5 dakika sonra önce burun çıkar yatağın ucundan, yavaş yavaş da gözler. O bakışı görünce kızmak ne mümkün, gülmemle birlikte kucağıma atlardı. İstisnasız her gün bunu yaşadık. Bigi geldiğinde alkoliktim, nerede akşam orada sabah sarhoş oluncaya kadar içerdim, okula da gitmemeye başlamıştım. Sonra Bigi geldi, ilk hafta alışalım diye dışarı çıkmadım ve yatağımda yatmasına izin verdim, bir hafta geçti o kadar da mutluyduk ki…
Beraber okula gittik herkesin maskotu oldu.
Hayatında hiç bir hayvana değmemiş arkadaşlarım kucağından indirmedi. Her gün uzun yürüyüşlere çıktık, İstanbul’u keşfettik beraber. Ondan önce gündüz dışarı çıkmayan, gece olduğu yere sızan ben, onunla yeniden insan olduğumu hissettim.
Alkolü bıraktım, son anda derslerime çalışıp okuldan atılmaktan kurtuldum.
Artık her şey yolundaydı, biz çok mutluyduk, sıkıntımız yoktu. Çok güzel günlerdi ama bir gün ben okuldayken evdeki bir torba fıstığı
yemiş ve bağırsakları bunu kaldıramadı. Hiç bir tedavi sonuç vermedi. Alttaki mektubu O’nun ardından yazdım.
hayatıma nasıl girdiğini anlamadım senin. sana nasıl bu kadar bağlandığımı, beni nasıl bu kadar sevebildiğini anlamadım. ilk geldiğinde yatağın üstüne bile çıkamıyorken 5 ayda sensiz yattığım 10 gün vardı sanırım. o kadar alıştım ki sana ben o yatakta nasıl yatarım
bilemiyorum. sanki sensiz hiç yatmamışım o yatakta. gece uyumadan önce yüzümü yalaman, gece horlayıp ya da patini suratıma çarpıp uyandırman, uykuyu fazla kaçırınca üstümde dolaşıp uyandırman olmadan nasıl yatarım ben o yatakta?
sokak kapısını açar açmaz kim üstüme atlayacak benim, kimse beni öyle mutlu karşılamadı, beni kimse senin gibi sevmedi. tuvalete gidince bile kapıda beklerdin çıkmamı… bir kere otele almamışlardı hatırlar mısın, bağlamak zorunda kalmıştım seni, 10 metre ötende olmama rağmen benim yanıma gelemediğin için o kadar ağlamıştın ki şikayetler yüzünden çıkmam gerekmişti benim de… gerçi otelin girişine bıraktığın güzel bir tepki olmuştu…
hep çok inatçıydın sen, yapma dediğim ne varsa yaptın. yaptığını da biliyordun hep, ben daha kızmadan kaçardın. son anında da inatçılığını korudun gözlerini kapatmadın, kapatmama da izin vermedin…
senin bir amacın vardı. insanlara sevgiyi göstermek. gösterdin de seni görüp de seni sevmeyen olmadı hiç. köpekler sahibine benzer, sen bana hiç benzemedin ufacık haline rağmen çok dayanıklıydın, bütün bir gece moda sahilinde koşmuştun köpeklerle, hiçbiri seni yakalayamamıştı. son anına kadar hep dayandın biliyorum. 3 gün yemek yemedin, 3 gün su içmedin, 3 gün hiç uyumadın… dayanacağını biliyordum o yüzden, o geceyi çıkarsak iyi olacaktın, çıkardık sanmıştım ben. sabah 7 olmuştu sen hala beni
izliyordun, hala beni sev diye yanımdan ayrılmıyordun, kurtulduk dedim…
11′de gideceğiz yine acıyacak ama iyi olacaksın demiştim, anlar gibi bakmıştın oysa… ama sen beni o kadar seviyordun ki uyumamı bekledin değil mi, görmemi istemedin… ben uyur uyumaz, en son bana baktığın yere yattın ve 3 gündür ilk kez uyudun.
ama niye böyle zamansız uyudun be oğlum, ben sensiz ne yaparım şimdi?
iyi uykular eşşşek oğlum benim, baban seni hiç unutmayacak
Hasan ARICAN
SEVGİLİ MERAL ANNE…
SİZDEN AYRILIP YENİ EVİME GELİNCE BENİ BÜYÜK BİR SEVGİYLE KARŞILADILAR. İLK GÜNLER YERİM DEĞİŞTİĞİ İÇİN BİRAZ HALSİZDİM AMA BANA ÇOK İYİ BAKTILAR. 1 AYA YAKIN OYUN OYNARKEN İSTEMEDEN ALTIMA YAPTIĞIM OLDU AMA ZAMANLA ÖĞRENDİM. ŞİMDİ 4 ABLAM VE 4 KUZENİM VAR VE BEN ÇOK MUTLUYUM. BÜTÜN GÜN OYUNLAR OYNAYIP PARKA GİDİYORUZ. BENİ GİTTİKLERİ HER YERE GÖTÜRDÜKLERİ İÇİN ONLARI ÇOK SEVİYORUM VE ÇOK MUTLUYUM.
DEYZİ…
SESİMİ DUYAN YOK AĞLAYACAĞIM…
Aylardır sonuçlarını sabırsızlıkla beklediğim fotoğraf yarışması nihayet sonuçlanmıştı.
Meral annem arayıp cumartesi günü zayrekhanedeki arı konakta buluşuyoruz orda olmalısın plaketini vereceğim demişti.
Her zamanki annem olduğunu hissettiren ses tonu ve oteritesiyle tamam aney kızma yanıtı benden almıştı…
Günlerden cumartesi hava güneşli mi güneşli birazda serin malum yine aylardan kasım.Arı konaktaydım, ünlü ünsüz tüm sevdiğim insanlar oradaydı biz eziklerde oradaydık
(yedikule sevdalıları, BADİ,HAVUÇ,ÇİÇO ve LEYDİ ve ve hepimizin annesi Meral OLCAY )… fotoğraf yarışmasını kazanamadığımı biliyordum çünki Meral anne plaketini sen almalısın demişti ve payıma düşen ne yazıkki sadece onur veren bir plaketti.
Bu yarışmaya girmemdeki tek amaç (üstelikte sekiz fotoğrafla) 1.lik olmadı 2.lik oda olmadı 3.lük dallarında verilecek olan para ödülünü alabilmekti.
Paraların miktarı çok da fazla birşey değildi aslında ,ancak bizim yedikule olarak her zaman ihtiyaç duyduğumuz bir kaç kuruşcuk bile olsa, bizim için önemli hatrı sayılır bir bedeldi.
Ama olmadı maalesef fotoğraflarım dereceye giremedi ve ben sevgi barınağımıza bu ödülleri getiremedim başaramadım işte diyecek birşey yok…
Üzüntümü anlatacak kelimede yok, bu öyle bir hayal kırıklığı ki benim için inanın bana tarifide yok…
Plaketler verildi, ödüller dağıtıldı, değerli konuşmacılar büyük bir önemle verilmesi gereken mesajlarını verdiler sonunda herkes kendini sergiye bıraktı sohbetler ediliyor kokteyl havasında çaylar içilip kurabiyeler yeniyordu..
.Bir köşede konuşlandırılmış, barınağımıza ve orada en iyi olabilecek insani şartlarda yaşatılmaya çalışılan hayvan dostlarımız için hazırlanmış yardım standlarını görünce burukta olsa bir sevince gömüldüm en azından dedim buradan birşeyler çıkarabiliriz ezikler olarak elimiz boş dönmeyeceğiz ..
züğürt tesellisinde bulundum kendi kendime ve maalesef haklı çıkmıştım. Ertesi gün barınağa geldiğimde öğrendim yardım standlarından elimize geçen malum teselliyi.
Alın size bir hayal kırıklığı daha ne diyelim bunada şükür…
Eğer kazanmış olsaydım para ödülü değerli başkanımızdan alacak ve tüm herkesin içinde gururla Meral annemize takdim edecek en büyük teşekkürüde bizim eziklere sunacaktım,
Yüreğimden geçenler bunlardı sanırım o nedenlede başaramadım bilemiyorum…
Başkalarının kazanmış olması umrumda bile değildi birirncilik vs. oda önemli değildi ,
Önemli olan parayı almak ve barınağımızın giderlerine katkıda bulunup Meral anneye maddi olarak destek olabilmekti.
Herzaman dile getirdiğimiz ve getirmek zorunda olduğumuz bir gerçeği tekrar yineliyorum ..
Yedikule hayvan barınağı Fatih belediyesinin temel destekleriyle Meral OLCAY annenin gönüllü hizmet savaşı sonucunda var olan bir yer .
Serginin asıl amacıda bana göre Türkiye’de barınak bilincini oluşturmak, doğal yaşam alanları yok edilmiş olan bu canlıları üstelikte bize dost olan hayvanlarımızı koruma altına almaktı.
Gönüllü hizmet söz konusu olduğundan belediyelerinde yapabileceği şeyler sınırlıdır size yerini verir elektirik,su,eleman sağlar sonrası ve gerisi vede ilerisi gönüllü hizmete baş koyan kişiye kalır bizim yedikulede Meral OLCAY annenin olduğu gibi..
.Bu şu demek oluyor ki hayvan sever, doğa sever ve yüreğinde insanlığını yitirmemiş beşerlerin yardımları, destekleri olmayınca şartlar çok ağırlaşmakta .
Barınakta bulunan 2000+ hayvanı ve sorumluluklarını üstlenmiş olan kişiyi zorlu günler beklemektedir.
Bu zor zamanların yaşanmaması yada olası zorlukların giderilebilmesi için her zaman gönülden destekçilere maddi ve manevi ihtiyaç vardır.
İşin içinde gönüllü hizmette bulunan biri olarak yazıyorum maneviyat da bizim için önemli ihtiyaç ,
ancak 2000+ can dostumuzun yaşamlarını sağlıklı koşullar altında güvenle devam ettirebilmesi için giderlerin karşılanabilmesi adına maddi olanaklarımızında kısıtlı olması nedeniyle maddi olarakda desteklere ihtiyaç duymaktayız.
(en basitinden örnekleyelim besin desteği için mama, sağlık için ilaç aşı, zorlu hava şartlarına karşılık korunaklı kulübelerin alınması ,
eskilerin tamiratının yapılabilmesi için malzeme, gönüllü çıkmazsa bulunacak ustanın servis ücreti ve daha nice niceleri)
Bunları neden yazıyorum biliyormusunuz üzüntümü en aza indirebilmenin peşindeyimde ondan.
Acı olan bir gerçeği daha yazmak istiyorum haddim değil belki belki çok erken tez canlı davranarak haksızlık edermişcesine yazıyorum ama paylaşmak istiyorum içimde kalıp sıkıntı yaratmasındansa.
Serginin ödülleri verildiğinde bir hareket beklemiştim kazanan değerli dostlardan bir küçük konuşmayla kazanılan ödülün yedikuleye bağışlanmasıydı.
Bu beklediğim hareketti.Maalesef kimse böyle bir lütufta bulunmadı ,
tamam ödülü vermek istemeyebilirler zorundada değillerdi ancak insan bir kaç çuval mama yada ne bileyim dezenfektan yada ilaç falan bağışlardı .
Ne yazıkki dostlar bunların hiç biri olmadı şaştım kaldım bu konuda yazacak pek bir cümlemde yok sonuç hüsran olunca diyecek sözde bulamıyor insan ..
Duyulan üzüntü karşısında ne diyelim yinede sağolsunlar tebrikler daha ne denirki..
..İşte böyle biz gene başbaşayız Meral annem dostlarımız ve ezikler olarak Rabbim herkesin olduğu kadar bizlerinde yar ve yardımsıcısı olsun.
Bu dünya hepimizin…
En büyük başarı gönülden yola çıkıp bir mola bile veremeden 2000/2001 senesi itibari ile bugüne kadar gelen Meral OLCAY’ındır..
.Allah onu başımızdan eksik etmesin çünkü henüz bir Meral OLCAY olabilecek bir yürek daha yok…
Hepinizi sevgiyle kucaklıyorum…
Yedikule Gönüllüsü Derya KÜÇÜK. 17/11/2008