Merhabalar ,Bu hikayeye başlamadan önce tüm hayvan dostlarını ve dostları için bir şeyler yapmaya çalışanları gönülden kutluyorum.
Aslında benim bu güzellikle tanışmam tamamen bir tesadüftü. Arkadaşımda gördüğüm broşürün hayatımı bu kadar değiştirebileceğini nasıl bilebilirdim ki?
Tüm hayvanları özellikle de köpekleri çok seven biriyim.Broşürü görür görmez sitesi dikkatimi çekti.Hemen girdim;tanımaya çalıştım,bilgi edindim.Bir hafta boyunca elimden geldiği kadar bir şeyler hazırlayarak büyük bir heyecanla barınağa gittim.Daha önce hiçbir barınağı ziyaret etmedim.Ama genelde nasıl olduğunu,nelerle karşılaşıldığını internetten takip eden biriyim.Giderken aklımda acabalar,kim bilirler vardı.Ama daha içeri girmeden,kapıda anladım ki çok farklı bir yerdeyim.Etrafım çılgın gibi kuyruk sallayan,sevgi dolu bakan dört ayaklı dostlarla dolmuştu bile!İçeri girerken daha sabahın erken saati olmasına rağmen neşeyle ve zevkle çalışan arkadaşları görünce daha da şaşırdım.Her taraf mis gibi deterjan
kokuyordu.Kendisini sadece siteden tanıdığım Sayın Meral Olcay’ı bir koğuşta(Kaniş Villaları) tüm köpeklere sevgi seansı uygularken ve tek tek elleriyle beslerken gördüm.
Bizi görünce hemen ilgilendi,bürosuna buyur etti.Başladı koyu bir sohbet.Büroda da köpekler vardı; Mitsi,Fıstık,Meral ablaya aşık Havuç,yeni gelmiş felçli Wisky…Birde minderde yatan bir köpüş vardı.Onun akciğer kanseri olduğunu sahibini uyutulsun diye getirdiğini öğrendim.Ama Meral abla yemek yiyiyor,tuvaletini söylüyor yaşamak istiyorum diyor nasıl uyuturuz son zamanlarını en güzel şekilde geçirecek diyor.Ve o kadar işinin arasında onunla özel olarak ilgileniyor!
Öğlen yemek saatine kadar orada kaldım.Meral ablanın tek başına nasıl mücadele verdiğini,yeniliğe açık olup hep en iyisini yapmaya çalıştığını fark ettim.Çalışanların hayvanları seven,güler yüzlü insanlar olduğunu gözlemledim.Metin abiyle tanıştım.Gün içinde gelen gönüllülerle tanıştım,sohbet ettik.Bu arada her dostumuzun bir adı,bir hikayesi var.Meral abla hepsinin ismini biliyor her sevdiğimin hikayesini anlatıyor,bıkmadan meraklı sorularımı cevaplandırıyor.Her köpek kendi karakterine uygun koğuşta.Kavga yok,
gürültü yok ve hepsi sevgi için birbiriyle yarışıyor… Çünkü bu güzel canlıların tek istediği başlarının okşanması. Meral abla tek dileğim gönüllülerin çoğalması diyor.,insanların onlarla bir şeyler paylaşması.
Gitme vaktim geldiğinde zamanın bu kadar çabuk geçmesine şaşırıyorum.
Günün bittiğine üzülerek ama aldığım tarif edilemez huzurla bir daha geleceğim diyerek vedalaşıyorum.
Ve bir haftayı zor geçiriyorum.Hafta sonu tekrar tutuyorum Yedikule yolunu!Bu sefer daha iyi bir seçim yaparak eşofmanla gidiyorum tabi.
Bir hafta önceki kanserli köpüşün öldüğünü öğreniyorum ama üzülmüyorum.Çünkü son günlerini nasıl güzel ve huzurlu geçirdiğini kendi gözlerimle görmüştüm! Bu arada resimlerde gördüğünüz dünya güzeli canım FISTIKımı anlatmak istiyorum. Kendisini 2. gidişimde daha iyi tanıma fırsatı buldum.3 kere terkedilmiş ve psikolojisi bozuk olduğunu öğreniyorum Ama o kadar şirin ki bir anda aramızda tarif edilemez bir bağ oluşuyor.Barınağımızın tüm köpeklerini çok severim,gittiğimde ilgilenmeye sevmeye çalışırım hepsini.Ama FISTIK kızım benim için bambaşka oluverdi bir anda!
Artık onu görmeden bir hafta sonu geçirmek mümkün değildi.Meral ablanın anlattığı hamilik sistemini öğrenince FISTIK’ın hamisi oldum.Tüm yaz hafta sonları FISTIK’la mükemmel geçti. Sahile gittik,piknik yaptık… Hala güzel havalarda fırsat buldukça kızımla gezeriz
Anlatmaya çalıştığım tüm bu güzellikleri 10 aydır yaşıyorum.Bu güzellik anlatılmaz yaşamak lazım.Yedikuleli(!) olmak bir ayrıcalıktır.
Eğer sizde bir gün kafa dinlemek,huzur bulmak,karşılıksız sevgiyi doyasıya yaşamak isterseniz bu cennetin kapısı herkese açıktır unutmayın.Emin olun 2000 canlının sevilmeye,sevgilerini sunmaya o kadar çok ihtiyacı var ki onlarla geçireceğiniz her dakika büyük mutluluk onlar için ve bu size huzur olarak geri dönecek…
27.04.2006
Özlem AĞCA
YHB Gönüllüsü
Bu köşeye yazılarınızı göndermek için [email protected]
Piton kayıp.
Herkes şaşkın.
Deniyor ki, “4 metrelik piton nereye gider?”
Güzel kardeşim…
Adam 4 kilometrelik fiberoptik kabloyu çalıyor güpegündüz… 4 metrelik pitonu beline sarar, gene götürür.
Siz bakın, fili götürmesinler.
İlginç bir ülke burası çünkü.
Çevre Bakanı’na soruyorlar mesela…
“Efendim, piton nerede?”
Bakan cevaplıyor:
“Bugünlerde kimseye şiş kebap yemesini tavsiye etmem.”
“Hayvan” denince en yetkili makamın bile ilk aklına gelen bu: Mangal.
Bakan haksız değil aslında…
Hiç unutmam, İzmir’de şehrin göbeğindeki havuza güzellik olsun diye ördek bırakmışlardı.
Ertesi sabah yok.
Bir daha bıraktılar.
Ertesi sabah yine yok.
Bir daha bırakmadılar.
Çünkü İzmir’de nüfus 3 milyon…
Başa çıkman mümkün değil.
Yemeyen de var tabii…
Bolu’da yol kenarında bir ayı bulunmuştu birkaç yıl önce.
Ayı çıplak.
Postu yok.
Sonra anlaşıldı ki, yola çıkan ayıya otomobil ile çarpmışlar…
Bakmışlar ki, ayı ölmüş. Postunu yüzüp, satmaya kalkmışlar.
Meraklıyız da aynı zamanda…
Darıca’ya timsah getirmişlerdi, millet görsün diye…
Öööyle duruyor, hareketsiz…
Kafasına kaya attılar, yaşayıp yaşamadığını kontrol etmek için…
Hayvancağız debelendi ama, çok geç… Ruhunu teslim etti.
Var bir sorunumuz hayvanlarla…
“Aman kesme” diyorsun, kesiyorlar.
“Mutlaka kes” diyorsun, kesmiyorlar.
Hatırlayın, kuşlar grip oldu…
” Kes” dediler. Millet kamyonlara yükleyip, dağlara kaçırdı tavukları.
Kimisi de yaktı diri diri.
İlla kesmeyecek.
Hırçın boğaya ateş eden kasap da var, uysal beygire tecavüz eden mühendis de…
Kanunlarımız desen, ayrı alem.
Beygir “cilveli” bulundu ki, hafifletici sebepten, 240 lira cezayla yırttı mühendis…
Şimdi, o beygirin, töre cinayetine kurban gitmesini bekliyoruz.
Dana Ferhat’ımız vardı bir ara…
Murat 124′ün arka koltuğuna oturtmuştu sahibi. Dünyaya haber olmuştuk.
Balina Aydın’ımız da çok meşhurdu.
Bugünlerde Piglet’imiz meşhur…
Hani şu, haram diye, çizgi filmden makaslayarak çıkarmaya çalıştığımız domuz.
Bir defa da, Sütaş’ın ineğiyle dünyaya haber olmuştuk.
Santrfor inek…
Voleyle gol atarken memeleri görünüyor diye RTÜK’e şikayet etmişlerdi, hayali ineği.
Nedendir bilinmez ama, var bir gıcığımız hayvanlara…
Bakın o kadar hazinemiz var.
İlk neyi çaldılar?
Denizatını.
İlginç bir ülke burası çünkü…
İnsan olarak yaşamak zor da, hayvan olarak yaşamak daha zor.
YILMAZ OZDIL
SABAH / 22.06.2006
Bu köşeye yazılarınızı göndermek için [email protected]
15 yıllık hayat arkadaşımız Dost’un böbrek tümörü teşhisi ile çok kötü günler geçiriyorduk. Kolay değil 30 yaşında iki insanın köpeğinin 15 yaşında olması demek yaşamlarının yarısını onunla geçirdikleri anlamına gelir.
Gönüllü olarak çalıştığım Fatih Belediyesi Yedikule Hayvan Barınağı’nın www.yedikulehayvanbarinagi.com sitesinde Yağmur Hanım’ın resmini gördüm. Ancak eşimden çekiniyordum. 2 köpek fikri biraz korkutucuydu. Üzüntülü bir gündü bizim için… Yağmur ailesinin bebekleri olduğu için barınağa terk edilmiş bir kız çocuğu…
Perşembe günü üzerine hiçbir not yazmadan Yağmur’un resmini eşime e
posta ile yolladım. Gelen cevap umut vericiydi benim için ? Sessiz savaşıma devam edersem başarabilirdim. Önce Meral Abla’ya danıştım , karakteri nasıldı ? hikayesi neydi ? Sonuçta 15 yaşında ve hasta bir köpek ve çalışan anne baba hiçbir köpek için çok çekici gelmeyebilirdi. Yine Meral Abla’ya güvendim , yine kazandım. Cuma iş çıkışı ( 30/6/2006) koşa koşa Barınağa gittik. Yaşadığı travma nedeni ile agresif tavırları vardı. Eve getirdik biz o istemedikçe ona dokunmadık. İstediği yerde uyudu , istediği gibi yaşadı. 2. günün sonunda herşey normale dönmüştü ,sevgi yumağı kızımız bize ve evimize ayak uydurdu. İyiki cesaret etmişim iyiki almışız onu. Gün geçtikçe daha da uyum sağlıyor evimize..
İkinci köpeği herkese tavsiye ederim evimize yeniden neşe geldi. Onunla oynayan Dost’umuzun sağlığı çok daha iyiye gidiyor.
Teşekkürler Fatih Belediyesi Yedikule Hayvan Barınağı , Teşekkürler Meral Olcay…
Tolga & Aslı ÖZTORUN
Dost – Yağmur
Bu köşeye yazılarınızı göndermek için [email protected]
Barınakları televizyonlarda ve gazetelerde her gördüğümde ziyaret etmeyi çok istedim fakat kötü bir manzarayla karşılaşmak endişesi içinde her seferinde ertelemiştim.Göz görmeyince gönül katlanır hesabı….ama öyle olmuyormuş.Hayatta hep güzellikler yok maalesef çirkinliklerde var onları görmezden gelip yok sayamıyoruz.Benim gibi hayvan dostu arkadaşım Murat ve ben hangi barınağı ziyaret edelim diye düşünürken Murat internetten Yedikule’ yi buldu.Ve hikayeleri ağlayarak okumaya başladı.Geç bir saatti ve meral hanıma ulaşıp yardım etmek istediğimizi söyledi.Ve en kısa sürede ziyaretlerine gittik.Hem üzüldük hem sevindik.Üzüldük çünkü hayvanın hayvana yapmadığını yapan insanlarla yaşadığımızı ve o zavallıların ne kadar savunmasız oldukları gerçeği yüzümüze çarptı.Evde beslediğimiz köpeklerimizi düşündük başlarına böyle bir şey gelse ne yaparız diye…Düşüncesi bile korkunçtu.Sevindik çünkü o kadar güzel bakılıyorlar ve seviliyorlar ki…Sakatı, körü, kanseri, yaşlısı, bebeği, her cinsi orada o kadar mutlulardı ki… Meral hanımı anlatacak kelimeler bulamıyorum böyle bir sabır böyle bir yürek ve cesaret görmedim. Bizler evimizde bir kuşa bir köpeğe tahammül edemezken o 2000 köpeği sağlıklı yaşatabilmek ve koruyabilmek için mücadele veriyor. Herkesin sınırları ölçüsünde elini taşın altına koyması gerektiğini düşünüyorum. Bunlardan biri yakın zamanda ismi gibi gül yüzlü arkadaşım Gül Gölge oldu. Bunun heyecanından günlerce uyuyamadı gözyaşı döktü. Bundan 3 hafta kadar önce sitede minik bebekleri gördüm anneleri sahibi tarafından hamileyken terk edilmiş bir kangal. Babaları çoban köpeği…Terk edilmeyi hazmedemeyen kangal 3 gün aç kalıp yemek yememiş ve intahar etmiş .Bu arada zeytin(canım benim) onlara süt annelik yapmış.Daha bir haftalıklardı gözleri kapalı dişleri yoktu…Dayanamadım aldım. İsimlerini nazlı ve efe koydum. Çok yorulduk uykusuz kaldık ama her şeye deydi. Çünkü onlar çok sağlıklı ve hayatta kalmayı başardılar. Yaklaşık 2 hafta kadar işe beraber gidip geldik mama saatleri uzadığı için şimdi evde kalabiliyorlar.Tabii annemin gözetiminde… Onlardan ayrılmak çok zor olacak, yerim müsait olsa asla vermek istemezdim fakat onlara bakabilecek bir aile arıyorum.İki hafta sonra aşılarına başlıycaz evde iki köpeğim daha olduğu için onları bir arada büyütme şansım yok. Çok zeki ve çok hassaslar onları barınağa tekrar geri götürmek yerine sahiplendirmek istiyorum.İlgilenenler olursa meral hanım aracılığıyla bize ulaşabilirler.
Lütfen!!!Sokaktakilere sahip çıkamıyosanız en azından elinizdekilere sahip çıkın onları sahipsiz bırakmayın, sokaklarda onları bekleyen şeyler gerçekten çok korkunç ve acı verici…
Teşekkürler, Fatih belediyesine ve Meral Olcay’a
Teşekkürler Gerçek gönüllülere Sanal olmayanlara….
Sevgiler,
Yeşim Ülgen
Bu köşeye yazılarınızı göndermek için [email protected]
Merhaba Meral Hanim
Biz gecen gun sizden buffy (simdiki adiyla Hera) kizimizi evlat edinen ciftiz. Hera yeni evinde cok mutlu ve keyifli.
Biliyorsunuz size gelismizdeki sebep bitanecik oglumuz zorba’yi trafik kazasinda kaybetmemizdi. Acimizi cok derinden hala hissetmemize ragmen, Hera bize olanca sevgisini veriyor, adeta icimizi isitmak icin elinden gelen herseyi yapiyor.
Barinaga gelip, sizin ve calisanlarin yaptiklarinizi gozlerimizle gorup, adeta insanlik dersi aldiktan sonra, ZORBAmiz adina size kangurumdan yardim yapmaya karar verdik. Yaklasik 200 YTLlik bu yardim biliyoruz ki sizin ihtiyaclarinizi karsilamaya asla yetmeyecek ama, bizim de corbada biraz tuzumuz olsun istedik. Bu yardimlarimizi gelecekte de devam ettirmeye soz veriyoruz size… Boylece ZORBAmizin adini da yasatma imkani bulacagimizi dusunuyoruz… Simdilik yollayabildigimiz malzemeler sunlar… sanirim yarin elinize gececektir (kangurum araciligi ile).
Selamlar ve sevgiler
YALCIN – HANDE AKCAY
Biricik oglum,
Bu yaptigin hic olmadi be Zorba’m…Daha ilk dogumgununu kutlayamadan, yaramazliklarini kameraya cekemeden, Altinoluk’a ailece gidip denizde seninle yuzme yarisi yapamadan, senin kokuna, guzelligine doyamadan bizi boylece birakip gitmen hic olmadi oglum.
Babanin ellerinin arasindan oylece kacip gitmissin, denize girmek icin izin kopardin diye sevincinden tur atmaya baslamissin. Babaciginin gozunun icine baka baka firlamissin caddeye, uzaktan yaklasan kamyonu gormeden. 3 saniye…Kisacik 3 saniye icinde terketmissin bizleri. Hersey bu kadar ani oluvermis iste…
O lanet olasi 3 saniye ardinda kalan bizlerin omrunden omur goturdu. Yapayanliz kaldik Zorba’m…Hicbirseyde teselli bulamiyoruz. Evin her yerine kokun islemis, sabahlari ailece keyif yattigimiz yatagimizda hala tuylerin duruyor.
Sokaklarda yuruyemez oldum; bastigim her yerde seninle bir anim var. Dun mezarini ziyaret ettik babanla. Kacirip benden kemirmeye bayildigin taraklarimi koydum basucuna, hala cantamda duran odul buskuvilerini de biraktim yanina. Kendini yanliz hissetme diye; baban, ben ve Sulo’dan ibaret bir fotografimizi, yuzu sana bakacak sekilde kalbinin uzerine ilistirdik. Icimdeki butun aciyi atarim umidiyle seninle yurudugumuz yollardan yurumek istedim, oynamayi sevdigin her yere gittik babanla. Figen teyzenle, Senol amcan da bizimle geldiler. Arkadaslarin Fatos ve Coban’i sevdik. Beraber buyudugun Lufer’in teknesine gittik…Biliyor musun Zorba’m senin ne cok sevenin varmis…Kim duysa gozleri doluyor, “O cok ayriydi” diyorlar. Veterinerin Ibrahim duyunca aglamis elinden hergun ne vakalar geciyor olmasina ragmen. Seni biz yokken gunduzleri tuvalete cikaran Ferit abin toplarini yikamis, uzerilerine “Zorba” yazip, dolabina kaldirmis. Kaptan Gokhan abin, bizim acimizi hafifletir belki diye kendi kopegi Kral’i bize vermeye niyetlenmis. Baban ve benim durumumuzu ise hic sorma…
Sen benim ilk kopegim degildin ama benim icin en ozel olan sen olmustun. Ilk kez senin, tum sorumlulugunu uzerime almistim. Hayatim sana gore planliydi. Sen benim dert ortagimdin oglum. Biricik arkadasimdin benim. Hatirlar misin seninle yollarda gezerken konusurdum hep…Kederimi, sevincimi, yanlizligimi ilk seninle paylasirdim. Nesen bulasmisti bana, sayende dunyaya daha pozitif bakmaya baslamistim. Birlikte bir dunyamiz vardi bizim, birsuru de arkadasimiz, dostumuz…Erol dayin bana sorardi “Neden beni hep aksamustu bu saatlerde ariyorsun?” diye; “…Cunku gunun en huzurlu saatleri bunlar” derdim ona…Oglumla 18:30-20:30 gezinti saatlerimiz…Sevdigim herkesi o saatlerde arardim…
Icimde biraktigin bosluk cok buyuk Zorba’m. Kendimi o kadar yanliz hissediyorum ki… Canim ne zaman sikilsa soyle derdim kendi kendime: “Olsun, Zorba’m var benim…Eve gidip ogluma simsiki sarilirim, sonra onu alir saatlerce gezerim”. Her Allah’in gunu isten eve donerken odanin kapisini actigimda ne kadar sevinecegini dusunurdum. Once uykulu, sismis gozlerinle bana bakar, saatlerdir yanliz oldugun icin 30 saniye naz yapar, sonra var gucunle uzerime atlardin. Simdi ben nasil eve gidecegim Zorba’m?
Her aci zamanla hafifliyor, biliyorum. Lanet beynim aci veren herseyi benim kontrolum disinda sildigi gibi, seni de bir sure sonra silmeye baslayacak. Daha simdiden yuzun parca parca siliklesmeye basladi bile. Cok kiziyorum kendime ama elimde degil bu, lutfen gucenme bana. Ben sensizlige alismak istemiyorum Zorba’m. Senin icinde yer almadigin onumde duran o hayata alismak istemiyorum.
Insan beyni cok garip…Iki gundur zamaninda izlerken cok sacma buldugum “Hayvan Mezarligi” filmini dusunuyorum. Simdi bana ne kadar farkli gorundugunu bir bilsen o filmin. Bilsem ki seni geri getirmenin bir yolu var, hic dusunmeden yaparim oglum.
Seni ve bizleri seven herkes teselli etmeye calisiyorlar babanla beni. “Kopek sahibine gelecek bir aciyi hissedip, uzerine alirmis” diyorlar. “O cok mutlu bir kopekti, mutlu yasadi, mutlu oldu” diyorlar. Neden hicbirsey teselli etmiyor bizi, bilmiyorum oglum. Tek yaptigimiz babanla birbirimize sarilip, aglamak…Ve dua etmek ruyalarimizda seni gorebilmek icin…Ne olur oglum ruyama gir, gel ve anlat bana bu ani gidisinin nedenini. Gel ve teselli et bizi…
Ben seni cok sevdim Zorba’m…Hicbirsey senin boslugunu doldurmayacak…Hicbirsey seninle gecirdigimiz guzelim yarim yili tekrarlatmayacak bana.
Sen bizim, hep cok sevdigimiz Zorba’miz, Zorbik’imiz, Zirto’muz, askimiz, kucuk oglumuz olarak kalacaksin…
Rahat uyu bebegim…
Hande
Bu köşeye yazılarınızı göndermek için [email protected]