Meral Olcay

Köpekçi Hasan Baba

Köpekçi Hasan Baba

Sevgili dostlar, sizlerle elime ulaşan bir yazıyı paylaşmak istedim. “Köpekçi Hasan Baba”

Bundan yüz sene evvel İstanbul’da yaşayan ve Fatih Cami-i şerifinin Karadeniz kapısında yatıp kalkan Köpekçi Hasan Baba İstanbul’un tanınmış meczuplarındandır. Uzun boylu, kılık kıyafetli bir adamdı. Daima yanında beş altı sokak köpeğiyle gezdiği için “Köpekçi Hasan Baba” diye anılırdı. O tarihte İstanbul sokakları sahipsiz köpeklerle dolu idi. Hasan Baba bunlardan hangilerini isterse çağırır, onlar da derhal emrine itaat ederek gelirlerdi. Sokak köpeklerinin her semtte, her mahallede sınırları vardı. Bu hududa, başka semtlerin köpekleri tecavüz edemezlerdi. Ederlerse kavga kıyamet kopardı. Buna rağmen Hasan Baba’nın herhangi bir semtten çağırıp o gün için yanına aldığı köpeklere, başka mahalleden hiçbir köpek ses çıkaramazdı. Hasan Baba bazen bütün bir mahallenin köpeğini yanına alır, onlarla İstanbul’u dolaşırdı.

Hasan Baba, zamanında bütün meczubların reisi gibi idi. Kendisine bir şey sorulduğu zaman yanlış kafiyeli cümlelerle cevap verirdi. Ve ehemmiyet verdiği mes’ele olursa:”Yazın” der ve sözlerini yazdırırdı.
Kimseden on para almaz… Yanındaki meczublarla ne yer, ne yapar kimse bilmezdi. Daima Edirnekapı semtine gittiği için orada oturduğu zannolurdu.

1897’de Yunanistan‘la harp ihtimali kamuoyunu meşgul ettiği sırada Hasan Baba, Melami Şeyhi Terlikçi Salih Efendi’nin Veznecilerdeki dükkanına gelir. Dükkandakiler sorarlar:

-Hasan Baba harp olacak mı?
– Olacak ya… der, yazın.
Dükkanda bulunan Maliye Muhasebe Kaleminden Cemil Bey kalemi kağıdı alır. Hasan Baba söyler:
-Acele ile muharebe. Tarik tarik yürümekle. Beşir’lerle beşaret müşirlerle reşadet. Kalayları, alayları. Meydana çıkararak nişadırların dayanur nı mı?
-Bu ne demek Hasan Baba?
-Dayanabilir mi düşman demektir. Kaç satır oldu?
-Onsekiz satır oldu.
-Onsekizbin alem hürmetine. Say ondokuzu. Al eline çık topuzu.
Ondokuz gün sonra Yunanistan’la harp başlamış ve pek kısa zamanda Yunanistan yenilmiş, ezilmiş bitmişti.
İltifatı da acayipti.
Hasan Baba bir gün sürücü beygirine biner, kocaman ayaklarında büyük yemeniler olduğu için ayakları üzengiye girmez. Aksaray’dan geçerken Valide Camii İmamı Ahmet Efendi ile karşılaşır. Ahmet Efendi:
-Hasan Baba, ayakların yemenilerle üzengiye girmiyor. Yemenileri çıkar sürücüye ver, yalnız çorap olursa ayakların üzengiye sığar, der.
Hasan Baba dediğini yapar, Ahmet efendi’ye:
-İmam! Sende yıllanmış it aklı varmış, der.

Kazasker Muhittin Efendizade İsmet Molla merhum gayet titiz bir adamdı. O kadar ki evde sofraya oturmaz, yemeğini ayrı yerdi. Bir gün Molla bey’in canı paça yahnisi istemiş. Pişirmişler, ayrı sahanla önüne getirmişler, tam yiyeceği sırada kapı çalınmış. Hasan Baba girmiş:

-Molla, demiş sen, bu gün paça pişirttin. Çoktandır canım istiyordu.
İsmet Molla, ister istemez:
-Buyurun Hasan Baba! Demiş
Karşılıklı sahanın başına geçmişler. O zaman elle yenildiği için Hasan Baba elle yemeğe başlamış, hatta arada bir lokma da İsmet Mollaya uzatırmış. Bu fıkrayı dinleyenler Molla bey’e sormuşlar:
-Ne yaptınız? Yediniz mi?
– Eşekler gibi yedim. Yemeyeyim de ne halt edeyim? Hem de Hasan Baba’yı kızdırmamak için ufacık bir iğrenme hareketi yapmamak şartıyla yedim. Meczublar yıkarlar, fakat yapamazlar. İrşat vazifesi verilmez. Bazı meselelerde keşifleri ne ise olduğu gibi söylerler.

Salih efendinin biraderinin hanımı rahatsızlanır, bir türlü iyi olamaz. Adamcağız mahzun bir halde yolda giderken Hasan Baba ile karşılaşır. Hasan Baba:
-Uzaktan! Der, kurtulursun tuzaktan… Ve ilave eder:
-Kurtulakaz topraktan… Hanım 3 gün sonra vefat eder.

Hasan Baba’nın kerametleri saymakla bitmez, onlardan bazıları:
Hasan Baba köpeklere:” Gelin!” diye emir verdiği vakit, civarda ne kadar köpek varsa akın akın huzuruna gelir, o da onlara küfe ile ekmek getirir, doğrar ve yedirirmiş. Hiçbir köpek diğerinin yiyeceğine el uzatmazmış. Bir gün nasıl bir köpeğin ağzındaki lokmayı diğer bir köpek kapmış. Köpekçi Hasan Baba hemen köpeğin kulaklarını çekerek:”Yolsuzsun üç gün huzuruma çıkmayacaksın” diye tekdir etmiş. O vakit bu işe tesadüfen şahit olan oradaki sıra kasaplardan meraklı bir kasap da köpeğe boya ile derhal bir marka vurarak “bakalım hakikaten üç gün bu köpek huzura gelmeyecek mi?” diye dikkat etmiş. Cezalı köpek hakikaten üç gün ağacın dibinde yatmış, diğer köpekler ekmeklerini yedikleri halde onların yanına dahi yaklaşmamış, nihayet dördüncü gün o da Hasan Baba’nın huzuruna çıkarak nasibini almış.

Köpekçi Hasan Baba bir bayram günü Fatih camiinde namazdan evvel elinde resimli bir (Aşık Garip) kitabı olduğu halde derse çıkıyor. Cami-i Şerif bembeyaz sarıklı, mükellef insanlarla dolu. Çıt yok… Hasan Baba ise elindeki Aşık Garip kitabının sahifelerini gayet ağır bir şekilde çeviriyor. Bu iş tam bir saat sürüyor. Nihayet kitabın son sahifesini de çevirdikten sonra yüksek sesle:

– “Ey cemaat. Ders aşık karibe okutulacaktı. Buradakiler ise hepsi garip. Onun için ders yine gelecek seneye kaldı” diyerek bir fatiha çekiyor.
Hasan Baba’nın “karib” kelimesinden kastettiği mana Hakk’a yakınlık “garib” ise Hak’tan uzaklaşmıştır.
İstanbul’daki azınlıklar bir kilise yaptırmak isterler. Fakat Sultandan bir türlü müsaade alamazlar. Meseleyi bir gün Köpekçi Hasan Baba ‘ya söylerler. Hasan Baba bir kağıda şu satırları yazar:
“Sultanım! Yaptırmazsan kilisayi darıltırsın İsa ile Musa’yı”

Ve hemen ruhsat çıkar.
Hasan Baba’nın kabri Edirnekapı mezarlığında Savaklarda Otakçıbaşı sokak 9 numaralı evin karşısındadır. Kabrinin üzeri açık, etrafı 30 santim kadar duvarla çevrilidir. Başucunda iki, ayak ucunda bir olmak üzere üç adet kabir taşı vardır. Kabir taşındaki kitabede:

YA HU
Fatih cami-i şerifi imamının arkasında
Kırk yıl beş vakti eda eden meşhur
Köpekçi demekle maruf kutbül-arifin
Hasan Efendi Hazretlerinin ruh-u şerifleri
İçin El-Fatiha. Sene: 1315.

Kaynak: Veteriner Hekim Fahrettin CERRAHİ

Gönüllü Barınak Yöneticisi
Mimar Meral Olcay
06-08-2007

Meral Olcay

More in Meral Olcay

  • Hayvan Hakları ihlalleri

    Sevgili Dostlar; Son zamanlarda sayısı hızla artan hayvan hakları ihlalleri haberleri alıyoruz içimiz kan ağlıyor. 10 sene...

  • Coco

    Sahiplenmek için gelen ailelerin çoğunluğu ön yargılı. Nasıl mı? Kriterler belirlenmiş. Yavru olsun, ben büyüteyim eğiteyim, kg...

  • Örnek anne

    Patili dostlarımız ve çocuklar. Her iki grup da masum. Bu yaşadığımız evren , tüm canlılarla (İNSAN, HAYVAN, BİTKİ) birlikte...

  • Ormanda yaşam savaşı veren canlar

    Yedikule barınağın annesi olarak, sadece Yedikule nin patili çocuklarını değil, orman çocuklarını da düşünüyorum. İhtiyacımız fazlası bir...

  • Kırılma noktası

    Her canlı için geçerli bir atasözü “ne idim, ne oldum, ne olacağım” ben de garip oğlanın hikayesini...

  • Sokak hayvanlarının toplatılması ile ilgili

    Sokağınızda ,muhakkak alıştığınız ve sevdiğiniz hayvanlar vardır. O hayvanların ortadan kaybolmasını,bilinmeze gitmesini istemiyorsanız lütfen okuyun ! Toplama yapan aracın...