Prof. Dr. Tamer Dodurka

Köpeklerde Yalnızlık Endişesi

Köpeklerde Yalnızlık Endişesi

Gözünüzün önüne getirebiliyor musunuz?

Oldukça iri, güçlü ve cesur karakterli bir köpeğiniz var. Onunla övünüyorsunuz, çünkü bir tehlike karşısında sizi koruyacağına tam olarak eminsiniz. Hatta bir keresinde, sabah gezintisindeyken karşınıza aniden çıkan bir köpek sürüsüne tek başına saldırmak istemişti ve siz onu zor tutmuştunuz. Etrafınızdaki herkese, sizi korumak için, yaşamını tehlikeye atacak kadar cesur olduğunu anlata anlata bitiremiyordunuz. Ama bir gün, cesareti hakkındaki fikrinizin değişeceği aklınızın ucundan bile geçmemişti.

Uzun süren yaz tatili bitmişti ve artık işinizin başına dönmeniz gerekiyordu. O gün köpeğinizi evde yalnız bırakarak işinize gittiniz. Nasıl olsa eviniz cesur köpeğinize emanetti… Ancak, eve döndüğünüzde korkunç bir manzara sizi beklemekteydi. Eşyalar dağıtılmış, perdeler parçalanmış, koltuklar oturulamayacak hale gelmişti. Dehşet içersinde, bunu kimin, niçin yapmış olabileceğini düşünmeye başladınız. Cesur köpeğiniz evdeydi fakat garip bir hali vardı. Sizi büyük bir sevinçle karşılamıştı ama şimdi suç işlemiş çocuklar gibi masum ve çekingen davranıyordu. Bir süre sonra olayın failinin köpeğinizden başkası olmadığını anladınız. Ona bağırıp çağırdıktan ve epeyce haşladıktan sonra bunu neden yapmış olabileceğini düşünmeye başladınız.

Önce, uzun süredir evde ilk defa yalnız kaldığını ve sizi protesto ettiğini düşündünüz. Ama hayır! Eve döndüğünüzdeki masum hali protestocu bir köpeğinkine benzemiyordu. Her halde, sıkıntısını gidermek için bir çeşit oyundu yaptıkları… Belki de, çok sıkıldığı için akşam eve geldiğinizde dikkatleri üzerinde toplamayı amaçlamıştı. Bu defa onu affettiniz.
Bütün geceyi eşyaları toparlamakla geçirdikten sonra tekrar işinize gittiniz. Ve akşam olup eve döndüğünüzde aynı manzarayla ne yazık ki bir kez daha karşılaştınız. Bunun ardı arkası kesilmedi. Her akşam aynı şey yaşandığı için, işe giderken köpeğinizi bir odaya hapsetmeye başladınız. Ama bu sefer de komşular, köpeğin akşama kadar uluduğundan şikayetçi oldular. Gerçekten içinden çıkılmaz bir durumdu.

Son çare olarak veteriner hekiminize koşup durumu anlattınız. Köpek davranış uzmanlarıyla yapılan konsültasyon sonucunda durumun hiç de tahmin ettiğiniz gibi olmadığı ortaya çıktı. Köpeğiniz evde yalnız kalınca korkuyor ve korkudan kaynaklanan gerilimini eşyaları parçalayarak gideriyordu. Tıpkı birisine kızan bir insanın sofradaki tabakları devirerek rahatlamaya çalıştığı gibi…

O cesur ve korusun diye evinizi bile emanet ettiğiniz köpeğin korkak çıkmasına mı yanarsınız, yoksa bu sorun giderilene kadar kaybedeceğiniz zamana mı, yoksa parçalanan eşyalara mı? Haklı olarak çok kızdınız köpeğinize. Hatta, onu sokağa atmayı bile düşündünüz bir ara… Ama veteriner hekim onun, bu davranışı isteyerek yapmadığını, kabahatin biraz da sizde olduğunu anlatınca bu düşüncenizden utandınız ve onu iyileştirmek için her türlü fedakarlığa hazır olduğunuzu belirterek hekiminizden yardım istediniz.

Her hayvan sahibinin başına gelebilecek bu olayın iç yüzü nedir? Bu kadar cesur ve güçlü köpekler neden korkmaktadır? Bunda hayvan sahibinin suçu var mıdır? Gelin birlikte irdeleyelim:

Köpeklerde oldukça sık rastlanılan bu sorunun adı “yalnızlık endişesi”dir. Ülkemizde ve dünyada yapılan araştırmalarda köpeklerde en sık görülen davranış sorunlarından biri olduğu anlaşılmıştır.

Köpek, sahibi evden çıkınca (genellikle çıktıktan birkaç dakika ile bir saat içinde) hatta, bazen çıkacağını anlar anlamaz endişelenmeye, huzursuzlanmaya başlar. Genellikle küçüklüğünde yalnız kalmaya alıştırılmayan köpeklerin sorunudur. Fakat, anneden erken ayrılan köpeklerde daha sık görülür. Bazen köpeğin geçirdiği ruhsal travmalar (sahibinin veya aile fertlerinden birinin ölümü ya da evden ayrılması vb.) sorunun ileriki yaşlarda bile ortaya çıkmasına yol açabilir.
Bu endişe hali, bazen de hayvan sahibinin çalışma programındaki değişiklerden kaynaklanabilir. Belli sürelerde yalnız kalmayı kabullenmiş olan köpek, bu süre herhangi bir nedenle uzatıldığında kendini teskin edemeyip endişe davranışları gösterebilir. Bazen ev halkından birisi, örneğin tatil nedeniyle gündüzleri de köpeğiyle beraber olur, ancak tatil bittiğinde onu gündüzleri yalnız bırakmak zorunda kalır. Bu durum, köpeğin yalnız kalma konusundaki alışkanlıklarını bozabilir. Yine kendi evinde yalnız kalabilen bir köpek, farklı bir eve taşınıldığında endişelenebilir.

Bazı durumlarda yalnız kalmak, köpeğin korkmasında tek başına etkili olmaz. Ancak, yalnızlık nedeniyle zaten gergin olan köpek, ev içinde bazı sesler duyması nedeniyle korktuğunda gerginliği iyice artar ve yalnızlık endişesi belirtileri göstermeye başlar.

Peki bu cesur hayvan neden bu kadar endişelenmektedir?

“Köpeklerin doğasında yalnızlık yoktur” dersek abartmış sayılmayız. Bunu daha iyi anlayabilmek için köpeğin atası sayılan kurtlarda yalnızlık olup olmadığına göz atalım:

Köpekler sürü hayvanıdır; dolayısıyla birbirleriyle ilişkileri olan sosyal canlılardır. Köpek hem kendi hem de insan toplumuyla sosyal ilişkiler kurabilme yeteneğindedir. Köpeklerin ataları olarak kabul edilen kurtların birbirleri arasındaki sosyal bağlar ise köpeklerinkinden çok daha kuvvetlidir.

Vahşî yaşam koşullarında hayatta kalabilmek, hayvanların kolektif olarak avlanabilme ve savunabilme becerilerine bağlıdır. Vahşî yaşamda tehlike her yerden ve her zaman gelebilir. Bu nedenle kurtlar her an tetikte ve grup halinde yaşayan hayvanlardır. Hele ki, bu ortam kurt yavrusunun kendisini tek başına savunabileceği bir ortam hiç değildir. Bu nedenle, özellikle yavrular, istisnaları saymazsak, yalnız bırakılmazlar. Sürü ava gittiğinde bile, götürülemeyecek kadar ufak yavrular başı boş bırakılmaz; onları korumak için bir kurt görevlendirilir ve bu kurt, yavruların etrafından fazla uzaklaşmaz. Yani kurtlar ve özellikle yavrular hemen hemen hiç yalnız kalmazlar.

Kurtların evcilleşmiş torunları olan köpekler, yaşları ne olursa olsun ömür boyunca kurt yavrularının davranış özelliklerini taşırlar (buna neoteni denmektedir). Kurt yavruları gibi, yalnız kalamazlar. Yani yalnız kalmak, buna alışmamış köpekler için endişe verici bir durumdur. Yükseklik korkusu gibi bazı korkuların bizlere atalarımızdan kaldığını dikkate alırsanız, köpeklere atalarından kalma olan yalnızlık korkusunu daha iyi anlayabilirsiniz.
Bazı köpek ırkları bu soruna daha yatkındır. Örneğin ataları bir çok köpeğin aynı ortamda görev yapan (örneğin; sürek avında olduğu gibi) köpek ırkları daha sosyal olup yalnızlığa karşı daha tahammülsüzdür. Hele ki, bu enerjik bir köpekse, yalnız kalmak onun için daha da zor hale gelir. Aksine, tek başına avda kullanılan köpek ırkları bu soruna karşı daha dirençlidir.

Doğal nedenlerden kaynaklanan bir korkuysa, sorunun gelişiminde hayvan sahibinin etkisi olabilir mi?

Köpekler gibi gelişmiş ve öğrenme yeteneği yüksek olan hayvanların doğumdan sonraki ilk davranışları birtakım içgüdüsel dürtüler tarafından belirlenir. Ancak, hayvan çevresinden öğrendikleri ile ilerdeki davranışlarına yön verir. Bir davranış, ne kadar kalıtımın etkisi altında olursa olsun, çevresel faktörlerin etkisiyle ya iyice yerleşir ya da unutulur gider. Örneğin, bir köpek insanlarla birlikte yaşayacağı eve pislememesi gerektiğini doğuştan bilmez; hayvan sahibinin yardımıyla bu davranışını kontrol etmeyi öğrenir. Aynı şekilde, köpeğe evde yalnız kalabilmesi öğretilebilir ve köpek bunu öğrenmeyi başarabilir. Çalışan bir çok hayvan sahibi, köpeklerine farkında olmadan bu eğitimi verir. Çünkü işe gitmeleri sayesinde köpek daha küçük yaşlardayken evde yalnız kalmaya alışır. Eğer öyle ya da böyle köpek yalnız kalmaya alıştırılmazsa ileriki dönemlerde bu sorun ortaya çıkar. Bu eğitimi vermeyen köpek sahibi tabi ki bundan sorumludur.

Yalnızlık endişesi olan köpek nasıl anlaşılır?

Bu tür köpeklerin çoğu yalnız kaldığında yemeklerini yemek istemez, bazıları ise kendisini rahatlatabilmek için endişesini başka davranışlara yansıtır. Örneğin havlar, ağlar, eşyalara zarar verir, gazeteleri, kitapları veya ulaşabildiği nesneleri dağıtır, bazı eşyaları kemirir, bazılarını devirir, perdeleri kopartır, kabloları dişler, özellikle sahibinin kokusunun yoğun olduğu çorap gibi eşyaları ortaya getirir. Kendi kokusunu yayıp güvenini artırmak amacıyla ya da korku sonucu kendine hakim olamadığı için evin çeşitli yerlerine işer veya dışkılar. Bazen sahibinin yatağına işer ki, bu bölgede sahibinin koku yoğunluğu fazladır. Böylece ortama kokusunu da yayarak kendisini daha güvende hisseder. Bazen de kusma, ishal gibi psikosomatik belirtiler gösterir.

Endişelenen köpekler, endişelenmenin şiddetine göre, bu sayılan davranışların bazılarını veya tamamını değişik yoğunlukta sergileyebilir. Bazen tek belirti, giriş kapısının önünde bulunan bol miktardaki tükürük salgısıdır. Bunlardan başka, aşırı hareketlilik, ilgi çekme davranışları, hayvan sahibinin evden çıkmasına engel olmak amacıyla sahibine yönelik agresyon veya hayvan sahibi eve döndüğünde sergilenen aşırı sevinç ve selamlama hareketleri ya da suçunu bilip sahibini yatıştırmak için yapılan bazı davranışlar bu sorununun belirtisi olabilir.
Bazen bu belirtiler diğer davranış sorunlarıyla karıştırılabilir.

Sorunu gidermek için ne yapılabilir?

Şüphesiz en iyisi hastalığın ortaya çıkmasının engellenmesidir. Bir köpek yavrusu, sahibine devamlı eşlik edemeyeceğini anlamalıdır. Bu amaçla yavru köpek gittikçe arttırılan sürelerde, tek başına bırakılarak yalnızlığa alıştırılır. Ayrılık endişesi en çok, tek köpek bulundurulan evlerde görülür; birden fazla hayvan olduğu taktirde bu sorundan korunabilir. Ancak köpek, ayrılık endişesini yaşamaya başladıktan sonra çoğu kez, bir kedi veya köpeğin katılımı da sorunu düzeltemeyebilir. Bunun yanı sıra, pek az hayvan sahibi evde sorunlu bir hayvanla uğraşırken ikincisini alma taraftarıdır. Zaten bazı vakalar kardeşleriyle beraber olan köpeklerde de görülebilir. Bu durumlarda köpeğin kendini güvende hissettiği yer, kardeşlerinin veya arkadaşlarının değil, sahibinin yanıdır. Yani köpekteki endişenin giderilmesinde türdeşleri etkili olamayabilir.

Hayvan sahibi her zaman olduğu şekilde dışarı çıkmak için hazırlanırken köpek, sahibinin çıkacağını bazı sinyallerden algılar (örneğin, arabanın anahtarını almak, ayakkabısını giymek gibi). Bu ayrılma sırasında mahzunlaşarak depresif davranışlar gösterebilir. Bazı hayvan sahipleri, köpeğinin mahzunlaştığını görünce, ona güven verme amacıyla sevgi ve güven dolu sözler söylerler. Bu sözlerin, hayvanın mahzunlaşmasını pekiştirmekten başka bir işe yaramadığı bilinmelidir. En uygun davranış, köpeği ile hiç ilgilenmeden evden çıkmaktır.

Sorun, bizzat sahibinin uygulayacağı davranış terapisiyle çözülebilir. Hayvan sahibinin zamanını alan bir çalışma yapılacaktır. Köpek gittikçe artan sürelerde, hekimin çizdiği plan doğrultusunda yalnızlığa alıştırılmaya çalışılır. Hekim, endişe giderici ilaçlar da önerebilir. Hayvan yalnız kalmaya alıştığında, ilâç azaltılarak kesilir, davranış tedavisi bir süre daha devam eder ve sorununun tamamen kalktığından emin olunca bırakılır.

Köpek günlük planlı yürüyüşlerinden sonra yalnız bırakılırsa, çalışma daha rahat yapılabilir. Birçok vakada egzersizin olumlu etkileri görülmüştür. Hayvan sahibi evden çıkmadan evvel yoğun egzersiz uygulayarak, evden çıkma sırasında veya kısa bir sürede olsa, köpeğin daha sakin olmasını sağlayabilir. Bu durumda hem köpeğin enerjisi hem de gerginliği azaltılmış olur.

Hayvan, çiğneyebileceği türden oyuncaklarla oynarsa gerginliği azalacak, ayrıca yukarda bahsettiğimiz gibi eşyaları çiğneme yerine bu oyuncağı tercih edebilecektir. Bu oyuncak ilgi çekecek cinsten olmalıdır. Hayvanı uyarmak amacıyla sesli olabilir veya oyuncak içersine et parçaları konularak, hayvanın kokuyla uyarılması sağlanabilir. Işık, TV, radyo ya da teybin açık bırakılması bazen yararlı olabilir. Bu oyuncakların verilmesi ya da TV benzeri aletlerin açılması tam da evden ayrılış anına denk getirilmemelidir. Zira bir süre sonra bu işlemlerle evden ayrılma arasında ilişki kuran köpek, bu işlemler yapıldığında endişeye koşullanır.

Köpek eğitim okullarında ayrılık endişesiyle uğraşmak etkili bir yol değildir. Bir çok eğitimli köpek de ayrılık endişesi çekebilir; zira bu olay itaatsizlik veya eğitim eksikliği ile değil, stresin etkisiyle ortaya çıkar. Köpek eğitimdeyken bu sorunu yaşamaz. Aynı eve, aynı koşullarla dönüldüğünde, sorun yine görülür.
Hiçbir canlının yalnızlık çekmemesi dileğiyle…

Prof. Dr. Tamer Dodurka
Veteriner İç Hastalıklar ve Psikoloji Uzmanı

Prof. Dr. Tamer Dodurka

More in Prof. Dr. Tamer Dodurka

  • biilimsel bilgiler ile pitbull gerçeği

    Bilimsel bilgilerle Pit Bull gercegi Son gunlerde biraz da ana akim, merkez medyanin etkisi ve abartici katkisiyla “Amerikan Pit Bull Terrier” (Pit Bull) haberleri medyada sikca yer aliyor. Saldiri, dehset, vahset… Isirilanlar da manken, sunucu gibi kisiler olunca ortalikta koparilan kiyameti tarif etmeye gerek yok. Bu kampanyavari bilgi eksikligi ile dolu...

  • Kuduzla Nasıl Mücadele Edilmez

    Kaynak: Birgün Gazetesi Dünyada, 80’den fazla ülkede salgın olarak kabul edilen kuduz hastalığı nedeniyle her yıl yaklaşık...

  • Kuduzla mücadele için koruyucu veteriner hekimlik hizmetleri yeterli mi?

    Ülkemizde ve dünyada kuduza bağlı insan ölümlerinin yüzde 99’u ne yazık ki kuduz köpeklerden kaynaklanmaktadır. O halde,...

  • Hayvanlarla Uğraşan Kimselerin Kuduz Hakkında Bilmesi Gerekenler

    » Isırılarak kuduz virüsünü alan bir köpek, hastalığı bulaştırmaya ne zaman başlar? Kuluçka süresi köpeklerde ne kadardır? -Hastalığın yayılmaya başlaması için, virüsün ısırık yarasından girmesi, burada çoğalması, beyne ilerlemesi, buradan da tükürük bezlerine ilerlemesi gerekir. Virüs “kanda” ya da “tükrük” dışındaki diğer vücut sıvılarında bulunmadığı için tek bulaşma yolu tükürükle olmaktadır. Virüs...

  • Amerikan Pit Bull Terrier gerçeği

    » Pit Bull Terrierlerin kökeni nedir? Doğada böyle bir köpek ırkı var mıydı? Yoksa bazılarının iddia ettiği gibi laboratuarda mı üretildiler? – Bazıları doğada böyle bir ırk olmadığını söylerler. Bu komik bir ifadedir. Doğada bırakın herhangi bir köpek ırkının olmasını, bir zamanlar köpek diye bir hayvan yoktu. Bütün köpekler ve dolayısıyla köpek...

  • Geçmişten Günümüze Avrupa Ülkeleri Ve Türkiye’de Hayvan Hakları

    Ülkemizde 2004 yılında, binbir zorlukla çıkartılan “Hayvanları Koruma Yasası” doğru dürüst uygulamaya konulamamış ve ne yazık ki, hayvan hakları medeni bir ülkede olması gereken düzeye halen gelememiştir. Oysa, AB Ülkelerindeki hayvan hakları, ulusal yasalarda “hayvanlarda kişilik” kavramını tartışabilecek boyutlara ulaşmış ve AB çerçeve sözleşmelerinde hayvanlar artık mal değil, hissetme yeteneğine sahip varlıklar...