Ünlülerle Sohbet

Yusuf Ahmet Kulca

Yusuf Ahmet Kulca

Yaşamı ile pek çok insana örnek teşkil etmesi gereken sayın Yusuf Ahmet Kulca, Tolga Öztorun arkadaşımızın sorduğu soruları cevapladı

Bu ayki konuğumuz sayın Yusuf Ahmet Kulca

Sevgili Yusuf Bey ,

Bu röpörtajın sorularını hazırlayabilmek için öndelikle sizi ve Umut Çocukları Derneği’ni biraz araştırdım. Aslında anladım ki bu konu malesef benim ve bir çok insanın bildiğinden çok daha derin … Tüm üyelerimizin sizi daha yakından tanımasını ve yaptıklarınızı öğrenmesini istedim.

Ben öncelikle Yusuf Ahmet Kulca kimdir ? Nasıl bir yaşantısı vardı şimdi nasıl bir yaşantısı var onu anlatmanızı rica ediyorum.

Ahmet Yusuf Kulca 15 Ocak 1961 yılında Keşmir’de dünyaya geldi. Alilem Doğu Türkistan’lı. Göçmen bir ailenin çocuğuyum. Babam ve 2 erkek kardeşimle 1969 yılında Türkiye ‘ ye göç etmişiz , o dönemde Birleşmiş Milletlerin katkısıyla toplam 300 aile bizimle birlikte Türkiye’ye göç etmiş. Bir yıl süre ile Zeytinburnu’nda bir misafirhanede kaldık. Bir yılın sonunda dönemin kanunları nedeniyle babama ‘ Çocuklarına bakacak durumda değilsin’ denildi. 1971 Sayılı kanun yürürlüğünce 3 kardeş Çocuk Esirgeme Kurumuna teslim edildik. Ben 12 yıl Çocuk Esirgeme kurumunda kaldım. İlkokul, ortaokul ve liseyi yurtta okudum. 4 Eylül 1981 yılında 18 yaşımı bitirdiğim gerekçesi ile üniversiteyi kazanamadığım için yurt ile ilişkim kesildi. 3 yıl sokaklarda yaşantım oldu. Ardından askerlik görevimi tamamladım. Askerlik dönüşü evsizlik ve işsizlik sorunu yeniden başladı. Asker arkadaşım Hakan Kaynak’ın annesi Çatalcalı meşhur ebe Hatice Kaynak bana bir evini açtı. Bir süre çalıştım , daha sonra Gazeteci Leyla Umar beni Hürriyet Holding’de işe aldı. Gazete paketleri taşımaya başladım. Nihayet 1986 yılında İstanbul Ünivesitesi Edebiyat Fakültesi Pedagoji Bölümünü kazandım. Danışma Memurluğu görevine atandım. 1987 yınında gazetcilğe başlamış oldum.1994 yılına kadar gazeteciliği dürdürdüm. 1994 yılında istifa edip 1995 de Bakırköy Belediyesi’nde Ali Talip Özdemir ile birlikte Sokak Çocukları için çalışmaya başladım. Aileden sorumlu Hasan Gemici , Güldal Akşit gibi siyasilerin danışmanlıklarını yaptım. Şu anda da Demir Çubukçu’nun danışmanlığını yapmaktayım. Böylece 5 Hükümet ve 5 Bakanlık gördüm.

Umut Çocukları Derneğinin kuruluşunu anlatabilirmisiniz ?

Umut Çocukları Derneği aslında 1987 yılında üniversiteye gittiğim dönemde başladı. Ben aslında yetiştirme yurdundan ayrılan ve benim gibi sokakta kalan gençler için birşeyler yapmak istiyordum. Çocuk Esirgeme Kurumu ilgili kanun gereği 18 yaşını doludurup ayrılan her genç için iş imkanı yaratıyordu. Bazı gençler bunu bilmiyordu. Binlerce genci bu yasadan faydalandırarak iş imkanı yarattık. Onların işi kolaydı esas zor olan sokaklarda yaşayan ve evlerinden kaçmış olan çocukların işi çok zordu. Bir süre sonra bireysel olarak bu çalışmalarda yürütülemeyeceğini görünce arkadaşlarımla, komite kurduk. Kendi aramızda topladığımız paralar ile 8 gence Fatih Kadınlar Pazarında bekar evi tuttuk. Sadece evi tutmak ile olmuyordu. Onların psikolojik sorunlarını, yeme içmelerini sağlamak gerekiyordu. En sonunda bunun dernekleşmesine karar verdik. Çevremize danıştığımızda destek görmek bir yana hep köstek gördük. Keybedilmiş Çocuklar olarak görülüyorlardı. İnatla devam ettik 14 Temmuz 1992 yılında o zamanki adı ile ‘ Barınacak yeri olmayan çocuk ve gençleri koruma ve geliştirme derneği’ni kurduk. Zor dönemler geçirdik. 6 yıl sonra güzel şeyler olmaya başladı. Olumlu haber olmaya başladı.Emek verirseniz sevgi gösterirseniz olmayacak şey yok.

Sokakta yaşayan çocuklardan bir otalama yaparsak ne kadarı düzgün bir yaşantıya ve eğitime kavuşabiliyor ? İstatistikler bu konuda ne diyor ?

Şu anda 15 milyona yakın işsizin yaşadığı bir ülkede yaşıyoruz. Bu bağlamda baktığınız zaman sokakta yaşayan çocukları eski haline döndürmek gerçekten kolay birşey değil. Biz öncelikle şunları istiyoruz.

1- Madde bağımlısı olmasınlar
2- Kendileri ile barışık olsunlar
3- Kendilerine ve çevrelerine zarar vermesinler
4- Üretken olsunlar

Bu söylediklerim adam olmak, öğretmen , mühendis olmak anlamında değil, yani bu çocukların % 92 si okuma yazma bilmeyen, veya ilkokul terk eden çocuklar. Çok ilginçtir ki ortaokulu terk edenlerin sayısı % 3, Ortaokul mezunu % 3, lise terk % 1 dir. 8 yıllık eğitimi biz bu çocuklara vermeye başarırsak eğitim bile başlı başına koruyucu ve önleyici bir etken oluyor. O nedenle istatistiklere baktığımızda neredeyse % 70 ini kendi ailesine döndürebiliyoruz. Bu oran çok iyi bir orandır. Bunlar aile problemleri nedeni ile ailelerinden uzaklaşmışlar , onlar arasında bir barış köprüsü kurmak ve onları barıştırmak görevimizdi. Fakat % 30 luk bir grup daha var. Ailelerinin istemediği veya kendilerinin dönmek istemediği bir grup bunlar. Bu kesimle ilgili uzun ve orta vadeli düşünmek gerekiyor. Ancak ülkemizde hala gençliği koruma kanunu yok !

Bayram ile yetmiyor , icraat lazım. Gençler ve çocuklar ile ilgili icraatlarımızı yerine getiremeyen bir ülkeyiz , o bakımdan bu gençlere meslek sahibi olmasını öğretmeye çalışıyorsunuz. İnsanların bu çocuklara önyargılı baktığı sürece işimiz çok zor. İş bulmak çok zor , toplumun bu gençlere bakış açısı malesef ki olumlu değil.

Derneğin logosu gerçekten en az yaptığınız işler kadar başarılı bence. Karanlıktan aydınlığa geçen rengarenk bir çocuk… Bu tasarım kimin fikriydi ?

Bu çok ilginç birşey logomuzun size bunu çağrıştırması çok güzel. Biz tasarım aşamasında hep bu cümleleri kullandık. Karanlıktan aydınlığa geçen rengarenk bir çocuk… Bir konferanstan sonra bize başvuran bir üniversite öğrencisinin dönem ödevi hazırlaması gerekiyordu. Neler istediğimizi anlattık. Çocuk çok renkli bir çocuk, yarısı aydınlıta yarısı karanlıkta. Bütün olarak baktığınızda çocuk aydınlıkta da olsa karanlıkta da olsa çocuktur. Amacımız bu çocukları karanlıktan aydınlığa götürmektir. Logomuz bize bu güce veriyor.

Belitrmeliyim ki bu konunun topluma duyurulması ve ” Sokakta Yaşayan Çocuklar ” adına kendi payıma düşen herşeyi yapmaya hazırım. Okuyucularımız ile derneğinize nasıl yardım edebileceklerini paylaşabilirmisiniz ?

Derneklerin, siviil toplum örğütlerinin ayakta kalabilmesi için ciddi anlamda maddi desteğe ihtiyaçlara ihtiyaçları var. Dilencilere yılda kaptırılan paranın miktarı malesef ki o kadar büyük ki. 1 ytl diye beğenmediğimiz paralar birikerek çok büyük miktarlar oluşuyor. En önemlisi düzenli bağı. 1 ytl den 10 ytl ye düzenli bağış yapıldığında bizler için inanılmaz çalışma alanları doğuyor. Biz bunun farkındayız. Ayrıca , bayramlarda fitre , zekat bağışı olabilir , özel günlerinde çocuklarımızı giydirebilirler. Kart satarak, ayakta kalmak imkansız. Desteklerinize ihtiyacımız var. Kullanılmış veya kullanılmamış kıyafetleri ev eşyalarını , eğitim materyallerini , verebilirler. Gıda desteğinde bulunabilirler. Gönüllü olarak gelerek projelerimizde çalışabilirler. Çocuklar ile birebir çalışp sohpet edebilirler , aynı ortamı paylaşabilirler. Yakında başlayacak internet projemizde bu çocuklar ile chat yapabilirler. www.umutcocuklari.org.tr sitemizden bizi devamlı takip edebilirler. Amacımız doğru bilgilere ulaşmalarını sağlamak istiyoruz. Bu çocukların geleceği onları destekleyen insanların yardımlarına bağlı. (Yarım için tıklayın > )

Fatih Belediyesi Yedikule Hayvan Barınağı ile ilk tanışmanız nasıl oldu ?

Ben daha önce barınaklarada gidiyordum.Basında çok sık övgü ile yer alan yazıları görünce gelmek istedim. Merak ettim ve araştırırken buldum. 3 yıldır seyrekte olsa gelmeye çalışıyorum. Kızım Zeynep’te hayvanları çok seviyor. Evde en rahat beslenebilecek hayvan olan bir kedimiz vardı. Alerjisi nedeni ile kediyi vermek zorunda kaldık. Şimdi de hafta sonları baba kız gelip kardeş köpeğini sevmesini sağlıyoruz. İlerde alerji sorunu çözülünce sözümüzü tutup sizden bir köpek alacağız ona.

18 Haziran 2006 günü barınağımızda düzenlediğimiz ” Yaza Merhaba ” Pikniğimizde bizlere destek oldunuz. Birçok insan sizi görmekten çok mutluluk duydu. Sevimli kızınız ile yavruların görüntüleri inanılmazdı. Bizlere hayvanlar ile ilgili ilişkinizi anlatabilirmisiniz ?

Ben hayvanları çok seviyorum. Sık sık buraya gelerek kızımında hayvan sever duyarlı bir birey olmayı öğrenmesini sağlıyorum.

Sokak hayvanları hakkında neler düşünüyorsunuz ? Sizce barınaklar evsiz ve yardıma muhtaç hayvanlar için uygun yerler mi ? Bu konuda ne düşünüyorsunuz ?

Siz bir hayvan aldığınızda ona ait mekan sağlıyorusunuz bu bir kulube bile olsa o onun evi oluyor. Kediler zaten daha cok evin hayvanları oluyorlar. Sokakta yaşayan hayvanların ise böyle şansı yok. Kuşların bile kış aylarında bakıma ihtiyacı var. Bunu kesinlikle desteklemek gerekiyor. Sokakta yaşayan hayvanlara baktığımda onları sokakta yaşayan insanlara benzetiyorum. Tıpkı insanlar gibi ne tür ihtiyaçları var ise hayvanlarında o ihtiyaçları var. Barınak , korunak veya güvenli bir ortam… Malesef Türkiye ye baktığımızda gerçek anlamda hayvan sevgisi malesef yok. Bu sevgi okulda öğretilecek bir sevgi değil , yaşanarak öğrenilecek bir sevgidir. Ailede yaşayarak defalarca tekrarlarnması gerekiyor ki bu bir davranış şekline dönüşmeli. Umut Çocukları ve Fatih Belediyesi Yedikule Hayvan Barınağı belkide ortak bir çalışma yaparak ‘ Hayvan Korkusu ‘ konulu bir araştırma yapmalı. Hayvan korkuları araştırıldığında görülecek olan şu dur ki ; kent insanları hayvanlardan korkuyor.

Sokakta yaşayan çocuklar ve sokakta yaşayan hayvanlar arasında bir bağ var mı ? Koruma altına aldığınız çocukların rehabilitasyonlarında hayvanlardan faydalanılıyor mu ?

Sokak hayvanları ile ilgili biz büyüklerin , aydınların, sanatçıların , toplumda göz önünde olan insanların çok büyük görevleri var. Yetişkinler toplumun önderleri olduğu için , anne ve babaları çocuk sevmeyen çocukları yetiştirmek işi bizlere düşüyor. Hayvan sevgisi defalarca öğretildikten sonra ancak davranışa dönüştüğü için uzun zamanlı bir öğretidir. Hikaye kitaplarında , çizgi filmlerde ve laflarda hayvan sevgisi vermeye başladık ama hiç bir zaman birebir onları yüzleştirmeden bunu başaramayız. Hayvanseverlerin ve özellikle siviltoplum örgütlerinin hayvanları insanlardan nereye kadar koruyabileceklerini düşünmeleri gerekiyor. Bunun tek yolu çocukları küçükken eğitmekten geçiyor. Küçük yaşta bu sevgiyi verdiğimizde gelecek nesiller bizlerden daha iyi korumacı olacaklar. Ana okullarına ve ilkokullara dersler konulmalı.

Daha önce www.yedikulehayvanbarinagi.com web sayfamızı ziyaret ettin mi ? Sayfamız ile ilgili önerileriniz nelerdir ? ve [email protected] e mail grubumuzu duydun mu ? Mail grubumuza üyer misiniz?

Gruba üye değilim. Günlerim çok yoğun geçiyor. www.umutcocuklari.org.tr nin mailllerine ben cevap veriyorum. Bu benim çok vaktimi alıyor. Mümkün olduğunca sitenizi ziyaret ediyorum. Kızım Zeynep sık sık siteyi ziyaret ediyor. Bir çok kısmını benimle paylaşıyor. Gündemde kalmak gerekiyor. Barınakların çok büyük kısımları safkan hayvanlar. Bu insanlar aldıkları köpekleri şu anda terk etmişler. En büyük problemlerden bitisi bu.

Türkiye geneline bakarsak insan ve hayvan yaşantısını değerlendirmenizi rica ederim. Sokaklarda yaşıyan sahipsiz dostlarımızın hayatlarını kolaylaştırmak için okurlarımıza neler önerirsiniz.

Evlerden terk edilmiş hayvanlar , doğuştan yana sokakta olan hayvanlardan çok daha şanssız. Onların avlanma , yiyecek bulma , korunma gibi yetekleri yok denecek kadar az. Onlara kışın yiyecek yazında su vererek hayatını kolaylaştırabiliriz. Lütfen bakamayacağınız hayvanları almayın. Hayvanların düzenini bozmayın. Nihayetinde insandan farksız canlılar bunlar. Duyguları var, üzülüp sevinip konuşan canlılar.

Kürk giyilmesi ve ticareti ile ilgili neler düşünüyorsun ? Kürk içeren tekstil ürünleri kullanıyormusunuz ?

Asla …. Hayvanların ticari değerlerini düşünmek beni çıldırtıyor. İngiltere’de şu ara çok moda bir şapka var. Ayı postundan yapılan bu şapkalar için her yıl yüzlerce vahşi ayı öldürülüyor. Bu insanları anlayamıyorum. Gelenk adına acımasız olamayız. Doğa bizi sel felaketleri ile , depremler ile cezalandırıyor. Doğa ile birlikte yaşamak zorundayız. Doğa kanunu bozmamalyız. Şöyle bir çelişki var ;

Bir insan kendi eli ile yaşama alanını , doğasını , yiyeceğini i suyunu yok eder mi ? Biz ediyoruz. Bunun bedelini ağır ödiyeceğiz.

Sormayı unuttuğum bir soru var… Evinizde bir hayvanınız var mı ?

Kızımın alerjisinden önce kedimiz vardı ama artık yok. Zeynep in alerjisi düzendiğinde bahçeli bir eve taşınacağız ve bir köpeğimiz olacak. İhtiyaç sahibi bir köpek olacak bu.

Sevgili Yusuf Kulca barınağımızdaki 2000 minik dostumuz adına size çok telekkür ederiz. Yanımızda olduğunuzu bilmek çok güzeldi. En kısa sürede barınağımızda yeniden görmek dileği ile…

Saygılarımla ,

*** Sokak çocukları ve sokak köpeklerinin bir arada uyuduğu fotoğrafı bizler ile paylaşan dostumuz Ezgi Aktaş’a teşekkür ederiz.
Konuğumuz: Yusuf Ahmet Kulca
Muhabirimiz: Tolga Öztorun

01/07/2006

Ünlülerle Sohbet

More in Ünlülerle Sohbet

  • Vatan Şaşmaz

    Yedikule ailesi olarak ,2007 senesinde ziyaretimize gelen, hayvansever dostumuz sevgili Vatan Şaşmaz’a allahtan rahmet acılı ailesine sabır...

  • Kafesler Boşalsın Tom Regan

    Sevgili Yedikule Ailesi ; Biliyorsunuz ” Ünlüler ile sohbet ” köşemizi yaklaşık 4 senedir keyifle hazırlıyorum, ancak...

  • Ross Ariffin… bir müzisyen…

    Sevgili Yedikule Hayvan Barınağı Dostları , 4 Ekim Dünya Hayvan Hakları Günü sebebi ile sizlere çok uzaktan...

  • Ünlüler ile Hoşsohbet : Cemal Gülaş

    Sevgili Yedikule Dostları , Bu ay ” Ünlüler ile Hoş sohbet ” köşemizin konuğu Türkiye’nin en alternatif...

  • Çağla Şıkel

    Sevgili Yedikule dostları , Bu ay “ Ünlüler ile Hoş sohbet “ köşemizin konuğu eğlenceli Türkiye’nin en...

  • Levent Üzümcü

    Sevgili Yedikule dostları , Bu ay “Ünlüler ile Hoş sohbet ” köşemizin konuğu eğlenceli bir adam …...